shakespeare bey amca "aşk beğendiğiniz vücutlarda hayal ettiğiniz ruhları aramaktır." demiş ve cevabı yapıştırmış. peki ya doğru mu derseniz; belki geri kalan milyarlarca insan için doğru olabilir. ama ben sanırım şanslılardanım çünkü beğendiğim bir vücutta hayal ettiğim bir ruha kavuştum. o yüzden aşk benim için kulaklarıma çalınan bir "ezgi" den ibarettir.
Hemen hemen her yerde bulabileceğiniz , insanların üstünde konuşmaya doyamadığı , aslında benim de hakkında çok birşey bilmediğim boktan, duygusal, fizyolojik durum karmaşası.
belki binlerce kez söylenmiş olsa da insanın en hastalıklı ruh halidir. nedeni ise o kişi olmadan hiçbir şeyin seni mutlu edeceğine inanmazsın, dünyanın bütün güzellikleri sana sunulsa onsuz bir şey ifade etmeyeceğine inanırsın ya... yani insanın mutluluğunu bir tek şeye bağlaması saçmalıktır, çocukluktur, hastalıktır.
insandan insana değişir.
aşık veysel'e göre kavuşamamak, mecnun için bir delilik, tarkan'a göre öpmek, ahmet'e göre sevişmek, mehmet için ölmek, buket'e göre yok.
bana göre kutsal bir acı... bir de buket.
eskiden benim için çok şey ifade eden hatta ona aşkım yerine aşk diye hitap ettiğim bir kelimeydi. ama artık sadce üç harften olusan siradan, gercek olmayan sadece insani acitan bir kelime. artik benim için bir şey ifade etmeyen kelime.
sevmediğim şeydir. bu kadar realistleşmiş bir dünyada, kapılan tarafı derinden yaralayacak olan durumdur. düşük voltajda yaşanmalıdır. yoksa varyasyonda elenen taraf yapar. böyle de odunca bir açıklama yapar geçerim.