baktığınızda, aşırı dozda alkol almak gibidir. mide de bulandırır, bir duble daha içilir buna rağmen. içer içer içersiniz, sonra bir yerde, o kadar sarhoş olursunuz ki, kokusunu duyunca bile mide bulandıracak kadar mideyi bozarsınız.
böyledir işte, dibine kadar tüketmeyeceksin.
Umutlarimin tukendigi anda geldin hayatima. Bu hayatin hicbir anlami kalmamisti, simdi ben bastan basa sen. Hosgeldin guzel yuzlum, kara gozlum. Sen bunlari bilemesende hosgeldin...
öncelikle gerçek değil diyeni zükerim. kalbi acıyan siz değilsiniz nasılsa. neyse bana göre aşk kavuşamamaktır. çünkü öle bişeyki bu meret onunla birlikte olmayı herşeyin sıfır noktası yapar. hayatın mutluluğun herşeyin. düşündürmez kavuştuktan sonra ne olacağını. öle işte. bide aşık olmayın belanızı sikerim. öperler.
mona rosa şiirine anlam kazandıran, kız kulesinin saygıya durduğu kişinin adıdır. aşırı dozda kalbe ve mideye yan etkileri vardır. ama insana atın ölümü arpadan olsun dedirtecek kişidir.
Yeni aldığın telefon elinden düşer, seke seke logar ızgarasının tam üzerinde, içine düşmeden durur ya, işte budur aşk. Yoğun heyecan, panik ve mutluluk bir arada.
sonuçta ekranın kırılmış olmasıda kaçınılmaz son.
(bkz: eyyorlamam bu kadar)
gerçekte olup olmadığı bile bilinmeyen duygudur. bence yoktur. vardır ama tek taraflıdır yani iki tarafta birbirine sırılsıklam aşık olamaz olursa bir tarafın götü kalkar dolayısıyla aşk yok işte. saçmalık hepsi seversin çok seversin ama bir süre sonra geçer biter unutursun.
öyle bir şeydir ki bulutların üstüne çıkarır seni önce. sonra farkına varmadan aşağı düşmeye başlarsın. önce yavaş yavaş düşersin hiç birşey anlamazsın. düştüğünün farkında olmadığın içinde hiç bir önlem almazsın korunmak için. sonra ivme git gide artar tam çakılmaya ramak kalmışken anlarsın nolduğunu. zaten iş işten geçmiştir de. eğer sağlam bir psikolojin varsa düştükten sonra yaraların iyileşir zamanla. ama yoksa ruhun sakat kalır. hep bir tarafın yarım devam edersin hayata...