aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım yoksa mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! ayrımlar ayrımları doğurur. aşk'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
başlı başına bir dünyadır aşk. ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde."
elif şafak.
insana acı veren...bir o kadar da mutlu olmasını sağlayan karşılığı olmayan..daha doğrusu karşı tarafın bu bilmemmesi durumu..karşı taraf bilir de karşılık bulursa bunun adı sevgiye dönüşür...karşılık bulmazsa bunun adı platonik aşktan karşılıksız sevgiye dönüşür..
sensiz geçireceğim bir kış başlıyor sevgilim. yazdan sonra bir mevsim daha.. ne kadar ağır bir bilsen..sensiz bir şehir, sensiz bir ev, sensiz bir yatak.. sensiz bir sonbahar bitti. şimdide kış zorluyor sevgilim sensiz geçmek için..
edit: aşk imkansızlıktır..ve bu an, şu an, o an boğulmaktır o imkansızlık denizinde..
karşı cins insanına duyulan tutku, sevgi, şehvet benzeri hislerin aşk sanılmasıdır. ama aşk yalnızca yaradılana duyulan hesapsız kitapsız sınırsız sevgideki aşkınlıktır. insana aşık olunamayacağını sadece tahammül edilebilirliği çok olana duyulan yoğun sevgi, tutku vs olabileceği gerçeğini kabullendim.
zaten o kime aşık olduğunu sanıp bağlansan alıyor ki. kaybetmek istemediklerimi az sevmeye, aşık olmamaya çalışır oldum bunu keşfedeli.
aşk yok nokta
kesinlikle "şans" işi olan bir -şey-. ney? ben de bilmiyorum. bunca zaman şarkılara, şiirlere, mimari eserlere konu olmuş. bilinseydi, bu kadar uğraşmazlardı herhalde.
Klişedir biraz ama insanın midesinde kelebekler uçmasıyla garip kasılmalara sebep olan ve ilerisinde insanı çok büyük hatalara sürükleyebilen masum görünüşlü hata.
şimdi sen kalkıp gidiyorsun. git
gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. gitsinler.
oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
oysa allah bilir bugün iyi uyanmıştık
sevgiyeydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
sanki hiç olmamıştı
oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı istanbullular
şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
ki karaköy köprüsüne yağmur yağarken
bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
çünkü iki kişiydik
oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
iki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
memelerin vardı memelerin kahramandı sonra sonrası iyilik güzellik
iyi geceler öpücügünü uzun tutmaktır. beklentidir.
delicesine flört ederken yanındakinin hiçbir sey yapmama hakkını teslim etmektir. saygıdır
şimdi zamanı degil diye beklemeyi bilmektir. sabırdır.
saçlarda baslayıp topuklarda biten bir gezintidir. keşiftir
Sevişelim demeden sevişmek, yanındakinin ne istedigini bilmektir. anlasmaktır
baglandıgını sandıgında, karşındakine hayır deme şansını tanımaktır. inceliktir.
korumaktır . sorumluluktur
ciddi bir tokalasmayı kıkırdamaya dönüstürmektir. mizahtır
durma yoksa seni öldürürüm lafını duymaktır. şehvettir
evinizdeki her şeyin yerinin degiştirilmesini kabullenmektir. teslimiyettir.
sevgilinizin ne oldugunu bütün çıplaklıgıyla görmektir. gerçektir.
sizi kucaklayan kolların, gittikçe daha çok sarılmasıdır. mutluluktur
kocaman yatagın üçte birine sıkısmaktır. yakınlıktır.
evin anahtarından bir kopya daha yaptırmaktır. güvendir
hosçakal dedikten sonra tekrar karşılaşacagını bilmektir. kaderdir.
ecza dolabını açtıgında, dişmacunu kapagını kapatılmamış bulmaktır. uyumdur.
pencereden dışarıya baktıgında kiminle oldugunu hatırlamaktır. düşüncedir
rüzgarın agaçların arasında dolaşırken çıkardıgı sesi dinleyip sevgilisinin yanında olmadıgına hayıflanmaktır. yalnızlıktır.