imkanı olup da çok güzel bulduğu bir kadını köpek gibi kullanan, her istediğinde cinsellik yaşayan, o kadın tarafından övülen, hediyelere boğulan bir erkek aşkı anlatsın da ben de dinleyeyim.
hal böyleyken aşk maalesef safi olarak kadınsızlık, kadınsız kalma korkusu ve güzel bulunan kadına hayranlıktan ibarettir sevgili liseli ve hala liseli kalan dostlarım. bahsettiğim duygular bir s.kiş fırsatı kovalarken günler ve belki haftalar boyu yer değiştirerek sizin saçmalamanıza neden olur. işin kadın tarafı, kadınların nasıl aşık olduğu biz erkekleri ilgilendirmeyen konular tabi. anlayabileceğimiz bir dünya da değildir zaten ama aşağı yukarı aynı şeylerin yaşandığı aşikar.
sonuç olarak sevgili liseliler şu dünyada anneniz dışında hiçbir kadınla özel bir bağınız yoktur, olamaz. tecrübeyle sabit ki eğer ilk fırsatta o kızın ağzına vermiş olsaydınız romantik şarkılar, o güzellik, o endam, o bakışlar ve daha milyon kere saçmalıklar aklınızın ucundan bile geçmeyecekti. tek ihtiyacınız olan art arda gelen ve saatler süren cinsel birlikteliklerdir. cinsel organınız yabancı bir vücuda girip amaç vasıl olunca bütün büyü yanar, kül olur. böyle ucuz şeyler içinse kendini paralamanın zerre kadar değeri var mıdır? onun da kararını zekanız yettiğince siz verin.
etüt gibi bir şeye yazıldım 2 hafta önce demo dersler başladı bir kızdan hoşlandım bu sefer oldu dedim kendi kendime neyse kızdan instagramını aldım konuştuk falan dün bu günde kıza kitap aldım hediye edecektim. kızın sevgilisi var mı diye kontrol etmek ama cıyla sana bir hediye aldım yarın vericem dedim. kızda kabul etmedi.
kitabı almadan önce dedim ki kendi kendime bu kız da olmazsa bir daha hiç olmayacak harbiden de olmadı hiçte olmayacak bundan sonra. her şeyi geçtim kız "kabul edemem" yazdığında çok koydu bana.
aşk başka bir insana karşı duyulan bir histir.
lakin çok abartılmıştır.
bizler kafamızda hayali bi karakter oluşturur sonra karşılaştığımız herhangi birine bu karakteri giydiririz.
bundan sonrası hüsran, çünkü hayalimizdeki karakterle karşımızdaki insan farklı kişilerdir ancak biz bunu anlamamakta ısrar eder insanları değiştirmeye, farklılaştırmaya çalışırız.
kimse benim kafamdaki karaktere bürünemez, bende başkasının istediği gibi olamam.
eğer mutlu olmak istiyorsak karşılaştığımız insanları olduğu gibi kabullenmeli yada selam verip yolumuza devam etmeliyiz.
aksi taktirde bi balıktan koşu şampiyonu olmasını beklemekten bi farkı kalmaz.
Bence boyle bisey var. Ama denk gelmesi sans meselwsim mesela suan misakı milli sinirlari icerisinde karsilikli guclu sevgi hissedebilcegim bir kadin var muhtemelen ama benim o kadinla alakam yok. Kaderimiz neyse cekeriz mi oluyo bu simdi peki?
Sadece şairlerin anlatabildiğine inanılan dünya üstü hissiyat.
Aşkın tanımını yapabilmek zor değil. Fakat nesnel bir tanımı yok. Aşk tamamen öznel bir duygu. Ünlü üstadın dediği gibi "ben bu şekıl geyinirim, sen bu şekıl geyinirsin, bu şekıl geyinir."
Yani herkesin "geyindiğine" göre değişir aşk.
Enişte dobloya, baba at yarışlarına, anne oğullarına aşıktır. Ben de sana aşığım güzel kadın.
Literatürdeki bütün tanımları değiştirdiğine, altüst ettiğine yemin edebilirim. inanmıyorsan aha dayıya sor. Dayı da aşık olmuş zamanında:
Bir kadın sevmiş sırma saçlı, iri iri gözleri olan, gerdanı bembeyaz, sureti cennet! istemeye gidecekleri gün, başkasına vermişler kızı. Babası dövmüş bir de üstüne. "Utanmıyon mu lan görüştüğü olan kıza bizi istemeye getirmeye?" Demiş. Bilmezmiş ki, kadın da adamı seviyor olsun. Kızı başlık parasını daha çok veriyor diye ağla zırla başkasına vermişler.
Cehalet işte. Anlamamış baba. Babaya laf söyleyebilmeye, Anlatabilmeye ne hacet genç adam.
Yıllar geçmiş, bizimkisi dayanamamış acıya, hasrete. Nerelere gitsem, ne etsem derken kendini Ankara'da buluvermiş. Üç de çocuk vermiş eline, gönlüne yabancı bir kadın. Gönül hala Çorum'un bayat ilçesine bağlı bir köyünde tabii.
O dayı şimdilerde güvenparkta gül satıyor.
Dolmuş duraklarına giderken ona rastlayabilirsiniz.
En ucuz gülü o satar her daim, cevabı da hazırdır:
"Ben gül veremedim sevdiğime, siz verin."
Aşk benim nezdimde budur.
inanmıyorsan "aha dayıya sor."
18 yaşına geldim artık ve hala ciddi bir ilişkim olmadı. hiçbir kız sevgime karşılık veremedi ve tabi bu da derslerime aynı şekilde yansıdı berbat bir ortaokul geçirdim. lisede pek farksız sayılmaz açıkçası.
bakın aşk ve sevgi önemli şey hatta yaşamak için temel şey benim için. rüyalarımda hep aşık oluyorum ve istediğim kişiyle mutlu mesut yaşıyorum ama gerçekte olmuyor. çevremde ne kadar kız varsa hepsi abuk subuk hareketler yapan serserilerle çıkıyorlar. anlamıyorum insan gibi insan olunduğunda neden bir kızın dikkatini çekemiyorum?
neyse çok yazdım şunu diyebilirim ki iyi bir ilişkiniz varsa kıymetini bilin, yok arkadaşmış yok maçmış gibi muhabbetlere girmeyin eğer ciddi düşünüyorsanız bir ömür geçireceksiniz ve o bir yana hayatınızdaki diğer şeyler bir yana olacak.
-en azından benim için öyle hanımcı diyebilirsiniz ama ben sevdiğimde gerçekten dibine kadar seviyorum.
neyse siz kızlar serserilerle, gece kulüplerinde takılan ne olduğu belirsiz insanları tercih etmeye devam edin. sonra neden aldatıldım neden böyle oldu muhabbetlerine girmeyin kendiniz kaşınmış oluyorsunuz.
Kimilerine yasaktır ifadesi yüzüme acı acı gülüyor şu anda. Teşekkürler etrafımdaki her şey! Aşkı benim için tek hakikat haline getirmeme sebep olan herkes! Teşekkürler! Kalbimin her gün paramparça oluşuna aldırmadan yaşamaya çalışmak zorunda olduğumu hatırlatan sekiz-beş teşekkürler! Teşekkürler kuşlar! Teşekkürler kahve! Teşekkürler gözyaşlarımla kabaran kitap yaprakları! Teşekkür ederim onun ismindeki insanlar!