ünlü filozof marquis de sade'nin şu şekilde eleştirdiği şeydir.
"Tekrar ediyorum, eğlenin; ama asla âşık olmayın; âşık olarak kafanızı daha fazla karıstırmayın: Size gereken sey
ağlayıp sızlamalarla, hıçkırıklarla, kaş göz isaretleriyle, aşk nameleriyle bitkin düşmek değildir; düzüşmektir..."
insanı şair ya da küfürbaz yapan hain duygu. ya çok mutlu olur, aşkının şiddetiyle güzel şiirler yazar ya da mutsuz, huysuz, öfkeli biri olur çıkarsın. ortası olmaz.
Ben aşka "çılgınlık" diyorum. Yaşanması gereken çılgınlık. Üzerine binlerce şarkı yazılan, hayal kurulan en büyük yalan. Bazen üzen bazen mutlu eden. Ama hep olması gereken.
Belki de bitmek tükenmek bilmeyen arzularımızı dizginlemek için kendimizin uydurduğu sıradan bir olgudur aşk.
Belkide hiç bilmediğimiz sulara yelken açıp uçsuz bucaksız okyanusların içinde kaybolma isteğidir aşk.
Aslında aşk insanların kalbinin söylediklerini beynin reddetmesidir. Kısacası akıl işi değildir...
AŞK
simdi sen kalkip gidiyorsun. git.
gozlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
oysa ben senin gozlerinsiz edemem bilirsin
oysa allah bilir bugun iyi uyanmistik
sevgiyeydi ilk acilisi gozlerimizin sirf onaydi
bir kus konmus parmaklarima uzun uzun otmustu
bir sevismek gelmis bir daha gitmemisti
yoktu dunlerde evvelsi gunlerdeki yoksullugumuz
sanki hic olmamisti
oysa kalbim iste suracikta carpiyordu
surda senin gozlerindeki bakimsiz mavi, guzel lafli istanbullar
surda da etin cogaliyordu dokundukca laflarin dunyalarin
oyle duzeltici oyle yerine getiriciydi ki sevmek
ki karakoy koprusune yagmur yagarken
biraksalar gokyuzu kendini ikiye bolecekti
cunku iki kisiydik
oysa bir bardak su yetiyordu saclarini islatmaya
bir dilim ekmegin bir iki zeytinin basinaydi doymamiz
seni bir kere opsem ikinin hatiri kaliyordu
iki kere opeyim desem ucun boynu bukuk
yuzunun bitip vucudunun basladigi yerde
memelerin vardi memelerin