ayşe özyılmazel

entry986 ↓ galeri74
    720.
  1. müziğin evrensel olmadığını ingilizcenin evrensel olduğunu savunarak müzik bilgisi ve hissiyatını ortaya dökmüş olan yazarımsı.

    youtube a ''holocaust'' yazıp 10milyondan fazla tıklanmış olan videoyu açıp altında yazan yorumlara dikkat etmesini öneririm. her dilden, dünyanın hemen hemen her yerinden ceza ya gelen yorumları okumalı. mercan dede nin videoları altındaki yorumları da okumalı, dilin değil aslında müziğin evrensel olduğunu belki o zaman anlayabilir. müzik evrenseldir, her ne kadar evrensel ruha hitab edebilecek sanatçılardan çok yerel zihniyette müzisyenlerimiz olsa da müzik evrenseldir, türkiye de örnekleri az olsa da öyledir.
    4 ...
  2. 721.
  3. benim için ali taranla öpüşen kadındır, hem öpüşmekten hem kendisinden soğutmuştur.
    3 ...
  4. 722.
  5. 723.
  6. 724.
  7. çirkin olsaydı ne albüm çıkarabilirdi ne de kö$eyazarlığı yapabilirdi. o kadar tatlı bir yüzü var ki tutup.
    4 ...
  8. 725.
  9. iğreti duran şahsiyettir. birçok iş yapıyor ama hiçbirisini de kendisi yapamazdı.
    2 ...
  10. 726.
  11. Bacakları güzel olan şarkıcı. Bunun dşında pekte matah olmayan sözde aşk evliliği yaptı. Benden söylemesi fazla sürmez güzelim.
    2 ...
  12. 727.
  13. o değilde son klibinde hiç olmamış, hareketleri falan çok yapmacık.
    1 ...
  14. 728.
  15. kafası basmayan kadındır. ulan zaten sevdiğin adamın karısı hasta. bırak boşansınlar. kadının öleceği belliydi zaten. en fazla 1 sene beklerdin. sonra davul la zurnayla evlenir taze gelin olurdun. şimdi ne oldun. kötü gelin.
    millet karısı yaşarken üstüne kuma getiriyor. modern im diye geçinen karısı evdeyken işyerinde metresini beceriyor. müslümanım diye geçinen 4 ünü bir eve atabiliyor. adına da o benim hakkım diyor. kimse onlar hakkında konuşmaz, gelir senin hakkında sabaha kadar konuşur. yazık ettin kendine ayşe. biz toplum olarak bu olayı kaldıramazdık. geldin tüy diktin üstüne. neyse burası uludağsözlük.
    sözlük mode on
    al işte şimdi rahat mısın. dertten öldürdünüz kadını. mutlumusun şimdi ali'n ile. tüh tüh tüh
    sözlük mode off.
    8 ...
  16. 727.
  17. gözümde selma ann desmond'ın ölümünde ali taran'dan daha fazla etkisi olmuş kadındır.
    biliyorum yine mi kadın suçlu diyip eksiyi basanlarınız çok olacak ama ölüme giden birine eşlik etmek zordur. her tür psikolojik/psikiyatrik problemi beraberinde getirebilir. kaçabilir sonunda daha önce hastalıkta, sağlıkta diye söz vermiş olan kişi. evlenmek için can atan hafif meşrep bir kadın olmaksa o kadar zor bir süreç değildir. biri olmasa diğeri kafalanır. iyi de neden kanser eşi olan kafalanır. hadi kafalanır da niye beklenmez bir kaç sene tanıyıncaya ve esas kadın ölünceye ya da iyileşinceye kadar da yıldırım nikahı çakılır. aşığız biz, mutluyuz denir. diğerinin vicdansızlığına çok iyimser bir yaklaşımla baktığımda depresyon/ölüm anksiyetesi gibi açıklamalar getirebiliyorum da bu kadının egoistliğine hiçbir açıklama getiremiyorum.

    edit: sitesini hackleyenlere teşekkürü bir borç bilirim.
    4 ...
  18. 728.
  19. bugün itibariyle aşktan meşkten söz edecek hali kaldı mı merak edilen kişi.
    1 ...
  20. 729.
  21. aşırı derece cialis içerek kendini hastanelik eden adamın karısı.
    bir gün hasta olunca yaşlı kocası tarafından da bir kenara atılacak genç kız.
    şimdiki kocası ölünce yerine genç bir adamla evlenecek olan hanım.

    edit: eksileyen posta gazetesi müdavimine sonsuz teşekkür ediyorum. gerçeği inşallah bu şekilde değiştirsiniz.
    yazdıklarım;

    oldu.
    olabilecek.
    olucak. şeklindedir, saygılar.
    7 ...
  22. 730.
  23. ayşe adını almak lazım kendisinden. ismine layık olmayan kişi.
    9 ...
  24. 731.
  25. dün itibariyle yazılarına geri dönüp, yazılarında hafif bir pişmanlık sinyalleri vermiştir ama yemezler. kendim değil selma ann desmond'ın şerefine haykırmak istiyorum bunu "yemezler" ve "affedilmedin". buraları okursan eğer ayşe bir gün bunu sözlük yazarı lazko değil de ayağını kaydırdığın esas kadının ruhu olarak gör. "affedilmedin" ve "yemezler".
    7 ...
  26. 732.
  27. 733.
  28. nasıl yazar olduğunu anlayamadığım yazar. sanırım babadan torpili olan herkesi yazar yapıyorlar...
    5 ...
  29. 734.
  30. insanların her defasında yargısız infaza maruz bıraktığı şarkıcı ve köşe yazarıdır. oysa insanların gördüklerinden ne kadar da farklıdır. herşeyden önce sanıldığının aksine vicdanlı bir insandır.
    3 ...
  31. 735.
  32. ali taran gibi birini seçip beni hırslandıran kadın.
    estetik ameliyat olup yanaklarıma, alnıma kıl ektiricem. kafanın yanlarını kazıtıp, üstten at kuyruğu yaptırıcam. bide sikko sikko espriler yapıcam.
    3 ...
  33. 736.
  34. kanser tedavisi gören bir kadının kocasını elinden alarak onu ölüme terkeden vicdansız kadın. bir gazetede saçma sapan, hıncal uluç tarzı yazılar yazıyor.
    6 ...
  35. 737.
  36. 738.
  37. Sabıkalı adlı şarkısını severek dinlediğim kişi. Dikkatinizi çekerim dinlediğim diyorum zira klibini seyretmeye tahammül edemiyorum. Attırık dansıyla yapay hareketleri ile böyle bir şarkının önünü kesen bir klip nasıl çekildi anlamıyorum kimsede uyarmıyor mu bunu. Belki yeni imaj makerı olan kocası sonrasında bu attırık dans figürlerine bir son verir.
    0 ...
  38. 739.
  39. ''baskasının mutsuzluğu üzerine mutluluk kurulmaz.'' sözünü hatırlatmak istediğim kişilik sahibi olmayan insan.
    2 ...
  40. 740.
  41. ayşe özyılmazel'i bir tek ashton kutcher anladı diyeceğim ama, o da yanlış anlamış zaten.
    0 ...
  42. 741.
  43. kocacığından boşandı sandığım kadın. evet sadece kadın. şarkısı gazeteci gibi tanımlar yakışmıyor.
    1 ...
  44. 742.
  45. yalnızlığına alışmışken, tam da yalnızlığını sevmişken, kendini kendine sevgili etmişken, birden dışarıdan çıkageliyor biri.
    büyü müdür, gerçek midir, uzaklarda bir şeye hissettiğin özlemin dinmesi için midir nedir, bilemiyorsun, çözemiyorsun.
    zaten çok da soru sormuyorsun ve bir bakmışsın ona "sevgili" diyorsun, hatta "sevgilim"...
    az şey mi "sevgilim"?
    sıradan bir şey mi?
    belki günümüzün tez canlı çocukları için bir süs, bir dekor, bir durum değerlendirmesi, arkadaşlara hava kıvamına çekilmiş olabilir ama benim buralarda "sevgilim" demek hiç de az buz bir durum değil.
    alıyorsun içine, koyuyorsun kafanı onun göğsüne, uyuyorsun kolunu bacağını dolayıp her yerine...
    bütün önceliklerin kayıyor bir kenara. 'aşk kayması' da diyebiliriz hazretlerine.
    bir bakmışsın o 'sevgili' işini, arkadaşlarını, dostlarını, zevklerini, rutinlerini, uykularını sollayıvermiş işte.
    üstelik izin kâğıdı almadan, bir müsaade bile istemeden hayatından.
    ama olsun, sen bu durumu seviyorsun değil mi?
    tek kişilik düzenden çift kişilik düzene geçiyorsun. bir diş fırçası daha koyuyorsun banyona, bir bornoz daha. onun eşofmanı, onun tişörtü, onun telefon şarjı katılıyor evine. diyelim senin asla almadığın o vişne suyu konuyor buzdolabına, o içiyor ya... onun defteri-onun kalemi, onun arkadaşları, onun sevdiği restoranlar, onun izlediği filmlerle dolup taşıyor dört bir yanın.
    tamam! düzenin bozuluyor, yayın akışın değişiyor ama çıt çıkarmıyorsun.
    neden?
    amaaan yazdık ya az önce; nedenini sormuyorsun! şimdi mutlusun ya, değer mi değmez mi klişelerine takılmıyorsun. sana uymayan çok şeyi var onun. alışkanlıklarınızın çarpışmasını görmezden gelmeyi tercih ediyorsun. başkalarının hayret dolu bakışlarını görmezden geliyorsun. sevgili onların kapısına gelse nasıl da coşarlardı biliyorsun. eh! urfa'da oxford olsaydı onlar da giderlerdi biliyorsun.
    sen hiçbir şey sormuyorsun sadece yaşamak istiyorsun. bozulmasın istiyorsun.
    bak inanmazsın ama yüksek beklentilerin de yok senin. "yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar" şarkısını bütün kızlara söyletip, kına yaktırma derdin de yok.
    kendini aşıp, mecburiyetleri aşıp sevmek ve sevilmek istiyorsun.
    evet! sen sevilmek de istiyorsun, bunu biliyorsun. "ama o zaman adı aşk olmaz ki" itirazlarını boş ver, herkes gibi sen de sevgine karşılık bekliyorsun. en azından kendini kandırmıyorsun. varsın adı aşk olmasın...
    alıyorsun içine, koyuyorsun kafanı onun göğsüne, uyuyorsun kolunu bacağını dolayıp her yerine.
    bir gece, iki gece, üç gece, beş gece...
    her gece daha da bağlanıyorsun... bedeninle, teninle, kalbinle... her sabah daha çok seviyorsun, sanki her sabah daha fazla birleşiyorsun sevgilinle.
    sonra bir bakıyorsun, o alıştığın yalnızlık kocaman sinsi bir korkuya dönüşmüş. ya bir daha gelirse... ya hep gelecekse... yokluğa yeniden nasıl alışabilirsin ki?
    "sevgilim" demek az şey mi? sevgili olmak az şey mi?
    kendine yalan söylüyor olsan da, o doğru kişi olmasa da, o 'sevgililik' yapmasa da, "dur, yapma" diyen arkadaşların haklı çıksa da, ayrılık zamanı geldiğinde elinde çok haklı nedenlerin olsa da biliyorsun ki az şey değil.
    "sevgilim" demişsin bir kere, gerisi hikâye...
    onların lafına gelsen de, hata etmiş olsan da yara sendedir artık. kendin için iyi etsen de yara ta içindedir artık.
    hayat, kalbine bir yarayı daha gururla sunar.
    bir sevgili gider sonra yenisi gelir de o yaralar kapanmaz işte.
    oracıkta, kalbinin tam üstünde durup selam çakarlar sana yerli yersiz.
    ve sen mırıldanmaya devam edersin "oysa sevgili bir tek sevgili nasıl değiştirir dünyanın gerçeğini" diyen o şarkıyı yerli yersiz.

    ayşe özyılmazel - sabah gazetesi 31 ocak 2010

    not: pek sevmem kendisini. malum sebeplerden dolayı. ama ne güzel anlatmış yahu.
    "bozulmasın istiyorsun.
    bak inanmazsın ama yüksek beklentilerin de yok senin. "yüksek yüksek tepelere ev kurmasınlar" şarkısını bütün kızlara söyletip, kına yaktırma derdin de yok.
    kendini aşıp, mecburiyetleri aşıp sevmek ve sevilmek istiyorsun."
    hislerime tercüman olduğu için teşekkür ediyorum kendisine.
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük