biraz bastırınca tekrar kanayan, kolayca kabuk tuttuğu için çabuk geçeceği düşünülen ama tam olarak iyileşmemekle birlikte iyileştiğinde yılların geçmiş olacağı yaradır aşk.
Aşk, kendinden vazgeçme halidir, kendi benliğini ezmeden 'biz' olabilme hâlidir. insan egosu denetlenmesi en güç olan şeydir. Bunu ancak aşk becerebilir, sadece aşk ile üstünden atlayabilirsiniz. *
Charles bukowskiye o anı kayda alan kişi şöyle bir soru yöneltir.
+Aşkı tanımlar mısın?
-Aşk? Gün doğmadan uyandığınızda bir sis görürsünüz ya kısa bir süre sonra orada durur, sonra birden yok olur gider.
+ciddi misiniz?
-Kesinlikle.
+yok olur gider mi dediniz? ;
-evet hemde çok hızlı bir şekilde. Aşk, gerçekliğin ilk ışıklarında yok olacak bir sistir.
Her hakiki aşk hikayesi umulmadık dönüşümlere yol açar.
Aşk bir milat demektir.Şayet "aşktan önce" ve "aşktan sonra" aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir.birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir...
her hakiki aşk, umulmadık dönüşümlere yol açar. aşk bir milad demektir. şayet "aşktan önce" ve "aşktan sonra" aynı insan olarak kalmışsak, yeterince sevmemişiz demektir. birini seviyorsan onun için yapabileceğin en anlamlı şey değişmektir! o kadar çok değişmelisin ki, sen sen olmaktan çıkmalısın.
Sen aşkı neye benzetirsin güneşin doğuşuna mı, bol yıldızlı geceye mi, uçsuz bucaksız bir okyanusa mı neye benzetirsin aşkı. Ben artık yorulmuşum onu anladım bu aşkmış meşkmiş meseleleri yüzünden yıpranmışım. Seversin sevilmezsin, özlersin yalnız kalırsın. Sevdik mi tam seviyoruz ama karşılığı yoksa eğer o sevgi sana doğrultulmuş bir silahtır ve eninde sonunda o silah ateş alır yaralanığ düşersin yere...Aslında aşk yada sevmek bizim karakterimizi yansıtır karakterimiz nasılsa aşkımızda, sevgimizde öyleder öyle yaşarsın. Aslında aşk bir bilmecedir, kimse bu bilmeceyi doğru düzgün çözmüş değil.