aletli dalış yapanlar ilk dalışlarında nefes alıp verdiklerini duyumsar. garip bir duygudur, nefes alıp verme ritmine odaklanır hemen ve bozar ritmini istemeden. ama zamanla alışır ve hissetmez nefes alıp verdiğini. o bakımdan fazla dalmamak lazımdır.
bilinçli bir süreçtir kanımca, 'dur şu kıza aşık olayım' gibi değil de, kendini buna hazırlamak gibi daha çok, içten içe 'ee, aşık olmanın zamanı da geldi' demek gibi. sonra uygun bi tip ve bamm! n'oldu, aşık oldum. yok yea, bamm gibi bir ünlemle nasıl aşık olur insan. bi de ilk görüşte tabii di mi?, nedense kimse televizyondaki, sinemadaki birbiriden güzel hatunlara ilk görüşte aşık olmuyor, bir haddini bilme var aşık olmada, elverişlilik tercihi var, kandırmak var kendini. ve bazı insanların aşık olamamasının nedeni bu sürecin fazla farkında oluşları sanırım.
biyolojik yanı yadsınamaz tabii; adamlar* kafana elektrotlar filan bağlayıp ölçüyolar. bi kez aşık olduktan sonra hapı yuttunuz yani. ama başlangıç safhası bilinçli, çok itiraz eden olursa da yarı-bilinçli derim.
ya sekiz ay evvel yalan söylemişti: his birliği aldanışı vermek için. ya dün yalan söylemişti: his kopuşu azabı vermek için. yahut da hakikaten değişmişti. birinci ve ikinci ihtimal: fettanlık. üçüncü ihtimal: isyan. dördüncü bir ihtimal yok. hepsi fena. bütün aşk, önünde beni aptallaştıran bir seraba dönüyor.
"zekamın istikametinden gururuma saplanan bu bıçağın acısı beni uyutmadı." *
gecenin bir yarısı tatlı uykunu bölersin, uyku sersemi sofra kurmaya calışırsın, bin türlü zahmet.. ertesi günün büyük çoğunluğu aç geçirirsin su da yok. en çok suyu ararsın ama bunu çoktan göze almışsındır. aşk belki de böyle bir şeydir..
karşı tarafa kendinizi açma ve onda onda olmayan şeyleri ondan bekleme durumu. kendinizi ona açınca yıpranan siz olursunuz. onda büyük şeyler beklerseniz, umduklarınızı bulamadığınızı zamanla görünce hayal kırıklığına siz uğrarsınız. ya beklentiniz büyük olmamalı, ya kendinizi tamamen adamamalısınız.
" aşksız geçen bir ömür beyhude yaşanmıştır. acaba ilahi aşk peşinde mi koşmalıyım mecazi mi, yoksa dünyevi, semavi ya da cismani mi diye sorma! ayrımlar ayrımları doğurur. aşk'ın ise hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
başlı başına bir dünyadır aşk. ya tam ortasındasındır, merkezinde, ya da dışındasındır, hasretinde. "