bihter in milyon dolarlık elbisesi üzerine bit pazarından aldığı plastik kolyeyi taktığı dizi.stand mankenleri gibi ortalıkta dolanırken matmazel ve hizmetçi kız cemile den aldığı ayarlarla çılgınlaarr gibi bağırması, annesi firdevs cadolozunun behlül den ayarın hasını alması bölümün en keyif veren anlarıydı.
zamanı değil, biliyorum ama daha önce değinmeyi hep unuttuğum önemli bir detayı hatırladım. flashback yapalım o halde.
bihter'in behlülle olan ilişkisi hilmi önal tarafından dillendirildiğinde, hanımımız utancından köşkten ayrılıp, otele yerleşmişti hatırlarsanız.
pardon ya, otel değildi orası. rezidıns ya da residance. her neyse işte.
firdevs bihter'i arar ama bir türlü ona ulaşamaz. daha sonra bihter görgüsüzü, telefonunu açıp anasını arama zahmetinde bulunur ve anasının ona telefonda söylediği şey aynen şöyledir:
-rezidınstan ayrılmışsın.
hııı demek sosyetede böyle oluyor. biz otel diyoruz ama sosyetikler 40 yıllık oteli residance yaptılar. benim bildiğim residance, otelin kalitesine göre verilen bir şey. çok lüks bir otelse unvanına residance ifadesi de eklenir. hayır yani, senaristler çaktırmadan resmen ezikliyorlar bizi. bu kadar da sosyetiklik budalası olmayın yahu.
haydi başa döndük hayırlı olsun dedirtti şu an. bihter ile behlül ormanda karşılaştılar ve behlül bir kez daha direnemedi bihter'in parfümüne.
(bkz: bihter kokusu geldi)
behlül'ün mastürbasyon yaptıktan sonra pişman olan çocuk misali, bihter'e daldıktan sonra pişman olduğu dizi. Bu bihter'de de ne buluyorda dayanamıyor anlayamadım, angelina jolie sanki hatun.
şimdi dizide enteresan laflar var. ormanda behlülle bihter karşılaştıgında behlülün terin soğumasın demesi bile birşeyler olacağının habercisi. terin soğumasın ya koşmaya devam et ya gel azcık sevişelim demek istemiştir. sonra behlülün burada yaşadığı durumun kötü mü iyi mi oldugunu anlamak zordur. çocuk bir işe falan girse kafasını dağıtsa iyi olur gibi.
bir başka paragraf matmazel için. geçenlerde yazdım ilk kez saçını değişik bir şekilde gördük. değişim sırası makyajda.
bir diğer mevzu dizinin 30 dakikasının araba içinde geçmesi. topu taca atmaktan başka birşey değil.
bir de nihal'in bu kadar saf olması. evcilik oynar gibi kız. orada neler dönüyor haberi yok.
bülent safı da güya ergen rollerinde. yüksek sesle müzik dinlemeler falan. behlülün oh yeah diye karşılık vermesi insanı diziden soğutan yönlerdi.
önce bihter, sonra matmazel'in beşir'e karşı psikolojik savaş başlattığını gördüğümüz bölümdür. bihter, davanın görülmemesi ve bölüm sonunda behlül'ü yeniden fethetmesiyle hastane cephesinde olmasa da genel itibariyle olayın galip tarafı olarak görünüp tekrar yükselme devrine girerken, matmazel ise savaş meydanında çok önemli bir ganimeti* bırakarak geri çekilmek zorunda kalmıştır.
ha bir de ulan bülent o dans nedir be kardeşim? hele ardından behlül'den gelen "çılgınsın men" efekti:(#8143094)
bir de bu behlül hıyarının hangi bölümde okudugu ben de dert olmuştur. belki bu herifin dizideki her güzel kıza afedersiniz hunharca sahip olabilmesinin arkasında bu yatıyor olabilir. sonuçta eğitim mühim.
daha önce 17 haziran diye tebliğ edilen düğün tarihinin bir hafta ötelendiği dizi. senaryoyu uyarlayan elemanın aklına bi bölümlük bi emme gömme sahnesi daha geldi herhalde uzattılar 1 hafta diye düşündürmüştür. ayrıca bir başka gerizekalı eleman bülent'in aynı kendisi gibi gerizekalı dansı da koltuktan düşürmüş yarmıştır.
bihter koruda koşarken arkasından bakan behlül'ün direkt vazgeçmesi gerekirdi o içinden atamadığı bihter'den. o ne koşuştur, o ne sakilliktir, her yeri ayrı bir tarafa gidiyor kadının. bihter'in o halinden sonra hala bihhteerrrrr diyebiliyorsa ki dedi adam seviyor sanırım * .
ve ayrıca bu dizide oynayan kadınlara yönetmen kızarken, sinirliyken üst dudağınızı yiyin, bir şekilde yok edin falan mı diyor. bihter'den sonra peyker'de başladı aynı iticilikle. nihat'ın yanında katya'yı gördüğü an dellendi ya, işte orda gitti dudak. bihter'in dudaklarının kenarı zaten fiyonk makarna gibi her türlü saçma mimiğe müsait ama sana ne oluyor peyker.
o matmazel de amma sümsükmüş, amma kural delisiymiş. odaya girme dediler, gördüğü halde alamadı anahtarı. tam bir gerizekalı gibi davrandı. hemşireye söylesen o alır verir sevabına.
bölüm başında behlül ve nihal'in yanına gelip 'ay ben sizinle fotoğraf çektirmek istiyorum' diyen zevzek ötesi kız, kahkaha unsuru olmuştur. senaristler güldürmek istemişler bizi belli ki.
matmazel... bacım iyi misin sen? asil duruşunu yitirmişsin bebeğim. ay çocuk orda öksürükten gebercek, sen elinde anahtar, sallaya sallaya 'o kasada ne var' diye boğazını sıkmadığın kaldı. anahtarı da perdenin altında bıraktın zaten. iyi halt yedin. bir siki beceremedin be kadın. ben böyle mi öğrettim sana.
bihter... küçük harflerle konuşmayı ne zaman öğreneceksin yahu sen? koskoca adnan ziyagil, senin karşında sükunetini koruyarak bir şeyler anlatmaya çalışıyor, sen resmen yırttın bir yerini. evet, yırtılma sesini bile duyduk yani. ama ayşe teyze'yi çağırmana gerek yok. eve yeni alınan hizmetçi sema'da tam ayşe teyze tipi var. ona söyle, hallediversin.
behlül... 'çık içimden, çık' dediğin sırada, emrah'tan bir şarkı girecek diye çok korktum. 'ah ne yapsam, ne yapsam, kurtulabilsem' gibi bir halin vardı çünkü. neyse ki, bunu da kazasız belasız atlattık. bize o kötülüğü yapmadın.
nihal... evinde beşir'e oda ayırmak ne demek? beşir hiç senin evinde kalır mı? aslında kalır o salak. aklı sıra behlül seni üzüyor mu, ağlatıyor mu diye, gözünün önünde olsun diye kalır. sözümü geri alıyorum. yalnız birşeylerden içkillendin sanki sen bu gece. finale damgasını vuran o bakışın devamını bekliyorum senden.
cep telefonu icat edilmeseydi bu dizinin karakterleri ne yapardı merak konusudur. herkesin elinde telefon sürekli bir yerleri arayıp birşeyleri paylaşmanın derdindeler.