türk milletini çok iyi tanıyan, keskin gözlemciliğiyle milletimizin absürd yönlerini çok iyi keşfetmiş ve bunları mizahla bütünleştirerek sunmuş olan çok iyi bir yazar. aynı zamanda nesin vakfının kurucusudur. yardımseverlikte ve mizahta 1 numara olan adam.
--spoiler--
üşümek varsa bu sıcağın yokluğudur, karanlık varsa işığın yokluğu. eğer her yer karanlık ve sen üşüyorsan işte bu o'nun yokluğu.
--spoiler--
kürtler hep baskı görmüştür zulüm görmüştür demişti bir söyleşisinde.tamam atatürkçüydü çaüdaşdı vb ama bir attila ilhan değildir entellektüel seviye olarak.
hocam sana geldim içimi dökmeye sen öldün ama hala türkler aynı türk hocam. van da bi deprem oluyor " la bi teknoloji varmış onla yapmışlar" felan bile diyolar hocam. istanbulu izmiri ankarayı değilde hani pkk yı destekliyor bu amerikalılar israiler dedikleri eski ermeni şimdiki kürt şehri vanı vurmuşlar hocam . madem böyle makinaları var niye ankaranın altını üstüne geritmiyolar be hocam veya irani hergün deprem kar fırtına ile sikmiyolar he hocam niye.
insanlar gider şarkıları kalır,
Şarkılar var uzun,
Yüzyıllar dolanır..
Şarkılar var kısa,
Söylendiği yerde kalır..
Şarkılar var benim şarkılarım,
Söyletmezler içimde kalır.
aziz nesin
"aziz ağabey, konsolos bey ve birkaç arkadaşımız bir mekanda oturmaya gitmiştik. mekan, o gün nişan olduğu için dışardan gelenlere kapalıydı ama konsolos sayesinde bir masaya oturabildik. nişan sırasında kızın ya da oğlanın babası, bu nişanın önem ve ehemmiyetinden bahseden konuşmasından sonra aziz bey'in yanına geldi. biz dostu falan sandık. adam oldukça kederli bir şekilde başını öne eğmiş, aziz bey sırtını sıvazlıyordu. hatta ağlamaya bile başladı. adam gittikten sonra öğrendik olanları. meğerse adam polismiş ve ilk tutuklayan polislerin arasındaymış. dahası bir de tokat atmış ustama. masada da, "affet beni beyim" demiş."
annesiyle ilgili şu yazısı iç yakar;
annemle ilgili bir anımı bir de annemin fotoğrafını istemişsiniz.
annemin hiç fotoğrafı yoktu.
1926 yılında yirmi altı yaşındayken veremden ölen annem bütün yaşamında resim çektirmedi. çünkü o zaman bizim ortamımızda - yeni kuşaklar pek şaşacaklar belki de - resim çektirmek günah sayılırdı. yalnız, askerlik gibi resmi işleri için erkekler vesikalık resim çektirirlerdi.
annem ölüm döşeğindeyken ben okuduğum yatılı okuldan çoktan kaçmıştım; ama bunu annem de babam da bilmiyordu.
ölümünden üç gün öncesinden, beni annemin yanına sokmuyorlardı. ölümünden bir gün önceydi. annemin yattığı odanın kapısından içeride konuşulanları dinliyordum. annemin şu sözlerini duydum;
"oğlum yatılı okulda ya, artık gözlerim açık gitmeyeceğim.."
oysa ben bir okul kaçağıydım. parasız yatılı okuldan kaçmıştım.
annemin bu sözlerini duyunca, ağlayarak evden çıktım. o zaman on bir yaşındaydım.
ertesi gün de annem öldü, sesi hep kulağımdaydı.
"oğlum yatılı okulda ya, artık gözlerim açık gitmeyeceğim.."
okumamın tek nedeni annemin bu sözleriydi. bütün hayatımda annemin duyabildiğim bu sözleri kulağımdan hiç eksilmedi. hep onun bu sözlerini düşündüm. yalnız bunun için okudum, okula gitmenin yollarını aradım. onun sözleri beni kamçıladı. yoksa, okul kaçkını on bir yaşındaki ben, bir daha hiç okula gidecek değildim. beni okula göndermeye zorlayacak kimse de yoktu, yoksulduk.
bugünkü kişiliğimi anneme, özellikle annemin duyduğum son sözlerine borçluyum.
sen yoksun.
boşuna yağıyor yağmur.
birlikte ıslanmayacağız ki.
boşuna bu nehir.
çırpınıp pırpırlanması.
kıyısında oturup göremeyeceğiz ki.
uzar uzar gider.
boşuna yorulur yollar.
birlikte yürüyemeyeceğiz ki.
özlemlerde ayrılıklar da boşuna
öyle uzaklardayız.
birlikte ağlayamayacağız ki
seviyorum seni boşuna.
boşuna yaşıyorum
yaşamı bölüşemiyeceğiz ki.
o. pamuk : abi biz günde 2 paket sigara 20 bardak çay içiyoruz ya!
a. nesin : e içiyoruz orhan, bırakalım mı diyecen yoksa?
o. pamuk : yok abi..ben günde 3-5 tane sigarayla yetinebilen insanları anlamıyorum, biz de mi bir tuhaflık var?
a. nesin : boşver orhan.. onlar tutkusuz insanlar!
türkiye halkının yüzde 60'ı aptaldır sözünü her fırsatta gericiler koz olarak kullanır. ama olayın hikayesi şu şekildedir.
--spoiler--
- türk toplumunun mizaha olan ilgisi sizce zekasından mi ileri geliyor?
- ne zekası? bu milletin yüzde doksan biri 82 anayasası'na evet demiştir. geriye kalıyor yüzde dokuz. hadi biraz iyimser olalım, ama yüzde altmışı aptal bir milletiz.
bu cevaptan sonra rahmetli mahkemeye verilmiştir, "yapmayın, etmeyin. eğer mahkemeyi ben kazanırsam sizin aptallığınız mahkeme kararı ile tescillenmiş olur" dediyse de alıngan insanlarımıza söz dinletememiş, mahkemeye verilmiş ve sonuçta da mahkemeyi kazanmıştır.
--spoiler--
kendini milletine hep borçlu hissetmiş, nesin vakfı'nı bu vefa borcunu bir nebze de olsun ödeyebilmek için kurmuş, son nefesine kadar aydın olmanın bilinci ve sorumluluğunda yaşamış, yüreği insan sevgisiyle dolu, fikri hür vicdanı hür ve bugünleri yıllar öncesinden kitap ve konuşmalarında anlatmış ileri hatta çağından oldukça ileri bir fikir adamı, yazar, sanatçı, türk aydını. vedia nesintakma adıyla yazdığı yazılarında kendine çok kişiyi aşık etmiş, esrarengiz kalem ustası.
saygı, sevgi ve özlemle anılan güzel insan(kelimenin tam anlamıyla insan)
Aslında bu denli güzel kokmaz hiç bir karanfil,
Onda seni kokladığımdan bunca güzel.
Aslında bu denli güzel olmaz hiç bir Sarıyer,
Orda seni öptüğümden bunca güzel.
Aslında bunca güzel olmaz hiç bir dünya,
Seni sevdiğim için dünya da böyle güzel.
Aslında bu denli deli değildim sor kime istersen,
Sevince seni delilik bile bak ne güzel.
Aslında sen dünya güzeli değilsin,
Sevdiğim için dünyada tek güzelsin...
--spoiler--
Diyelim ıslık çalacaksın ıslık
Sen ıslık çalınca
Ne ıslık çalıyor diye şaşacak herkes
Kimse çalmamalı senin gibi güzel
Örnegin kıyıya çarpan dalgaları sayacaksın
Senden önce kimse saymamış olmalı
Senin saydığın gibi doğru ve güzel
Hem dalgaları hem saymasını severek
De ki sinek avlıyorsun sinek
En usta sinek avcısı olmalısın
Dünya sinek avcıları örgütünde yerin başta
Örgüt yoksa seninle başlamalı
Diyelim zindana düştün bir ip al
Görmediğin yıldızları diz ipe bir bir
Sonra yıldızlardan kolyeyi
Düşlemindeki sevgilinin boynuna geçir
Say ki hiçbir işin yok da düşünüyorsun
Düşün düşünebildiğince üç boyutlu
Amma da düşünüyor diye şaşsın dünya
Sanki senden önce düşünen hiç olmamış
Dalga mı geçiyor düşler mi kuruyorsun
Öyle sonsuz sınırsız düşler kur ki çocuğum
Düşlerini som somut görüp şaşsınlar
Böyle dalgacı daha dünyaya gelmedi desinler
Dünyada yapılmamış işler çoktur çocuğum
Derlerse ki bu işler bişeye yaramaz
De ki bütün işe yarayanlar
işe yaramaz sanılanlardan çıkar
--spoiler--
Demek yazamadan
Demek okuyamadan
Demek konuşamadan
Hem de ölmeden yaşanabilirmiş
Ama sevmeden yaşanamıyor Üçgülüm
Bir ölüyle bir canlı
Bir bedeni bölüştük
Sağ yanım ölmüş
Sol yanım capcanlı
Demek yazamadan
Demek okuyamadan
Demek konuşamadan
Ama düşünebildiğim için seni yaşıyorum
Yaşayabildiğim için sevmiyorum
Sevdiğim için yaşıyorum
Bir kolum bir elim bir bacağım ve dilim tutmuyor
Öyle bir sevgi var ki içimde
O beni hâlâ diri tutuyor
Yazamasam da okuyamasam da konuşamasam da
Seviyorum seni Üçgülüm
Sevdikçe yaşıyor yaşadıkça seviyorum
--spoiler--
Ben tanırım
Bu bulut bizim oranın bulutu
Hemşeriyiz ne de olsa
Benim için kalkmış ta Sivas'tan gelmiş
Yurdumun bulutu
Başımın üstünde yeri var
Ben bilirim
Bu rüzgar bizim oranın rüzgarı
Hemşerimiz ne de olsa
Benim için kopup gelmiş yayladan
Yurdumun rüzgarı
Kurutsun diye akan kanlarımı
Ben anlarım
Bu acı bizim ora işi, hançer acısı
Bir ülkedeniz ne de olsa
Aynı dili konuşsak da
Anlamayız birbirimizi
Hançerin nakışı
Tanıdım acısından, Sivas işi
Ben duyarım, duyumsarım
Bizim oranın sızısı bu
Binip kara bir buluta Sivas ilinden
Sivas rüzgarında uçup gelmiş
Helallik dilemeye
Ey yüreğimin onmaz acıları
Ey beynimin dinmez sancıları
Suç ne bende, ne de sende
Ne de olsa yurttaşımsın
Kapalı da olsa bütün vicdan kapıları yüzüme
Bilmelisin, bir yerin var can evimde
--spoiler--
sivas'ta kendisini yakmak isteyenlerin suçu üzerine atmaya çalıştığı kişi. hem insanlık tarihinin en büyük şerefsizliklerinden birini yapacaksın, hem de öldürmek istediğin kişiyi öldüremeyince suçu ona atacaksın, ne güzel lan...