firdevsin tokat atmasıyla katyanın dil ayarları değişmiştir.
--spoiler--
adnan: paylaşamadığınız ne anlamıyorum ki!
--spoiler--
bilmem artık adnan, ama ipucu vereyim adı b ile başlıyor. ehehe, sen bülent sanarsın şimdi bu körlükle. *
ilk bölümlerin özetini izledikçe anlıyorum ki bu dizide bir sezonda cidden çok şey değişmiş. bihter evi devralmış, insanlar kovulmuş, üzülmüş, süzülmüş gittikçe. ama nihal'de de bir havalar lan. o da bihter 2 işte.
(bkz: e artık devir değişti)
(bkz: e tabi çelik de değişti) **
bunalıma girmeme neden olan dizi. evin hizmetçisinin laflara bak:(izlemiyorum, televizyona kulak misafiri olmuşum*)
"lise mezunuyum. bilgisayar biliyorum. ingilizcem iyi değil ama ilerletirim. bir şirkete girerim değil mi?"
matmazelin cevap:
"tabii ki"
bok girersin. dikkat et şirketler sana girmesin. millet bir tarafını yırtıyor burada okulu bitirmek için ama staja bile kabul edilmiyor. otur oturduğun yerde deli etme insanı!
Beşir'in son haftalarda gözlerini fal taşı gibi açarak bihterle behlülün sevişme sahnelerini izlemesi, ömrünün son demlerini yaşadığına kanıttır.. Şahsen kendisnin de bihtere içten içe yazdığını, nihalden karşılık bulamadım, ölmeden önce bi geceliğine bile olsa acaba bihteri götürebilir miyim düşüncesinde olduğu görüşündeyim. Nihalin onca yılın bekleyişine, teknede behlüle çok bekledim bu anı dercesine yalvararak son verdiğini bilse, evdeki kaşar oranından bu denli rahatsız olacağını sanmıyorum. Nitekim evdeki kadınların tümünün eli de gözü de oynaşta.
aşkın bir hevesten ibaret olduğu gerçeğini, zamanla, çıkarlar doğrultusunda nasılda renk ve yön değiştirip,kişileri, olayları başkalaştırdığını izleyicilerine şu günlerde bi kez daha gösteren aynı zamanda hatırlatan dizi.
zzengin tayfanın gerek ahlak gerek zeka,gerek kişilik olarak gün geçtikçe iyice itin götüne sokulduğu dizidir.türk halkının çoğunluğu diziyi izleyip tepki gösteriyor ama türk halkının dizideki zenginliği yaşayamıyor yaşayan belirli kesim neden bizim gariban halkımız tepki gösteriyorki tepki göstermesi gereken burujuva sınıfı dizideki karekterlre baktıklarında kendilerinden utnmaları gerekir tikicanlar acaba biz nihal gibi bu kdar koca budalasımıyz behlül kdar adimiyiz işadamları biz ednan kadar boynuzlumuyuz sosyetik kadınlar biz firdevs gibi entrikacımıyız bihter gibi aptalmıyız diye düşünmelidri. bence biz halka düşen burujuvanın bu kadar ezikliğini keyifle izlemektir.
izleyici kitlesinin aklından şüphe edilmesi gereken dizi. artık iyice zıvanadan çıkmıştır.
bir tek bu olsa iyi. bilinen gerçek: türkiye'de bir dizi tuttu mu, diğer kanallar da aynı temalı diziler yapıyorlar. görünen gerçek: aşk ı memnu'msu diziler arttı. yani bu dizi başımıza yeni belalar da sardı. artık bir dur demek gerek.
halit ziya uşaklıgil'in ölümsüz eserinden şeklinde lanse edilmesine rağmen yazarın, dizinin kendi romanından uyarlandığını yazar bile anlayamazdı herhalde . tamam değiştirilen yerler olması normaldir, uyarlamayada saygım sonsuzdur ama kitabı mundar etmekte yazara haksızlık değil mi sözlük.
bir istanbul masalı, aliye dizilerinde stajını tamamlamış biri olarak takip etmeye başladığım son dizi. alıyorum örgümü elime, bu diziyle menapozumun tadını çıkarıyorum. kaliteli yaşamımdan taviz vermiyorum.
aşk ı memnu' nun ana sponsoru kesinlikle taze sıkılmış portakal suyu dur. kahvaltıda, öğle yemeğinde, akşam yemeğinde, yemek olan her mına koduğum masasında portakal suyu olmak zorunda mı kardeşim? tamam zenginsiniz, bok gibi paranız var. ama hepiniz de portakal suyunu mu seversiniz? koyun musunuz nesiniz anlamadım ki. bir zengin insanı da ayranı sevmez mi? o masada bir kere limonata olmaz mı? ayrana portakal suyuyla yapılan soykırım, aynı şekilde şarapla da biraya yapılıyor. bir allahın kulu da bir şişe tombul efesi çakmakla açıp, kafasına dikmez mi?
ama sorunum taze sıkılmış portakal suyuyla. buradan çıkarılacak sonuç şu; ya zengin insanlar portakal suyu sever, ya da portakal suyu sevenler zengin olur. ben de sabah akşam ayran içen bir gariban olarak akbile 10 ytl yükleyerek mutlu olurum.
haftaya bülent'in firdevs ve bihterin konuşmalarına bir kez daha kulak misafiri olacağı dizidir.
arkadas bi milyon insanın yaşadığı evde bu kadar entrika bu kadar yaya yaya çevrilmez ki ama.. aptal mısınız kızım siz? hadi bihterin gözü dönmüş naptığını bilmiyor. peki ya sen firdevs hanım.. sen ne anasının gözüsün, yakıştı mı sana bu dikkatsizlikler..
ayrıyetten yazık değil mi la o bülente.. ne istediniz sübyandan..
bu diziyi kız yurdunda izlemek ayrı bir keyifli oluyor. behlul bihteri opunce o nasıl bir iç çekiştir ya oooo hayvan gibi opyor falan demeler. kızların bastırılmıs duygularını ortaya çıkaran dizidir...
bir süredir aşk-ı memnu ile ilgili yorum yapmama orucuna girmiştim ki, dün geceki bölümle orucumu bozdurdunuz bana. daha fazla tutamayacağım içimdekileri.
bihter şıllığı, önce senden başlayayım. ilk senden başlıyorum diye kendini önemli sanma. adnan ziyagil'in eşi olmuşsun ama adam olamamışsın sen. eve yeni gelen, işte ilk gününü geçiren çalışana, öyle götünü yırtar gibi bağırılmaz. hoş gerçi, anasına bak kızını al demişler. anan olacak firdevs kaltağı ne ki, sen ne olasın. anan karı, bütün gün elin adamlarıyla fingirdemekten sana edep, adap ne demek, öğretmemiş. dileğim tez zamanda ananı da alıp, o evden gitmen. hem başbakan da öyle demiyor mu zaten.
firdevs kalktağı, sıra sende. hayatımda senin kadar sonradan görme bir insan da görmedim. tavus kuşu diye boşuna demiyorlar sana mutfaktakiler. bu ne yüzsüzlüktür? çetin özder'i kafaladın işte. artık siktir olup git o köşkten. parmak kadar çocuğu ağlatmaya ne hakkın var senin? bir de pişkin pişkin 'bülentcim ablan evleniyor diye yalnız kalacağın için mi üzülüyorsun?' demez misin. suratına boşalasım geldi o an.
matmazel... seni severim, bilirsin ama artık uslan be kadın. o bihter şıllığına pas vererek, kendi kalene gol atıyorsun. muhattap olma şununla diyorum sana. dinlemiyorsun ki hiç beni.
nihal... kızım o telefon melodisini çok aradın mı? kapı mı çaldı yoksa okul zili mi, anlayamadım. bu kadar antika bir kız olduğunu bilmiyordum. evin eşyalarını almak için gittiğiniz mağaza da ayrı bir alem. sen ev değil, müze falan açacaksın sanırım kendine. allah tependen baksın senin.
behlül... bakıyorum da, sedef'le görüşmeye dünden razıymışsın. kızı aramadığını biliyorsun, kız sana 'sen beni aradın, tam açacağım sırada kapattın, sonra ben seni aradım, açmadın' diyor. 'ben seni aramadım' deyip geçiştiriyorsun. evet, aramadın ama bunu bir araştırmaz mı insan. 'acaba tuş kilidim mi açık kaldı da, telefonum kendisi mi aradı bu kızı' diye bir merak eder insan. ne kadar ruhsuzsun. kız bir mesajıyla seni ayağına getirdi. hiç beşir'in laflarına kulak asmadın, şimdi ayıkla pirincin taşını. 'nihal'i üzdüğünü görüsem, herşeyi anlatırım' demişti, unuttun mu? şimdi kozlar beşir'in elinde. artık seni ben bile kurtaramam.
beşir... bak seni sona sakladım, artık görev sana düşüyor aslanım. ölmeden şu işi çözüver, sen de kurtul, biz de kurtulalım. ben sana güveniyorum, bu işi başaracaksın sen. hadi aslanım, göreyim seni.
dizide afedersiniz en şerefsiz karakter ne amcasına ihanet eden behlül, ne kocasını boynuzlayan bihter, ne de kızı için kumpaslar çeviren firdevs'tir. en şerefsizi beşirdir. Bu olaya şahit olduğu zaman, olayı adnan beye iletse idi bunların hiçbiri olmazdı. insanın kendine bu kadar iyilik yapan birine ihanet etmesi: olayı açıklamaması, korkakça kaçması, sonrasında ise "aman bana birşey olmasın" diye elindeki görüntüleri kasaya saklaması. güya nihal mutlu olsun diye böyle yapıyor ama herşeyini borçlu olduğu amcasına boynuz takan behlül, nihali nasıl mutlu edebilir. neyse hastalığı iyice arttı, yakında ölüyor herhalde, kurtulacağız...