bu hafta sonunda senaristler behlül' ü konuşturdular da ortamda sadece oturup, her kim ona soru sorarsa sorsun alttan alttan, hatta ters ters bakışından başka bişeyler izlemiş olduk.
ben diziyi bir bolum geriden takip ettigim icin gecen haftanin yorumunu yapayim oncelikle.
hilmi onalin yolladigi sorofde mubarek dedektif sanki nerden anladi hemen bihterin rujun renginden bihterin ruju oldunu falan gercekten cok sacmaydi.
suleyman efendi bizi birakip gidersen oyle olur iste diye besire ayari vermistir. *
behlül'ün nihale yüzüğü takarken nihalin ellerinde manikür olmaması, ama sonraki sahnede yüzüğü gösterirken ellerinin manikürlü olması dikkatleri cekmistir. hangi ara yaptırdın a kuzum?
an itibariyle yayında olan bölüm heyecanlıydı.bazen öyle oluyor ki bilgisayar televizyon karışımı yaptırıyor.bu iyiydi ama.yada finaller var diye ilgimi çekmiş olabilir. (bkz: illegalin cazip gelmesi)
Bir iki bölümünü izledim. Müziği şahane güzel. Dizinin yüzde 80 i müzikten kazanıyor. insanlara kötü örnek olabilecek iğrenç ötesi iğrenç bir konu üzerinde dönüyor. amcasının ekmeğini yiyip, gözünün içine baka baka yengesine kayan o.ç. ile kocasını boynuzlamanın engin derinliklerindeki birk..tak etrafında dönüyor. romanmış monanmış, kaldırılmalı sahneden. bu kez bunu izleyenler normalleştiriyor olayı.
kanal d'de yayınlanan boynuzlama dizisi, zaten eseri yazan insanı (türkiye'nin önde geleni miymiş neymiş) hiç sevmem.
şahan gökbakar'ın bir ara dikkat şahan çıkabilir programında canlandırdığı "ziya" rolü ile diziye aroma katsalar farklı bir görüntü izlettirirler insanlara.
ziya'mız girsin odaya, ingiliz anahtarını sallaya sallaya adnan'ın yanına gelsin ve "senin garıyı çardahta gördüm, valla senin karıyı behlül hoplatıyo. akşam simidi gibi çıtır çıtır çıtlatıyo behlül" desin ve bitsin artık.
adnan bey de töre yasaları mı uygular, berdel mi yapar, unknown russian soldier tarzı bir infaz şekli mi yapar bilemem. fakat ne olacaksa olsun ve bitsin artık.
finalleri çalışamıyoruz evde kardeşim ya, bu ne.
ha bu arada bu diziyi izleyenlere orjinal bir aşk ve şehvet öyküsü daha var.
türkiye'de çiftçinin biri koyunu ile ilişkiye girmiş ve insan yüzlü bir koyun doğmuş.
içinde gizli bir komedi türü barındıran ağır çekimli,bakışmaların bile yarım saat sürdüğü dizidir.
2-3 ay sonra bitecekmiş sanırım.bitse iyi olur.magazinciler,eleştirmenler vs..rahat bir nefes alır..
Bu arada mantık hataları diz boyu devam ediyor.beşir behlül'e "söylemekle kalmam kanıtlarım"diyor.pardon ama neyi kanıtlayacaksın beşir?2-3 bölüm önce sinirden o cd'yi kıran bendim sanki.artık yok olan cd'yi bile geri getirirseniz basitlikte üstünüze yoktur bundan sonra..
*daha önceleri de Matmazel'in ilk bölümde yırtıp attığı mektubu sapasağlam ortalığa çıkarmıştınız.Ha bir de 10 haftadır makinede duran bardaktaki ruj izinin fosilleşmesi gerekirken,sanki dün makineye koyulmuş gibi gözümüze soktunuz.bu kadarı da olmaz artık.o şöfor de ne akıllıysa maşallah parmak izi okuyucusu gibi hemen aklına bihter'in ruju olacağını getiriyor.bari bihter'in kazağını falan buldurtsaydınız adama,anasınıfındakiler bile inanmaz bu saçmalığa.
bu haftaki bolumun sonunda nihal yuzugu gosterince, adnan beyin yuz ifadesi neyi gosteriyordu pek anlamadim. adamin ne tuhaf mimikleri var. sanirim bir psikolog izlese bu diziyi, o mimiklerden birsey cikaramaz.