Demek ki, saç deyip geçmemek gerekiyor, bir bildikleri var ki kadınların kapanmasını istiyorlar, çünkü saç kapanınca, insanın yüzünün anlattığı şey azalıyor, kaba hatları çıkıyor, burnu öne fırlıyor...
Ve sizi temin ederim en büyük yalan "Türban göze vurgu yapıyor, gözün güzelliğini ortaya çıkarıyor..."
E bir şeyle avutacaklar kadınları!
.
.
.
.
.
Fatihte dolaşırken tanıştığımız çok şeker tesettürlü bir arkadaşımız var, bize diyor ki "Yürürsünüz, Allahın izniyle yürürsünüz... Bir arkadaşımızı tokatlayarak sersem ettiler... Siz hiç durmayın, hızlı adımlarla caddeyi baştan başa yürüyün. Bir şey olursa koşabilirsiniz değil mi?"
tespit yapmaya kalkışırken karşı cinse duyulan ilgiyle malum mahalle baskısı arasındaki farkı idrak edememiş sarışın.
yazar demiyorum, sahibi olarak bulunan "karanlık doğanların" yalnızca omurgasız köşecisi..ilk olarak dikkat çeken bir hatuna bakmak dünyanın heryerinde olur..ismailağaya gitmene gerek yok avrupa'ya çıksan da aynı be güzelim.ikincisi kendi beynince yapmaya çalıştığın "hangi mahallede baskı var" tespiti için yollara çıkmana gerek yok, zira ortada "devlet baskısı" var.o giydiğin elbiselerle üniversite kapısına git, aradaki farkı idrak et, son olarak köşeni doldur..
istiklal caddesi'nde dolaşan çarşaflı ama bizim gibi insan olanların arkasından "ninjalar fatih'e" diye bağıran karaktersiz şerefsizleri görmemiş yazar.. bir kere görsem bu manzarayı sürekli dile getirmezdim ama 10 yıldır gittiğim bir semtte onlarca defa görmek can sıkıcı..
bundan sonraki bir iki hafta içinde, genelev kadınlarının dramı, genelevde ne gibi sorunlar yaşanıyor, izleyin ayşe arman dan, şeker kayın pederi, gelini soyununca şaşırmamış, başörtüsü takınca şaşırmış, kadının hiç uçu yok azizim, bu adamın gelini bu kızcagız.
hürriyet pazar ekinde tam sayfa tesettürlü fotoğrafları çıkmış gazetecimsi, köşe yazarımsı.
kendilerine "vay efendim soyunmak kolay, bir de örtün de o zaman gör mahalle baskısını" diye mail gönderen, gaza getiren okura da buradan selam olsun. biz allah için bilmiyorduk testtürle reina'ya girilmeyeceğini öğretmiş oldu kendisi.
hayır anlamadığım o ibadeti, kapanma olayını zaten sen dinin için seçmişsen reina'da, sortie'de işin olmaz. neyi kanıtlamaya çalışıyorsun ki?
vay efendim fatih'te cıscıbıl*yürümüş gibi hissetmişmiş. korkmuşmuş. bu şeye benziyor; boğalarla dolu bir alana elinde pelerinle girmeye. sen boğalara pelerini sallarsan boğalar da gelir seni boynuzlar, bu kadar basit.
pelerinin kırmızı olmasına bile gerek yok, o derece yani.
aklınca empati kurmaya çalışan kişi. güya, karşı mahalleyi anlamaya kalkmış, açık açık söylediği gibi resmen dalga geçmiş, eğlenmiş kişi. bu şekilde dillendirmesi de bir o kadar ilginç...
tehlikeyi göze alırmış v.s, saçmalarım desene sen ona...
kendi çapında toplumsal deney yaptığını zanneden ama başarılı bir provokatör olan şahıs. kendi hissettiklerini toplumun onun büründüğü kılığa verdiği feedback olarak bizlere yansıtacak olması sorgulanması gereken bir konu. götünden element uydurmak gibi bir şey. çok sinirliyim lan.
(bkz: #5570275)
hakkındaki bu entry yi okuyunca takdir ettiğim, bir yandan da küfrettiğim yazar. "e be kadın, üzerinde baskıyı hissedebileceğin tek şey bu muydu? sözde bunu kullanarak orospuluk yapmaya utanmıyor musun" gibi şeyler geçirsem de içimden, yine de helal olsun dedim. eksik kalmıştı, linke tıkladım; bir de ne göreyim.
buyrunuz:
--bu kısmı okumasanız da olur--
Ayşe Arman tesettüre girdi. Gece Reina'nın kapısını zorladı.
istanbul yetmedi izmir'e gitti. Alsancak'ta yürüdü, Kordon'da çarşafa girdi.
Ege'de karşı mahallenin tatil köylerini gezdi. Haşema giyip yüzdü.
Türbanla vapura, uçağa, minibüse bindi.
Mahalle baskısını ölçtü. Hissettiklerini yazdı.
Sonra da mini etekle Fatih ismailağa Caddesi'nde dolaştı.
Soluk soluğa okuyacağınız yazı dizisi.
meğer kadın hakikaten mükemmel bir şeye imza atmış da bazı arkadaşlarımız işine gelen kısmını görmüş, bizi yanlış yönlendirmiş!
helal olsun be, seviyoruz seni ayşe arman; sağ memeni* sol memenden ayırmadan seviyoruz. her şeyinle seviyoruz. özgünlüğünle seviyoruz. (verdiğin pozların bunda etkisi yok, hayır kesinlikle)
çılgın kadın. deli dolu bir insan. çoğu insanın yapmaya korkacağı bir işi yapmış. fatih ismailağa caddesi'nde mini etek giyip dolaşmış. kim ne derse desin bu cesaretinden ötürü bizzat takdir ettim. sorun o eteği giymesi değil, cesareti, üzerindeki baskıyı hissetmek adına böyle bir işe kalkışması. çok cesurca bir hareket. seviyorum böylesi kadınları.
sadece birkaç alıntı yapayım, hiç boşuna tamamını okumayın. ya da sinirli biri değilseniz okuyun, bilemiyorum.
deniz seki(cama el dayayıcıya): 18 kişilik bir koğuşta kalıyorum. Çoğu bankacı. Çok zeki, çok parlak insanlar. Bir aile olduk. Koğuşun pozitif meleğiyim. Bu halimle, moral veriyorum insanlara. Herkesle iletişimim çok iyi, Allah için uyumluyum...
[bi dışarı çıksan alayını tanımazsın. içerdesin ve hâlâ şov peşindesin]
cama el dayayıcı(seki'nin avukatına): istanbul'da kokain kullanan bir sürü insan olduğunu duyuyoruz. Neden başkaları değil de Deniz? Birileri, ona kafayı mı taktı?
[heee taktılar, hem de ne biçim. hatta ergenekon'a bağlayacaklarmış davayı. ayrıca duyuyorsan git ihbar et, akıl bulandırma]
cama el dayayıcı: O anda bilmiyorum tabii, ertesi gün annesinden öğreniyorum, doğum gününde koğuş arkadaşları ona sürpriz parti yapmışlar. O yokluk içinde, patatesleri biriktirmişler, patates pek bir değerliymiş içeride, Deniz'in şerefine patates salatası yapmışlar.
Bir ayrıntı daha; meğer cezaevinde, renkli mektup kağıtları çok önemli bir şeymiş, herkes o kağıtlara gözü gibi bakarmış, Deniz için onlara kıymışlar.
Kırpıp, kırpıp, konfeti yapmışlar.
Doğum günü kızının, başından aşağıya dökmüşler.
Ve hep bir ağızdan ona Deniz Seki şarkıları söylemişler.
Mutluluktan deliye dönmüş tabii.
Yine ağla, ağla...
Ama bu sefer mutluluktan!
[ühü ühü şuramda bi şey koptu inanır mısın? meğer uçurtmayı vurmasınlar yalan dolanmış]
yok arkadaş, ben bir kez daha anladım ki, bu kadınla bırak aynı memleketi, aynı kainatta bile yaşamıyoruz. o kadar insan suçu sabit değilken hapis yatar, kötü muameleye maruz kalır, çoğu içerde hastalanır, hatta ölür; hanımın kafaya taktığı, hazmedemediği, üzüntüden kedere boğulduğu olaya bak. okuyunca beynim kısa devre yaptı yeminle...
yakın zamanda ali k ile bir de filmde başrol oynarsa samimiyetine ancak inanabilecegim, kocasınında ne kadar modern bir insan olduguna o zaman hakverecegim gazeteci kişi.
sevgilisi, çocuğu ve dubai üçgeninden çıkamayan, çıksada ayarı tutturamayan, genç kızlığında günlük tutamıdığı için şuan acısını çıkartıyor izlenimi veren, arada bir röportaj yapan, eleştirelere çok sert karşı çıkan, düz mantık olduğunu düşündüğüm bir köşeri yazarı.
gerek kişiliği,gerek davranışları ve tarzıyla kıskanılası bulduğum kadın. kızıyla olan ilşkilerini de kıskanmıyorum değil.
(bkz: size anne diyebilir miyim?)
Ne için soyunmuştur? Zaten köşesinde yazdığı yazılarla bir pop ikonudur kendisi. osursa onu köşesinde anlatan bir yazardır. Nedir bu ? Bir orta yaş bunalımı mı? Neyi ıspatlama çabasıdır ki? Sanat için mi soyunmuştur? Yazar dediğimiz kişilerin bir ağırlığı olmalıdır bence. Belki de yanlış düşünüyorum bence bu olmalı. Tabi konu böyle pop yazarlar olunca bunu beklemek biraz saçma oluyor.