mantığı, kalıbı olmayan derin bir duygudur. 2 günlük heveslerin aşk olarak değerlendirildiği günümüzde adının çok anıldığı ama kendisini bulmanın zor olduğu bir hal.
karanlıktır bir yüzü öteki yüzü sevgidir.
hüzünlü bakar yağmurlu bir sonbahar sabahı gibi, çiğ düşmüş yapraklarına.
yağmur yağarken gökyüzüne bakmak gibidir.
huzur veren bir depresiflik ve kollarında sonsuzluğa uzanmak.
saçları arasında uyuya kalıp gözlerinde konaklamak
başlangıcı ve bitişi belli olmayan,
tırnak ucundan saç telinden,
gülüşünden öpüşünden,
2 insan 1 beden.
sevişirken hissetmek onu
bacaklarının arasından evrene karışmak
karanlıkta kaybolmak
rüzgarlı bir havada kadıköy'de yürümek gibi tıpkı.
şehvet ve ihtirasın duygusal hezeyanı ahh aşk !
hoyratca yürünen bu dikenli yolda
ölümünü bekleyen mahkum kadar beyhude gülümsemek.
tekrar tutabilseydim ellerini bırakmazdım.
hayat enerjim çekilmiş gibi ahh dost,
desen diyebilsen ki zamanı geri alacaksın, alabileceksin,
tüm dünya'yı iblisin gazabına bırakıp lanetlenmeyi göze alırdım.
Aşk, bir başka varlığa karşı duyulan derin sevgi. Sevgi kuramının kurucusu Psikanalist Erich Fromm, sevgiyi, insanlığın sorunlarına bir yanıt olarak, kişideki aktif ve yaratıcı gücün kaynağı bir enerji olarak ve bu söz konusu yaratıcılıkla sevmeyi de bir sanat olarak tanımlar. Bir sanat olması bakımından da uygulamada olgunluk gerektirir.
Aşk da tıpkı iktidar, şan, servet gibi çıkar hasletlerinden biridir.
Fakat aradaki fark şu: vicdan ve hatta din ile bu 3 nitelik kontrol edilebilir.
Fakat aşkı vicdan ve dinle kontrol etmek güç hatta imkansızdır.