yokluğa akmaktır. var olmaya çalışmaktır. anlasan otur ağla derim çocuk hüngür hüngür yaşadığına saysınlar. bahara kaldırıma sokak lambasına ankara sırtını daya ve ahlak çocuk sesindeki hırıltı gönlündeki vızıltı için ağla. her gün aşti merdivenlerinde oturp dilenen yaşlı kadına, alt geçitlerde tek nota üfleye bilen hüzünlü musikiye umut vari bakan kirli sakallı adama, mendil al abi diye henüz ilkokul çağındaki kız çoklarına bir sigara versene abi diyen tinerci çocuklara ve bunların on yılda yediğini ir gecede ulus ta bir meyhanede yiyen orosbu çocuğunu kral yapan kahbe düzenin çarkına bir çomak sokamıyorum diye ağla. ne idüyü belirsiz sözüm ona ilerici entelektüellerin kıçını taharatlayan aydın geçinen piçin her gün durmadan gazatelere kustuğu iğrençliklere ağla. biri düşsün diğeri eğilsin ben onun üstüne basıp yükseleyim diyen kokuşmuş düzenin kızıla boyanmış dar pantalon içinde siki taşağına dayanmış zengin piçine dur!!! o senin hakkın değil sıranı bil diyemeyen adelete, adeleti sömüren siyasete ağla çocuk. sonra sus. yine sus. hep sus. güzel ülkemin kanlı gözlerinden her gün gözyaşı aksın ve sen sus. boşver de. olur de. bana ne de. ben mi kurtaracam de.
şimdi siktir git beni göz yaşlarımla başbaşa bırak?!
rahatlamanın alternatif yoludur. herkesin önünde yapılmaması gerekir, mümkünse yalnızken. kimse kimsenin vızıklamasını çekmek istemeyebilir, kendine yediremeyen olur, veya kimse sizin kadar merhametli olmayabilir kullanabilir bunu. arada lazımdır.
" Ağlama,
Ağlamak,
biraz öteye kaçmaktır
Ağlamak,
Hüzünle anlaşmak
Ve kucaklaşmaktır.
Ağlamak,
Sığınmaktır ne olsa
Avuç açmaktır
Uzak da olsa yakın da olsa
Biraz onu öteye itmektir
Kişinin en kolay mutsuzluğu
Ağlamaktir geçistirir umutsuzluğu.
Daha zoru var susmak zor
Susmak bir ağaç dallarında
Susmak ağlamaları da tutuyor"
ÖZDEMiR ASAF
hiç olmaması gereken bir zamanda nilüferden seni beklerim öptüğün yerdeyi dinlerken; "seni beklerken duydum annemden saklarmış veda mektubunu benden evlenmişsin şimdi bir esmerle" sözlerini duymakla başlar.
çaresizliğe, kimsesizliğe tepkidir bazen. gizli saklı yaşanan hasretin dışavurumudur. her ne kadar evde aile duyacak, dışarda rezil olacağım, yarim duymasın, görmesin üzülür diye düşünüp de şöyle bağır bağıra ağlayamasak da rahatlatır gibi yapar insanı.
şöyle bağır çağıra, duvarları yumruklaya yumruklaya, salya sümük ağlamak lazımdır ki rahatlayasın.
depresyonda falan değilim. insan nasıl kahkahalarla gülebiliyorsa, hıçkıra hıçkıra ağlayabilmelidir de. ne bi zayıflık göstergesidir ne de rezil olma nedeni. içinizden geliyorsa ağlayın, boşaltın içinizi. gözyaşlarımızı ne kadar saklarsak o kadar yakar çünkü içimizi.**
canın yanıyordur yalnızsındır kimse acına merhem olamamaktadı işte o zaman sadece yapabileceğin şey ağlamaktır ağlamak verilebilecek en büyük tepkidir acıya .
(bkz: ağlayası gelmek)
samimi ise yürek burkar, timsahınki gibiyse mide bulandırır. büyüdükçe samimiyet kaybolur, o yüzden en çok bir çocuk ağladığında için acır yada çocuğunu kaybetmiş bir ana baba ağladığında..
bazen iyi geliyor, zehir akıp gidiyor usulca...
ama dipsiz bir kuyu, ağladıkça ağlayası geliyor insanın. öyle efendi gibide değil, etrafa duyurmak ister gibi terbiyesizce ağlıyor gözler. oyasım geliyor o zaman gözlerimi, yeter ki sussunlar akıtmasınlar şu incileri. otobüste, yolda, evde, okulda hatta çizgi film izlerken bile sürekli gözyaşı salgılıyor gözlerim. bende artık saklamamaya karar verdim, zaten herkes anlıyor. o kadar da değil diyorum içimden, ağladığım anlaşılmış olamaz. ama açık veriyorum her seferinde. kendimi bir saklayabilsem, o zaman her şey yoluna gircek sanırım ama olmuyor.
ağlamak kaybetmektir, bir daha görememektir, mecburiyetlerdir, değerinini bilememenin verdiği pişmanlıktır, yüreğine yağan yağmurdur ağlamak, kalbinin ferahlaması için gereken berekettir, acı olur yağmur çiseler, acı olur sular seller basar her yeri..
beni seller götürdü ya, sende sadece çiselesin yağmur olduğu kadar..