topuklu ayakkabıyı çok sevdiğinden,
çok yoğun bir gün geçireceğini ve ayağına kramp gireceğini bilmesine rağmen o topuklu ayakkabıyı inatla giyen kadının ısrarıdır aşk.
ya da ağzına kadar alkolle dolmasına rağmen, o son dubleyi de içen adamın ısrarıdır...
ısrarcı olmaktır aşk,
ısrar etme arzusu bitti mi, zaten aşk da bitiyor nitekim.
Sebebi şarap mıdır yoksa şarabın sebebi midir bir türlü anlayamadığım yapıcı-yıkıcı durum. Bazen o kadar karmaşıklaşıyor ki hızına ve saçmalamalarına yetişemiyorum. N'apıcaz bu işleri? Boşuna dememiş bulutsuzluk özlemi; n'olacak bu benim sonum, n'olacağım ben?
Henüz tanımı tam olarak yapılamayan tarifsizlik hali. Aklın sürekli sevilen ile meşgul olması, kendi mutluluğundan önce onun mutluluğunun istenmesi, ben demekten önce ilk önce sen denecek kadar fedakarlık isteyen, birkaç duyguyla birleşmesi halinde mutluluğa kavuşan, diğer türlü hep acıya endeksli karmaşa.
Beladır. Bu dünyadaki yaşanırlığı ve görünürlüğü ezel bezmine dayanan,her zaman beka arzusunu da beraberinde taşıyan duygudur. Kul belayı kendi ister allah da verir. Velev bela aşkın belası da olsa...