Korku, en beşeri duygudur. Benim iktidarlara başkaldırışımı görenlerden kimi beni korkusuz insan sandılar. Oysa ben korkarım. Ne var ki, bende, başkalarına yararlı olacaksa, doğru bildiğimi, inandığımı söylemek, açıklamak duygusu, korku duygusuna her zaman üstün gelmiştir. Korkarım, yine söylerim.
Korkmuyorum diyenler, ya başkalarına yalan söylüyorlar, ya kendilerine yalan söyleyip kendilerini kandırıyorlar yada bilmeyerek insan olmadıklarını söylüyorlar
"1934 yılında soyadı kanunu çıktı. herkes kendi soyadını kendisi seçtiği için, insanların bütün gizli aşağılık duyguları ortaya çıktı.
dünyanın en cimrileri "eliaçık", dünyanın en korkakları "yürekli", dünyanın en tembelleri "çalışkan" gibi soyadları aldılar.
kendime "nesin" soyadını aldım.
herkes "aziz, ne-sin?" diye çağırdıkça; "ne" olduğumu düşünüp, kendime geleyim istedim."
Çok sevdiğim , saygı duyduğum ve en sevdiğim yazardır.
Sanki bir fıkra anlatıyormuş ya da karşılıklı sizle konuşuyormuş gibi yazar bütün eserlerini.
Ayrıca nesin çocuk vakfıyla kimsesiz çocuklara yardım ediyor öldükten sonra bile.
Ve bir de oğlunun açtığı matematik köyü var.Gerçekten harika bir yer olduğunu düşünsemde henüz gitme fırsatı bulamadım.
Kısacası yaşarken de öldükten sonra da türkiyeye inanılmaz katkı sağlayan bir yazardır.
Kitabımı sana adamak istedim
Gözlerine baktım
Gözlerin yok
Öpmek istedim
Yüzüne baktım
Yüzün yok
Tutmak istedim elini
Elin yok
Isıt sözlerimi yüreğe işleyen kulakların yok
Anlat bana bişey anlat
Dilin yok
Haydi yanyana yanın yok
Kitabımı sana adamak istedim
Adın yok
Güvercin getirdi şiirimi geriye
Bu dünyada anlattığın kadın yok..
Yine yalnız değilim her zamanki gibi
Bu Uzakdoğu gecesinde yokluğunlayım
Aramızda yirmibeşbin kilometre
Sen kıştasın ben yazdayım
Sen bir yarısında dünyanın
Ben öte yarısındayım
Yine de bırakmıyor ellerimi yokluğun
Daha da bir gönlümcesin
Varlığından bin kat güzel
O yalımsal çıplaklığın yalaz yalaz
Ve en gizlerden konuşurken ellerin
içimden gelmiyor mektup yazmak demeden
Sevişiyoruz yirmibeşbin kilometreden..
Güz sabahı buğusunda bir salkım üzüm mü avuçlarımdaki ne?
Ayışığı yansıyor yüzüne.
Ben böyle bulutsu yüzü, ben böyle ışıksı yüzü
bir onyedi yaşındakinde gördüm,
bir de şimdi düşümde.
Yanyana geldikçe daha uzak
Birlikteyken daha kimsesiz
Bir ağırı sızım sızım yeri belirsiz
O da yalnız
Ben de yalnız
Acılar tütüyor bacamızdan
Görünmeyen taş duvarlar örmüşüz
Duvar olduk kendimize kendimiz
Ne yana dönsek
Kendimize çarparız.
Güneş altında söylenmedik söz yokmuş..
Bu yüzden geceleri söylüyorum sevdiğimi..
Ne gece ne gündüz yokmuş söylenmemiş söz..
Bende söylenmişleri söylüyorum yeni biçimde..
Hiç bir biçim kalmamış dünyada denenmedik...
Bende susuyorum sevgimi saklayıp içimde....
Duyuyorsun değilmi suskunluğumu nasıl haykırıyor...
Susarak sevgisini ilan eden çok var sevgilim ...
Ama bir başka seven yok benim sustuğum biçimde .....
Daima işine gelmeyenin ilgilenmeyeceğini iteleneceğini sandığım ama başbakanımızın güzide konuşmasında 'Ey Türk Faşisti!"ni değiştirerek ve eksilterek kullanmasıyla söylediklerinin silinmeye çalışıldığı aşikar olan yazar.Ey Türk Faşisti dönemin Chp'sine söylediği doğrudur ama daha çok basına yapılan sansürü kınamıştır.Bugünün köşe yazarları neden her gün yazı yazıyor zihniyetine de atıfta bulunan bu söylemin onlarca söylenmesi içime işlemiş,söylemlerinin çarpıtılmamasını istediğim yazar.
Bahsedilen yazıyı aktarıyorum;
Birinci vazifen Türk matbaalarını yıkmak, makineleri ısırmak, demirleri dişleyip duvarlara saldırmaktır.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegane temeli, gazeteleri çamurlara serip üzerinde ağzın köpürünceye kadar tepinmektir. Bu temel partinin hazinesidir.
Bir gün nümayiş yapmak için emir alırsan, bütün polisleri yanıbaşında bulacaksın.
Meydanlarda, kitaplarını yaktığın, namuslu insanlar, bütün dünyada eşi emsali görülmemiş şekilde işkenceye tabi tutulabilir. Emniyet müdürlüğümüzde dövülebilir. Demir Ahmet tarafından sövülebilir. Bütün malları mülkleri zaptedilmiş matbaaları yıkılmış, gazeteleri kapatılmış, evleri tarumar edilmiş, çoluk çocuğu dağıtılmış, haneleri işgal, kendileri perişan edilmiş olabilir. Bütün bu şeraitten daha elim ve daha vahim
olmak üzere Amerika’dan borç dahi alınabilir. Hatta bu borç alınan paralar ziyafetlerde yenilebilir.
Ey faşist yumurcakları! işte bu ahval ve şerait içinde dahi bütün bu yapılanları kafi görmeden, vazifen matbaaları yıkmak, makineleri ısırmak, namuslu vatanperverleri parçalamaktır. Muhtaç olduğun kazma, balta, Halk Partisi”nin ambarlarında mevcuttur.