sabahın köründe içi buruk o sakin uyanışından, gecenin bir vakti ağlaya ağlaya uyuyacağın saate kadar aklından bir saniye çıkmayan, baktığın, gördüğün, dokunduğun her yerde onu hissettiğin, zaman zaman anımsayıp gülümsediğin, bazen de anımsayıp ağladığın, tüm bunları yaptığın ve uğruna canını, kanını, her şeyini vermeye hazır olduğun kişi aşktır.
Aşkın simgesi KALPtir. Ancak kalbin aşkla hiçbir ilgisi yoktur. Aşkın kaynağı BEYiNdir destekçileri ise hormonlardır. Aşık olanların yemeden içmeden kesilmesi, uykusuzluk çekmesi bilinen belirtilerdir. işte bütün bunların nedeni de aslında bu çok çalışan hormonlardır.
(bkz: Dopamin)
(bkz: noradrenalin)
(bkz: feniletilamin)
kısaca hormonların etkisiyle Avuç içinde terleme, kalp artışında hızlanma, göz bebeklerinde büyüme, dalgınlaşma ve sorulara geç cevap verme veya tam zıttı olarak konuşkanlık ve heyecan meydana getirir.
Çok fazla yanlış anlaşılmaya baslandı. Gerçekten birbirini ömür boyu seven insanların duygusu için kullanılıp aynı zamanda mesajla başlayıp mesajla biten bazı duygumsulara da aynı tabirin kullanılması kabul edilir cinsten degil. Iade-i itibar edilmesi gereken kavramlardandır.
arkadan is cevirmenin dizilerle ve filmlerle bu kadar ozendirildigi, zengin olmanin oneminin vurgulandigi bir dunyada siz gercekten bu ask denilen seye inaniyorsaniz size acilen uyanmanizi oneririm.
herkesin belki bildiğini Sandığı ama bilmediği duygu.
ben bilmiyorum mesela. hele ki aşk gerçek ve tam anlamıyla bir bağlanma hissi veriyorsa ben daha hiç aşık olmadım. ve kanımca sevmekten, değer vermekten çok daha başka bir şey bu.
nefretten sonraki insanı en çok etkileyen ve değiştiren duygu. belki de nefretten sonra en güzel duygu ama insanlar basit egolarından bunu yaşamayı bilmiyorlar. fakat basit ve sığ insanlara göre değildir bu duygu. biraz derinlik gerektirir onu yaşamak için de hissetmek için de. nefret gibi duygu varken yanında hiç kalır aşk fakat yüzyıllardır insanların dilinden düşmez. abartılmış olmasa, bu kadar ayağa düşmese ve her yerde görmesek, çok daha klas olabilirdi ama şimdi ayaktakımının dilinden daha öteye gidemiyor.
ayaktakımı bu duyguyu konuşur, biraz derinlik sahibi insanlar yaşar bunu. nefret ve aşk gibi iki klas duygu, sanıldığı adar basit ve sığ şeyler değildir.