sevgili sözcüğünün yetersiz kalmasıdır.annen, baban, kardeşin, dostun, kalemin, yorganın,yediğin yemeğin, sevdiğin her şeyin o olmasıdır. fedakarlık yapmakta, beklemekte sınır tanımazsın. hasta olunca başında beklemek istersin, dokunmak onun gözlerine bakmasının yanında yetersiz kalır. hafızanın yetersiz olduğunu bilerek her yaşadığın anı not etmek istersin. ilk konuştuğun günü, sana ilk güldüğü gün, ilk kez senin adının onun ağzından döküldüğü gün..
bazen sana sevgililerini anlatır. dinlersin, taktik verirsin, hatta o üzüldüğü için üzülürsün. sana hayallerini anlatır, sen aynı hayalleri birlikte yaşadığını düşünürsün. onun hayatı, senin hayallerin olur. onun gülmesi için her şeyi yapabilirsin.onun eline bir şey batsa, senin kalbine batmasıyla eş değerdir..
onu gördüğün zaman elinin ayağının birbirine dolaşması, avuçlarının içinin terlemesi, kalbinin normalden daha hızlı atması, midenin guruldaması (bu çok anlamsız biliyorum ama olabiliyor) gibi etkileri olan duygu yoğunluğu. ama yetmez! bu duygular karşılıklı olsa da yetmez! aşk gerekirse kötü olmayı, gerekirse bencil olmayı, gerekirse kırıcı olmayı, gerekmeyen insanları hayatından çıkarmayı gerektirir. sen bütün bunları yapamıyorsan eğer elin ayağın birbirine dolaşmış, avuçlarının içi terlemiş, vay anam kalbin hızlı hızlı çarpmış farketmez. aşık ettiğin kişi mecnun gibi olur, o olur işte. sana daha bi köpek gibi bağlanır o olur işte. sen de üzülürsün o da üzülür. o yüzden kavuşmak için ne gerekiyorsa, kim ne yapması gerekiyorsa yapmalı! henüz herşey için çok geç değilken. ha bir de bu meret öyle bişey ki gurur falan olmuyor eğer varsa aşk olmuyor. eğer hala gururun varsa aşık değilsindir.
aşkı tanımlayabilmek için önce sevgiyi irdelemek gerekir:
sevgi, müstakil bir duygu değildir. fedakarlık, saygı, şefkat, mahcubiyet, tutku vb. birçok duygunun bir araya gelmesiyle oluşur ve gücünü bu duyguların yoğunluğundan alır.
aşk ise müstakil bir duygudur ve başka duyguların varlığından rahatsızdır. başta mantığı kontrolüne alır. sonrasında sevgiyi meydana getiren duyguların üzerinde, farkına varılmadan, hakimiyet kurar.
ayrıca antoine brett'in de dediği gibi: "aşkın ilk soluğu, mantığın son soluğudur."
insan hiç yaşayamadığı şeyi nasıl anlar der bazıları, ama gerçekten de anlıyor, hissediyor, işte o diyorum beklediğim insan. hayata birden bire ışıltı saçıyor. yüzü, saçları, gözleri her geçiyor gözünün önünden. ve midende hep bir şeyler hareket ediyor garip bir zevk vermesi de başlı başına hoş ve hep yüzünde şapşal bir gülümseme yer ediyorsa sanırım aşk başlıyor anlamına geliyor bu. ve bu çok güzel bir duygu.
Adına şiirler yazıdğım beste yaptığım sayesinde gitar çalmayı öğrendiğim ama benimle değilde bir başkasıyla olan 2sene başkasıyla şimdi hala devam eden 1,5 senede başkasıyla çıkmakta ama hala seviyorum işte .Onu tanıyalı 4.senem şimdiye kadar hep bekledim çok talihsizlik yaşadım ama atılım yapmadan olmuyor arkadaşlar ...
aşk mıncırıp mıncırıp suyu çıkarılacak birşey değildir. aşk ile karşılaştın mıydı ezip geçilecek birşey değildir, hele hele ayaklar altına alınıp çiğnenicek birşey hiç değildir.
aşk, el üstünde tutulacak, başımıza taç edilecek bir duygudur.
Eğer aşk ile karşılaştıysanız, lütfen değerini biliniz. farkında olarak yaşayınız, zira daha üstün bir duygu yoktur.
Eğer bütün insanlar aşık olsalardı dünyada hiç bir dert keder kalmazdı.
--spoiler--
aşk ne demek sen biliyor musun hı?
aşk böyle lunaparkta tahta ata bezer.
üzerinde hani bir ileri bir geri gidiyormuşsun gibi bir his.
sanki bir yere gidiyorsun, ayağın yerden kesliyor, bir coşku...
bi sikime gittiğin yok!
--spoiler--