anlattigin masallar yankilanirken
odanin 4 ciplak duvarini kan elbiseleriyle donatti sila
yer alti opucugu gerdaninda los gozlerin bos
bakisin mora caldi, diken batti, batoz vardi Karadeniz agladi
adini yazdigim kayalara ask dalgalarim var haberin ola guzel
yalan yalan dolan dunya doner, her mevsiminde inan
gozlerim acik dursa ne yazarki sozlerin gozlerime gem vur
gormiyeyim sevmeyeyim ask nedir bilmeyim
olum ac kucaginida gelsin bu can sana
anaokulunda aşık olmuştum bi kıza yıllarca kimseye aşık olmadım sonra 5. sınıfta birine sardım sonrada hayatımın amına koydu işte küfrettim olabilir ama her aşkın sonunda biri birinin amına kor bu bir kaidedir yanlış mıyım?
oyle bir sey ki, aradan yillar geciyor, tek kelime konusmuyorsunuz ama hala o sizin hayatinizin merkezinde oluyor. sair ceketli cocuk diyor ya "yuruyorum sanki senin yaninda" diye, aynen oyle iste. yalniz olmuyorsunuz hicbir zaman, o sanki hep yaninizdaymis gibi oluyor. cay demleyip iki bardak dolduracak kadar siyirmiyorsunuz belki ama bir masada tek basiniza oturup onunla sohbet edebiliyorsunuz cayinizi yudumlayarak. baskalarina asik olmayi deniyorsunuz ama kim ciksa karsiniza gozlerinin icine bakiyorsunuz ve "sen onun tirnagi olamazsin" diye geciriyorsunuz icinizden. yataga yalniz yatip onun saclarini kokluyorsunuz, mesajlar yazip siliyorsunuz her gece, okumasi imkansiz olsa da ona ithafen yazilar yaziyorsunuz, gormeyecegini bile bile resimlerini ciziyorsunuz. sahneye cikiyorsunuz mesela, onu ariyorsunuz seyircilerin arasinda, orada yok biliyorsunuz ama ariyorsunuz iste. onun iyiligi icin ondan uzaklasiyorsunuz, o mutlu oluyor siz olmadan, tuhaf ama siz de mutlu oluyorsunuz mutluluguyla. dogum gununde pasta alip mum ufluyorsunuz. karsiniza cikan her insani reddediyorsunuz ve reddederken daha da baglaniyorsunuz o insana. onun insanustu bir varlik oldugunu dusunuyorsunuz. her seyini seviyorsunuz, her seyini. beraber yediginiz cikolatanin ambalajini bile sakliyorsunuz yillarca. agliyorsunuz, guluyorsunuz, yumruklarinizi sikiyorsunuz anilar canladikca gozunuzde. ona istediginiz zaman sarilamiyor ama istediginiz zaman dusunebiliyorsunuz, bunun icin akil sagliniza dua eder hale geliyorsunuz.
sizi aldatmis oluyor mesela, "ne guzel aldatmis canina yandigimin" diye geciriyorsunuz icinizden. yalan soylemis oluyor, "ne guzel de keklemis beni zamaninda" deyip gulumsuyorsunuz. oyle tuhaf kiliyor insani, sasirtiyor cizgisinden.
o kadar boktan bir şey ki. canını o kadar yakıyor ki insanın. insan ne gidebiliyor ne kalabiliyor. eli ayağı tutmuyor. gülse gülemiyor ağlasa çare değil. yorgunluğu bu kadar derinde hissettiren belki başka bir şey yoktur. hele ki değmeyen biriyse yaşarken öldürmüyor yaşarken sürünmeyi öğretiyor.