aşk... sadece bir yanılsama. merak etmek, tıpkı kilitli, üzeri yosun tutmuş tuhaf bi sandığın içeriğini merak etmek, özünü görmeyi istemek gibi bişey. Sandık boş çıkabilir, bekleneni vermeye bilir, yada sandığın içeriğine, merakın verdiği sarhoşlukla dahada bağlanılabilir. herşey veysel de bitiyor anlaşılabileceği gibi. onu çekici kılan sadece gizemliliği...
buluşalım dedi, tamam dedim. elimi tuttu, elini tuttum. ayrılalım dedim, tamam dedi. elini bıraktım, elimi bıraktı. birleşelim dedim, bekleyelim dedi. bekleyemem, bitsin dedim, sen bilirsin dedi. birleşelim dedi, zaman dedim. birleşelim dedim, tamam dedi. ve birleşmemizin üstünden iki koca sene geçti. o askerde bense her akşam telefon başında bekliyorum. seni seviyorum aşkım diyor, ben de seni seviyorum aşkım diyorum.
sevda kuşun kanadında,
ürkütürsen tutamazsın.
ökse ile sapanla vurursunda saramazsın.
hayat sırrının suyunu,
çeşmelerden bulamazsın.
ansızın bir deli çay'dan içersin de kanamazsın dır.
çok uzun bir aradan sonra geldiğinde, mayısın sonundaki yağmurlu günün rüzgarı desen değil, haziranın başının yakıcı, sıcak güneşi desen değil. bitirmek istesen de bitmez ki. şarkılar söylesem, şiirler yazsam, aşk mı yani bu? kalsa hep, hep böyle. devamını, olacakları hiç düşünmeden. zaman diye bir şey varsa fazla geç kalmadan, en güzel yerinden başlasa ya aşk, geçmişi hiç düşünmeden.
Etkilendiği şeyden bahsetmeden etkisinden bahsederdi. acılarından aldıkları dersleri gençlerle paylaşan büyükler geldi aklıma. Öğütler, anılar dolanır hep dillerinde ya o da öyleydi bu akşam. Beni çok mu sevmişti neydi anlayamıyordum; ama yalnız değildim, o da beni sevip sevmediğini anlayamıyordu. Hiç bahsetmedi ve bahsetmediği tek kişi bendim, belki de üzerimdeki etkisinin diğerlerinden fazla olması ve onun hakkındaki kanılarımın sebebi bundandı: benden bahsetmeyişinden.
Üzülür, çok üzülür ve hayata karşı direncimin çok yüksek olması gerektiğini söyler ve bunu söylerken de annem gibidir: "hep yanında olacağım ve sen ne zaman düşecek olsan kollarımda bulacaksın kendini, savunmasız olduğunda ve yalnız kaldığında, hayata dair bilmediklerinle savaşman gerektiğinde ben olacağım yanında, hep var olacağım; sadece senin için!". "Hiç sıkılmaz mısın annem olmaktan?", "hiç sıkılmayacak mısın?" demeye yeltenirim bazen; ama gözlerindeki kararlılık bu sorunun aklımdan geçmesinin dahi ne kadar saçma olduğunu anlatır bana ve "ben hiçbir zaman değerini bilemedim senin" derim kendi kendime onca insanın arayıp da bulamadığısın sonuna kadar bağlı ve giderken başkasına ait olacaksın bense hiç sesimi çıkaramayacağım; çünkü zamanında tüm haklarımı elimin tersiyle itmiş olacağım; ama üzülmeyeceğim de emin ol; çünkü ben de sevdim seni hem de sonuna kadar. zorunda değiliz, yaşayıp tüketmeye.
Gözlerindeki "hayata karşı olabildiğine güçlü dur" kararlılığına sebep neydi? Neydi seni bu kadar güce zorlayan? Hiç bilemedim, "üzdülerse seni söyle" diyemedim. Suskunluğunu gülüşünde saklayan küçük kız, sen bildin: ben hep seni sevdim.