dengesiz davranışlar, karşıdakini sürekli ondan bahsederek bunaltmak diğerlerini de gene ondan bahsederek bunaltmak, aşk karşılıksız gibiyse umutsuzluğa düşüp iyice çekilmez olmak.
onu gördüğünde midene kramplar girmesi,sürekli onun olabileceği ortamlarda bulunma,konuşmak için bahaneler üretme,kaygı,onunla konuştuğunda saçmalama,bütün şarkıların sizin için yazıldığına inanma..bütün bunları bilmek için aşık olmak gerekir önce...
aşık olmuş ve başı çok büyük belada olan kişide görülen belirtilerdir.
her söylediği şeyde bir anlam, bir derinlik aramak. yanında olmadığında hep eksikliğini hissetmek, kıskanmanın sınırsız olduğunu farketmek. tartıştığınızda onu kaybedeceğinizden deli gibi korkmak. msn'de konuşma penceresini açıp mal mal bakmak, bir mesaj gelmesi için dua etmek, birşeyler yazıp sürekli silmek. ama en sonunda başka bi erkekle hemde en yakın bildiğin erkekle el ele görmek. yinede unutmamak, unutamamak.
insana yaşadığını daha bir hissettiren belirtilerdir;
- surata yerleşen sırıtma ifadesine engel olamamak,
- iç organlarda kelebeklerin uçuşması,
- çiçekle böcekle aşırı ilgilenmeye başlamak,
- ota boka ağlama hissi,
- karşısında konuşamamak, konuşsan bile anlatamamak,
- herkese ondan bahsetme ihtiyacı duymak,
- etrafında uçan sineği bile takip etmeye başlamak, *
- karşılaştığında kendi kalp atışlarını duyabilmek...
o, hal hatır sorduğunda, yüzünde kocaman bir tebessüm oluşmasıdır. ondan önce hiç kimsenin seni bu kadar mutlu etmediğini, gülümsetmediğini fark edersin. hiç kimsenin mesajına, selamına o kadar istekle cevap vermemiş, konuşmaya can atmamışsındır. içindeki kıpırtı bir başkadır. çünkü o da farklıdır, bir başkadır.
aptallaştıysanız ve arkadaşlarınız size sık sık "noluyo olum sana" şeklinde sorular soruyorsa ve siz elde telefon tek bir kişinin çağrısını mesajını bekliyorsanız, aşıksınızdır.
tıp dilinde "eyvahus yarraklarus geliyorus" olarak adlandırılan aşk hastalığının teşhis ve tedavisi için gözlemlenen belirtilerdir:
- iştah değişiklikleri (genellikle azalma yönünde açığa çıkan değişiklik)
- algıda bozukluk( her gördüğünü ona benzetme)
- kişilik bozukluğu( tabiata aşırı düşkünlük, böcekleri sevmek, olmadık yerlerde olmadık şeylere sempati duymak v.s.)
- obsesif kompulsif bozukluk (ışığı üç kez yakmazsam bu gün göremem onu, eve kadar çizgilere basmadan gidersem beni seviyo)
- hastalığı kabullenmeme ( yok aşık diilim, zaten bana bakmaz o. ama hoş çocuk allah sahibine bağışlasın) ya da (bana karımı yok lan..ona mı kaldım.. alayını siker atarım lan ben bunların)
- kendi kendine teşhis koyma çabaları -yanlış teşhis- (ulan karnımda kelebekler var, kalbim çok hızlı atıyo, bizim ailede irsi tabi kalp, şeker ne ararsan var)
- yanlış tedavi uygulama- yanlış ilaç kullanımı (bi arkadaştan duydum. kaçan kovalanıyomuş.. kaçıcam oğlum yüz vermiycem bak nasıl düşcek peşime)ya da (başka birini bulayım kendime. kıskandırıyım biraz.. ebru da güzel kız lan... ona mı yazsam acaba
- balayı dönemi- ağır hastalıkların iyileşme dönemi gibi görülüp kaçınılmaz sona en yaklaştığı dönemdir- (sonunda oldu lan.. gittim konuştum açık açık.. öyle çok seviyoruz ki birbirimizi.. hiç ayrılmıycaz biz.. dünyada bundan büyük mutuluk var mı? ya da bundan daha iyi hissedebileceğim bi an var mı acaba? seviyo oğlum beni..)
- kriz: (başkasıyla görmüşler? doğru mudur? değildir di mi abi. yapmaz o dimi? )
- yoğun bakım: (uzaklaştı benden.. bişey var biliyorum.. gözlerini kaçırıyor, öyle sürekli gülümsemiyor da artık.. bi şey var biliyorum.. )
- ölüm: (bitti mi? nasıl? niye? oysa ben? oysa ne sevdim.. sen sevmedin mi? hiç mi? hayır ağlamıyorum gözüme bişey kaçtı..)
- öldükten sonra cehennem: (evet hepsi benim suçum.. bu kadar bağlanmamalıydım.. bu kadar acımamalıydı canım.. yanıyor içim çok yanıyo içim.. çok acıyo... bitti artık ve ben öldüm işte.. şimdi kendi cehennemimdeyim..)
--spoiler--
bitti mi hikaye.. biter mi? e reenkarnasyona nooldu.. inansanız da inamasanız da bu hikayede reenkarnasyon var...
--spoiler--
- reenkarnasyon (uyanış)- lan bi daha olmaz diyodum.. aynı acıları bi daha yaşamamalıyım bi daha aşık olmamalıyım..olmamalı.. ama ama o ne güzel mavi gözler... ya gülüşü...
yerli yersiz gülümsemek... hatta sırıtmak...
yerli yersiz ağlamaklı olmak... hatta ağlamak..
yerli yersiz düşüncelere dalıp gitmek...
yerli yersiz damar şarkılar dinlemeyi istemek...
yerli yersiz...
yerli...
yersiz...
insanı yaşadığı dünyadan koparıp, başka dünyalara iten belirtilerdir.
bazen aşık olduktan sonra hissedilen duygu o kadar muhteşem olur ki ya da bahsettiğimiz duygu o kadar can acıtır ki, dünyaların yerini sonsuz huzur/sonsuz ızdırap bölgeleri alır.
eğer her şey mükemmelse 'cehennemden kopup cennete geldim' diyebilirsiniz. ancak bu belirtiler her zaman insanın içini hoş yapmayabilir. işte o zaman da ilkinin aksine cennetten kopup cehenneme giriş yapabilirsiniz.
yazacaklarım, sadece şahsım gibi cehennem yolcularına gelsin...
belirtilerin insanda yarattığı etkiye ağırlık vermeye çalışacağım.
* evde, otobüste, sokakta her saniye onu düşünürsünüz ancak emin olduğunuz bir şey vardır ki o da hiçbir zaman o kişinin ' en özeli ' olamayacaksınızdır. o tek kişilik mevkiyi bir başkası çoktan fethetmiştir...
* siz ' ne yapsam da mutlu etsem ne yapsam da güldürsem ne yapmasam da üzmesem ' diye düşünmekten kendinizi bitirirsiniz ancak emin olduğunuz bir şey vardır ki o da hiçbir zaman o kişi sizin uğrunuza tek bir damla bile gözyaşı dökmeyecektir. onun için bir kayıp değilsinizdir...
* gayet aklı başında bir insansınızdır herkesin saygı duyduğu bir insan olmuşsunuzdur ancak emin olduğunuz bir şey vardır ki o da her ne yaparsanız yapın ne olgunlukta olursanız olun sevdiğiniz insanla aynı hayat tecrübesinde aynı olgunlukta olmanız mümkün değildir. henüz tecrübe edemediğiniz birkaç yıl birkaç yaş vardır aranızda ve bu açığı kapatacak güç sizde yoktur. ama bu konuda kendinize kızmayın bu sizin elinizde olan değiştirebileceğiniz bir durum değildir...
* sevdiğiniz insan sizin teninize dokunduğunda bu alemden ayrılıp farklı bir aleme geçiş yaparsınız tarif edilemeyecek derecede haz alırsınız ancak emin olduğunuz bir şey vardır ki o da kontrolünüzü kaybetmemeniz gerektiğidir. insanoğlunun tek hayali sınırsız haz almaktır ancak siz bu imkan elinize geçmesine rağmen kendinizi frenlersiniz çünkü yanlış anlaşılmaktan kötü bir insan olarak tanınmaktan korkarsınız...
* gayet rahat bir insansınızdır çevrenizde kimseye rahatsızlık vermezsiniz hatta çevrenizdeki insanlar hep sizi yanlarında isterler kendinize güveniniz olsa, hata yapmaktan çekinmeseniz sevdiğiniz insana da kendinizi çok sevdirebilecek potansiyele sahipsinizdir ancak herhangi bir şekilde yanlış cümle kurarım, olmaması gereken bir fiil işlerim korkusu ve genel anlamda rahatsızlık veririm düşüncesiyle bir türlü kendiniz gibi davranamazsınız...
* hayatınıza giren tüm insanların daima bir numarası sizsinizdir. annenizin en sevdiği evlat, arkadaşlarınızın en sevdiği dost, öğretmenlerinizin en değer verdiği öğrenci gibi tüm statülerde ilk sırada yer almışsınızdır. ancak emin olduğunuz bir şey vardır ki o da bu sefer bir numara olmanız mümkün değildir...
evet buyrun, daha da yazılır bunlar sadece ilk akla gelenler.
özetle, her normal insan gibi her anlamda sonsuz hazzı yaşamak istersiniz ancak bu sefer ipler sizin elinizde değildir... uyurken izleme imkanı yakaladığınız sevdiğinizin dudaklarını öpmeniz için aranızda sadece birkaç santimlik bir fark olur ancak nefsinize hakim olmanız gerekmektedir. çıldırsanız da öpemezsiniz. olmaz. bunu içinize atar, yaşamınıza yeni ukdeler kazandırmış olursunuz.
ara sıra gülümseyin. her aşk belirtisine de aşk belirtisi acılarına da iyi gelir... bir de chopin ve wagner. sık sık dinleyin uyuşturun beyninizi.