Aşk bir bataktır, dışarı çıkmaya çabaladıkça içine gömüldüğün bir batak.
gerçekleri örten hayal perdesidir aşk.
ve o perde kalktığında acı görürsün aşkın yerinde.
imkansızdır aşk, sevsen birini o sevmez seni, seni seveni sen sevmezsin.
kendini kandirabilirsin o da beni seviyor diye.
eğer sen seviyorsan bil ki o seni sevmiyor.
Dokunma kalbime zirâ çok incedir kırılır
O tıpkı mâbede benzer ki, orda hıçkırılır
Gülersen aşkıma gönlüm harap olur yıkılır
O tıpkı mâbede benzer ki, orda hıçkırılır
gavsi baykaranın bestesiyle dolaylı yoldan taşmış bir aşk timsali şarkı.
güfte: ?
Makam: Sûznâk
Usûl: Düyek
işe giderken kapıyı açmak, ceketini giydirmektir kapıdan çıkarken.
Saygıdır...
Gece sancıdan uyuyamadığında saçlarını alnını okşamaktır acısını dindirebilmek için.
Şefkattir...
en sevdiği hediyeyi almak, yada en sevdiği yemeği pişirmektir.
Özveridir...
sinirliyken cevap vermemek, küsken gönlünü almak için takla atmaktır.
Sabırdır...
başka tene dokunamamak hatta düşünememek, kokusunu hiç bi kokuya değişememektir.
Sadakattir...
onsuz kalmaktan herşeyden çok korkmaktır, nefes gibi ihtiyaç duymak, bazen yaşama sebebin olmasıdır.
bağlılıktır...
Herşeyden önce, kişiye özeldir. Aşk birkaç tadın bir araya gelmesi gibi,
Her gönülde farklı tadı olan, her yürekte ayrı anlamı bulunandır...
Sevginin tapınırcasıdır. Sevgiyi kıskandırandır. Seni seviyorum'a anlam katandır...
çok basittir ve çok zararlıdır. tek cümleyle bu şekilde tanımlanabilir.
sağda solda hep aşık olmamızı isterler. hep aşk şarkıları dinleriz, her filmde aşk vardır. dizilerde aşk vardır. kitaplarda aşk vardır. sokakta aşk vardır.
sürekli bunu dayatırlar bize.
peki neden?
nedenini ben de henüz çözemedim.
evet bunu çözemedim henüz.
her şeyi çözdüm bir bunu çözemedim amk.
neyse, siz şunu bilin yeter gençler; "aşk zararlıdır."
kesinlikle bir insana aşık olmayın.
uzak durun.
mesela sevgilinin suratına bakarak kaybettiğiniz zamanı kendinize harcasaydınız neler olurdu hiç düşündünüz mü?
ya da el ele tutuşup sokaklarda gezmenin manası nedir. size ne katar bu?
ayrıldığınız için, ya da açılamadığınız için sabah akşam neden içiyorsunuz ki? salak mısınız siz?
bir de babam böyle pasta yapmayı nerden öğrendi?
bakın hobi olarak yine aşık olun. ama bari evlenin de bir boka yarasın.
evlenmeyecekseniz boşa zaman kaybetmeyin.
hayat kısa.
allah'a aşık olun,
bilime aşık olun,
ormana aşık olun,
denize aşık olun.
toprağa aşık olun.
ama insana aşık olmayın.
insan çıkarcıdır.
çıkarlar ters düşerse yarrak gibi ortada kalırsınız.
geçen gün belediyenin kapalı spor salonlarında kalan evsiz bir amca, aynen şöyle diyordu; "e işte sevdik bir kadını, sonra bu hallere düştük."
o hallere düşmeyin gençler. düşecekseniz bile başka şeyler uğruna düşün.
Sevimli bir o kadar da lanet edilesi bir durumdur. Çünkü siz seversiniz o sevmez. Aşık olursunuz fakat o sadece zaman geçiriyordur. Ayrılma bahanesi de '' Sonunda ayrılacaktık Ahmet, üzülme '' olacaktır.
(bkz: Sonunda öleceksin neden yaşıyorsun?)
Aşk pişmanlıktır. Mümkünse aşktan kaçın. Zararını siz görürsünüz.
evrilmeye en açık kavram. bir gün önünüze nefret, sevgi veya başka bir şey olarak çıkabilir. buradan paradoksal bir yanı olduğunu düşünebiliriz. işte zihin beden ilişkisinden tutun da bilincin mantıksal işleyiş yönlerine kadar cılkını çıkartmışlar bu kavramın. öyle bir irdelenmiş ki, modern dünyanın en büyük hastalığı haline gelmiş.
bir de başka bir pencereden bakmak gerekir diye düşünüyorum. hayatı bir çizgi olarak düşünelim. bu çizginin hiç bozulmadan dümdüz gidebileceğini varsayamayız. seçimler, aynı zamanda dış etkiler o çizgiyi öteye beriye çekerek ileriye doğru taşır. yaşadığımız her deneyimin, aslında bizim bu dünyada yaşamak isteyip de yaşayamadığımız diye düşündüklerimizin düğümlendiği bir nokta vardır. o düğümler aslında bizim kendimize karşı olan duyduğumuz sorumluluğun yerine getirilemediğinin kanıtıdır. her neyse.
ben doğduğum günden öğreniyorum. gerekli gereksiz her şey var bunun içinde. ne için? bunların hepsi bir arayış gibi. bir etki, bu dünyada yaşadığıma kendi benliğimden bir kopya; bir kanıt bırakmak istiyorum. ama işin başlayıp da bittiği her noktada "arayış" eyleminde duraksıyorum.
aşk var evet. ama aşık kişinin hallerini gözleyin, en sorunsuz aşk yaşayan insanlar bile bu aşkları boyunca, onun içinde bir arayış içinde olmuşlar. şikayetler bunun en güzel kanıtı mesela. doyumsuzluk halleri, kıskançlık temalı hareketleri, çekememezlikler; hep bir arayışın boşa çıkma korkusu veya kaybetme korkusu. belki hem arayış hem de kaybetmek korkusudur.