--spoiler--
bihter gözleri dolu bir şekilde elinde behlülün fotoğrafına bakar. nesrin bunu görür. bihter hiç bozmaz kendini. işte bu sahnede çok güldüm. ayrıca behlü'lün apaçi arkadaşları da cabası. bülent'e gelince. oğlum sana acıyorum ya. ne böyle ablanın peşinde behlül'ün peşinde. ortamın felan yok mu oğlum senin? hadi yok diyelim. gir o zaman internet'e. bırak oyun oynamayı. redtubeye gir. yasaksa dns değiştir. kapını kitle. bir şeyler yap oğlum. nasıl ergensin anlamıyorum.
--spoiler--
içinde; ölüm döşeğindeki beşir'e ''noldu küs müyüz niye konuşmuyorsun'' diye soran bir adet nihal karakteri barındıran dizi. aynı nihal yine aynı beşir'in yanındayken ama bu kez düğün günü sabahında ''keşke bu gece sen de bizimle olsaydın, bi yanım buruk kalıcak behlül beni zikerken'' temalı konuşmasıyla bölüme damga vurmuştur.
hilmi'nin nihat'a tek kelime ettirmeyen telefon konuşması sonucunda nihat fena göt olmuştur. behlül ise tam olarak apçi olan arkadaşları ile düğüne hazırlanmaktadır.
(bkz: araba arkasına teneke kutu bağlamak) (bkz: klişe apaçi davranışları)
birkaç haftadır beşir' in ölmesini beklemiyor değiliz. bu bölümde öl artık la dedim. madem bişey söyleyeceğin yok.
ednan bey de nihal de, arsen hanım da olayı anlamak istemiyo gibi. salağa yatıyolar ailecek.
behlül' e acıdım. çünkü etrafında amma salak arkadaşları var. yok arabanın arkasına renkli tenekeler bağlamak falan.
bu gece herkes bihter' e kim olduğunu hatırlattı. bihter ziyagil. o da aşkını açık açık sölemekten artık rahatsız olmuyo. geniş aile.
matmazelime olan oldu. haklıyken haksız konuma düştü her zaman olduğu gibi. bari sonunda kazanan o olsun.
haftaya büyük bi finalle biticek olan fenomen.
açıkcası bu hafta beşirin ölmesini bekledim beklemedim değil. bülent bile birşeyleri anladı artık ednan bey anca anca anlıyor maşallah yani. bihteride tebrik ediyorum ednan beyin ayakkabılarındaki çamurun taş evin ordaki çamurla aynı olduğunu hemen anladığı için.
başarılı bir şekilde romandan uyarlanmış dizidir. evet iki sezonu izleyen birisi olarak bunu emin bir şekilde buraya yazmak diziyi çeken ekibe ve oyunculara boynumuzun bir borcu olmalı. o kadar yüzeysel ve tiye alan yorumlar var ki yazık bu dizi daha iyi yorumları hakkediyor. ortada bir emek var. oyuncuların uyumu olsun sahne dekorları, kostümler herşey bir ahenk içinde. yabancı bir dizi olsa pembe dizi falan öve öve bitirilemez ama işte halis mulis romanıyla çekimiyle bizim olunca mı objektif oluyoruz ya da haksız yere yeriyomuyuz bu kısmı çözemedim doğrusu. bu dizi bihter'in sahnesinde bir anlık empati yapmamı sağlıyorsa, beşir'in sahnesinde sanki elini tutan nihal değil de benmişim gibi hissettiriyor ve duygulandırıyorsa evet bu dizi her şeyi ile başarılı olmuştur. asıl amaç da bu değil mi zaten..
17 haziran ile ilk kez beren saat'ten oyunculuk gördüğüm dizidir, kendi adıma pek tabii.
o değil de finalde sırf ergen aşık seyirci kitlesi üzülmesin diye behlül ve bihter'i kaçırıp mutlu son yaratmak isterlerse, yahut bir şekilde o bihter öldürmeyip romanın doğasına aykırı davranırlarsa seti basarım, o kadar!
bi ara orjinal dudak izi bırakan bihter ruju vardı...şimdide daş evi civarındaki çamur izi. o bile orjinal ki bihter ednan'ın daş eve gittiğini hemen çözdü.zenginlik böle bişey...
inci sözlük saldırısına uğramış dizidir. adnan'ın ölen karısının adı inci. adamlar dizinin içine bile sızmışlar. ayrıca inci ziyagil'in 31 yaşında ölmesi de cabası. bu kadar tesadüf olabilir mi?
senaryoda, en az konuşma metni ile başrollerde olan behlül kişisinin rekora gittiği dizi. bir karakter bu kadar antipatik olup, nasıl bu kadar kadını peşinden sürükler, yönetmene sormak istiyor insan. öyle ki çocuk yalnızca kendisine bir şey sorulduğunda, ya da telefonda konuşabiliyor sanki. resmen kalas bir rol biçmiş senarist/yönetmen.
evdeki hizmetçilerin bile daha çok metni var. velhasıl sonu merakla beklenmekte olsa da, final bölümünde behlül ün üç beş kelam laf etmeyeceğinden endişe etmekteyimdir.
güzelim romanın ne hallere düştüğünü her hafta gösteren ve haftaya nihayet bitiyor oh denilesi cinsten bir tür cinayet sebebi.
bir diğer cinayet sebebi de; (bkz: yaprak dökümü)
beni kadınlığımdan soğuttun bihter.
ne vardı delişmen behlül e gönül verecek.
heyecan meyecan anladık da canım, bir yerde eşşeğin genital organı meselesine zühur etmemek lazım değil mi ?
düğün günü olmuş hala nihale laf sokmalar, bülenti azarlamalar...
sen sübyanların babalarını aldat, kızın nişanlısını hala ayartmaya çalış, bi de ailenin parasıyla yurt dışına kaçmayı planla hala.
ya aşkı anlarım, sevgiyi anlarım da bu kadar olamaz diye düşündüğüm anda, ya bunu biri bana anlatmaya çalışırsa diye korkudan kafayı yiyecek gibi oluyorum.
psikolojim bozuldu,
bi taraftan da nihal olmak var tabi...
hangisi daha kötü bilemedim.
o kadar önemli olayı son bölüme sıkıştırmakla hata eden dizidir. aynı bölümde düğün olacak-ednan gerçeği öğrenecek-beşir ölecek-bihter ölecek ohooo... sondan ikinici bölümden başlamalılardı iki senedir üzerinde oturduğumuz bombayı patlatmaya. tadını çıkara çıkara görmeyi ummuştum herşeyin ortaya çıkmasını ve akabinde olacakları.