aşk adamı olgunlaştırır , düşüncelere boğar . hem en güzel duygulardan biri hem de bir o kadar acıdır.aşkına kavuşunca senden mutlusu yoktur ama bir de şu vardır (bkz: platonik aşk).
Edebiyat yapmağa değer görmeyecek kadar tanımsızdır aslında aşk sırf onu daha iyi görebilmek için 3000m ye tırmanıp ellerin kafanın altında yıldızları izlemek gibi.
hani bi film vardı, slumdog milionaire diye. başrol çocuğu Amitabh Bachchan'a hayrandı sanırım ve abisi umumi tuvalette iken tam amitabh'ın geleceği sırada onu tuvalete kilitlemişti. çocuk da o adama hayranlığından o tuvaletten çıkabilmek için kendini bok kuyusuna atmıştı ve o haliyle insanları yararak amitabh'a ulaşmış ve elindeki fotoğrafını imzalatmış; deli gibi sevinmişti.
he böyle bi şey işte.
aşk da aynen böyle.
boka batıyorsun ama elindeki imzalı fotoğrafa deli gibi seviniyorsun. ne battığın pislik ne koku hiç umrunda olmuyor.ta ki o fotoğraf elinden gidiyor işte o zaman o kötü kokular burnuna geliyor, pisliği görüyorsun.
yo hayır bakın, kesinlikle acımasız olmak maksadıyla yazmadım bunu. öyle bi duygu ki, onca kötü şeyin içinde, çok güzel çok müthiş bi şey olabiliyor.
he şu an çok kendini bu duyguya uzaklaşmış biri olarak bunları yazıyor olmamdan ötrü sanırım, böyle saçmaladım.
not:ağzı bozuk değilim ama böyle ifade etmek hoşuma gitti.
biri sizi alır göklere çıkarır sonra bırakıverir önce korkarsınız, sonra alışır akışına bırakırsınız.. daha da dibe giderken öyle biri çıkar ki karşınıza öyle bir anda çıkar ki ve öyle bir çıkar ki.. bütün yaralarınıza, bütün acılarınıza rağmen onunla tekrar başlamak istersiniz.. Onun farklı olduğuna inanırsınız. inanıyorum, umarım yepyeni bir şeylere başlayabilirim ve her şey eskisinden daha güzel olur..
şarkılarda, şiirlerde söylenen bir hal. gerçekte varmıdır yokmudur bilmiyorum. bulduğunu zannedersin, taktikler, oyunlar içinde kayar gider. ama en güzeli karşılıksız halidir, yada söyleyememe zamanları.