aşk; bulunduğun yerin küçülmesi, aynaların güzel göstermesidir. çünkü aşıksan evlere odalara sığamazsın, ve dünyanın en güzel insanısındır. öyle şeyler hissettirir ki aşk, yutkunmaya üşenir aç uyursun, yastığın yeni yıkanmış bile olsa deterjan kokusunun altından onun saçlarının kokusunu hissedersin. öyle güzeldir ki aşk, kusurları en sevdiğin şeylere, zorlukları çözmek istediğin eğlenceli bulmacalara dönüşür. o kadar zordur ki aşkı anlatmak, bazen anlatmaya yetecek cümle bulamaz sadece susarsın.
Bak o eski rüya geri dönüyor;
Yukarda yıldızlar, mayıs gecesi,
Ölümsüz sevgiye yeminler ettik
Oturup ıhlamur altında hani.
Bağlılık yemini, üst ,üste yemin,
Konuştuk, öpüştük, güldük seninle,
Tuttun bileğimden ısırdın beni
Verdiğim sözleri tutayım diye.
Ey gözleri duru duru güzelim,
Ey dişleri ak pak, karlardan beyaz,
Yeminler ortama uygundu ama
-Gücenme- ısırık fazlaydı biraz.
heinrich heine
aşkta o ısırık .
birini çok fazla düşünmekten ibarettir. düşünürsünüz sonucunda umursarsınız ve mutlu hissetmenizi sağlayan çeşitli hormonlar salgılarsınız. bunların sonucunda düşündükçe mutlu olduğunuzu zannedersiniz. hormonlardan birisi adrenalin olduğu için kalp atışınız ve nefes alışınız artar. işte aşkın kimyasal tanımı. ve tek gerçek tanımı. dikkat, oyalayıcıdır.
beğeni ve arzulamanın masum halidir. güzel bir duygudur ancak bir o kadarda vahşi ve tehlikelidir. bittiğinde acı verir, içinizde göt olma hissi uyandırır. öyle lanet bişeydir.
uzun zamandır aklımı kurcalayan sorunun ta kendisi.
aşk;
o günaydın demeden güneşin doğuşunun bi anlamı olmadığıysa,
onu mutlu edemediğinde kendini işe yaramaz hissetmekse,
onun derdine derman olamadığında saçını başını yolmak istemekse,
onunlayken saatlerin nasıl işlediğinin farkında olmamaksa,
geçirdiğiniz zamanı uzatmak için gelen otobüse bile binmemekse,
uykusuzluktan ölürken onun iyi geceler mesajını görmeden uyayamamaksa,
onu kafese kapatıp size özel olmasını istemekse..
adım adım gelip beni tekrardan bulmakta olan. ne kadar korkuyor olsam da, ne kadar çekiniyor olsam da, ona baktığımda yıllar öncesinden tüm külleri derinlere gömülmüş bir yanardağın yeniden canlandığını hissediyorum ya bu bile aşkı yeniden bulmak için sabırsızlandırıyor. ve o yaklaştıkça koşup onu yakalayasım geliyor. gitmesen olur mu ki bi daha?
Aşkın ve sevginin hormonlarla da ilgili olduğu kanıtlanmıştır. Örneğin, annenin çocuğuna duyduğu karşılıksız, sonsuz sevginin kaynağı doğum sonrası salgılanan hormonlardır. Bu hormonlar yalnız kadınlarda (ve memeli hayvanların dişilerinde) bulunur ve yalnız doğum sonrası salgılanmaya başlar.
Ancak aşk olarak tanımlanan ve karşı cinse veya hemcinse duyulan tutkulu sevgide farklı hormonlar görev yapar. "Aşk hormonu" olarak tanımlanabilen tek bir hormon henüz bulunamasa da yapılan çalışmalarda bir deneğe aşık olduğu kişi gösterilince kanında mutluluk hormonu, cinsel istek hormonu, stres hormonu ve adrenalinin arttığı tesbit edilmiştir. Aşk olgusunda birden çok hormonun rol oynadığı ve bu hormonların görsel, işitsel veya psikolojik etkilerle salgılandığı öne sürülmüştür.