Ask cok agir ya ben bayadir asik olmamistim iki yil kadar bunyem kaldiramiyor bir daha asik olmama karari aldim insanin butun mutlulugunu aliyor kimse kusura bakmasin ama ask bir boktur yani beseri asklar.
seversin,değer verirsin,sadık kalırsın, ondan başkasını görmezsin, her halta göz yumarsın.o napar ? senin yedek parçanı bulundurur,sana hiç bir zaman sevgi vermez,her önüne gelen erkeğe domalır.
ha aynen aşk aynen.sizin aşk dediğiniz şey, başka erkeklerin sizin hatunu çatır çutur yemesi.
aşk sevdiğini yolda tesadüfen görünce peşine düşmek, kaybedince sokaklarda koşa koşa onu aramaktır.
buluşamayınca sevdiğinin olduğu yerlere gitmek, aynı kaldırımı arşınlayıp 10 metre arkasından takip edip en son polise şikayet edilmekten son anda kurtulmaktır aşk.
aşk gül yüzlù sevdiğini 5 dakika görebilmek için 40 derece güneşin altında 1 saat bekleyip çöldeki mecnuna dönmektir.
ısrarla gözünün içine girmeye çalìşıp en sonunda yanından geçip giden yarıçıplak bir kadına asla bakmamaktır aşk.
oruçlu sevdiğini düşündùkçe akşama kadar su içmemektir.
siir tadinda sevmektir kadinini.
basit bir siir degil elbet, okudugun,
yazdigin en guzel siir olacak. nazim
hikmet, edip cansever, ahmed arif gibi
tum ask sairlerinin yazdiklari hikaye
olacak onun yaninda. kafiyesiz olacak,
ayni olmayacak senin icin sacinin her
teli, herbiri digerinden guzel olacak. ve
o siiri yazdiktan sonra oleceksiniz.
baska siir bilmeyeceksiniz.
oyle duygusal degilim ben demelerine
bakmayin, gozyaslari bosa degil.
aşk acı çekmektir, uzaktan mutluluğunu izlemek, kendine eziyet etmektir. sevilen Rock grubunun şehrinde konser vermesi ama kişinin gidememesidir aşk. Amaç elde etmek değil, tutkuyla bağlanmaktır.
Ya da siz en iyisi bu üç harfli lanete bulaşmayıp, başınızı derde sokmaktan kurtulun. Aklınızın ucuna gelmeyecek şeylere şahit edebilir aşk sizi, bazen öyle bir yerlere savurur ki, olmak istemediğiniz mekanlarda olur, gözyaşlarınızla sarmaya çalışırsınız yaranızı, tuz akaydı gözlerimden dersiniz; saf tuz. Bu kelimenin anlamına onlarca duygu ilişiyorsa da, aslında bir şey hissetmezsiniz; şöyle bir şey hissetmezsiniz, felç gelir geldiği yeri toptan kesip atsanız anlamazsınız hani, artık vücudun o bölgesinin değeri yoktur, işte aşkın tanımı da felç olmak, paralize olmaktır; hipnotize olmaktır. Ne derseniz deyin, subjektiftir aşk.
Ciğerin yanmasıdır. Mutluluktan yedi arşa tırmansanız, veyâhut da acıdan ağıtlar yakıp, yedi bin kat derindeki cehennem çukurunda alev alsanız da.. Ciğerinizin yanacağını bilip, ezberinize almanızdır.
Yorulup, bitâp düşeceğinizi bilseniz de; asırlık bi çöle alelâde dalmanızdır belki de.
Sahi, nedir aşk ?
Aklı yitirip, meczup olmak mı ? Kaç aşık, bu amansız hastalıkla baş etmeyi bilebilmiştir ?
Sıfır.
Allah, kalplerimizi doldurup taşıran bu kutsal hisle bizleri imtihân eylemesin sözlük. Bize kuvvet versin. içimizdekine sahip çıkma adına. **
kimi der leyla ile mecnun
kimi tapar ayse ile fatma
esas iş kalpte dostlar bunlar uydurma
hayallerde dolasma as artık kendini
bul hayatının kadınını sew deli gibi
hayatını harca ona bosa vakit zarar
sewginin deerinin bilmieni bos hayat paklar
sen gel takıl bana tekrar bul kendini
ondan sonra sallamasın ne mecnunu ne ayseyi
6 sene sonra edit: sevgili suserler daha çocuk sayılabilcek bir yaşta girdiğim bu entryi her ne kadar saçma da olsa silmeye kıyamıyorum. yüce anlayışınızla lütfen tiksinmeyiniz. "tarihteki olaylar o dönemin şartlarıyla değerlendirilir." verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz..