kalp kırandır. insana insan olduğunu, aciz olduğunu en iyi hatırlatan şeylerdendir. hep bir korku uyandırır insanın içinde. bir ürperti. acabalarla doldurur. eksiltir.
Yıllardır beraber uyuyup uyanıyosunuzdur, gece seslenince hemen sizi duyan biri, sabahları işi olmasa da, okulunuz olmasa da her zaman aynı saatte uyandığınız biri. biriniz uzak bi yere de gitse aynı anda yemek yemeyi, aynı anda uyumayı alışkanlık haline getirdiğiniz biri. ailenizin yanına gittiğinizde sizi öperek bin bir tembihle zor ayrılarak bindirir trene. gidene kadar konuşursunuz. zaman bi türlü geçmez. sonunda dönersiniz ama sevdiğiniz adam değişmiştir. sarılmaları yarım, öpmeleri anlamlı değildir. sonra farkedersiniz sizin o bi haftalık yokluğunuzda nelerin değiştiğini, kısacık zamanda bile hayatına birilerini sokabildiğini. ayrılık ilk defa bu kadar acı, keskin ve uzun olmuştur..
Bazı insanlar buna nasıl katlanıyor gerçekten anlamıyorum. Ya çok ruhsuzlar ya da çok gamsız. Bir kaç arkadaşım gitti mesela. Hiçbir şey olmamış gibi nasıl davranıyorlar? Hayatın akışına nasıl da kapılıveriyorlar? Oysa ben gitmeliydim, gitmeyeli uzun zaman oldu. Kalan olmak gerçekten çok feci bir şeymiş. Nasıl devam ediyorlar hiçbir şey olmamış gibi... Oysa her gidişte benim bir parçam gidiyormuş gibi oluyor. Ama sonra ona da alışıyorsun, diğerleri bunun farkında sanırım, ben beceremiyorum.
fikrimden geceler yatabilmirem
bu fikri başımdan atabilmirem
neyleyim ki sene çatabilmirem
ayrılık ayrılık aman ayrılık
herbir dertten ala yaman ayrılık
uzundur hicrimden kara geceler
bilmirem ben geldim hara geceler
buruktur hicrimden kara geceler
ayrılık ayrılık aman ayrılık
her bir dertten ala yaman ayrılık...
Bazen iki kişide aynı sesi veren bazı teller bulunuyor, o zaman: “Birbirimizi bulduk” diyorlar. Fakat yalnız bu teller çalındığı müddetçe… Diğer tellere geçildiği zaman arada ne dehşetli bir ayrılık olduğu meydana çıkıyor.
sokaktaki hayvanla bile birkaç dakika vakit geçirsem , oradan ayrılmak bana ağır geliyor.hele sevdiklerinden ayrılması insanın yüreğine nasıl oturur...
allah kimseyi sevdiklerinden ayırmasın , hele ki ailesinden ...
Ölüm gibi birşey bu. içim cız ediyor ama çaresizim. Sana bakınca aşkı gördüğüm zamanların özlemi artık yetmiyor tartıştığımızda sinir küpüne dönen suratına bakmaya. Elim gitmiyor artık o sevdiğim saçlarını okşamaya. Olsun. Zamandır ilacı herşeyin. Ölüm gibi özünde sevmeler. Gözünü kapattığında göreceğin rüyayı değil kabusu beklemektir aşk. Hep sonu hüzün.
Bazen en büyük sevda sözü siktiri çekmektir.
Tuketttigimiz bütün aşk dolu cümleler ve bende kalmadı sevecek yer. Okyanusta gark oldu gemim ve sendin benim güneşim. Artık Günaydına yer yok bende, çöktüğünde gecenin sisi, susuz kaldığımda bir başıma yok gidecek biri, konuşacak Sevdam, anlatacak aşkım.
Ölüm gibi ayrılık, biçaresin. Kafam gökkuşağı. Ayırdı zor gerçeğin, anlamı yok hiçbirseyin, dün herşeyimken sen bugün; hiçbirşeyim. Bu gerçek her gece kabusumda gördüğüm, çözmeye çalıştığım bir Kördüğüm...
Sövdü deli, gördüğünde gerçek beni, anlayabiliyorum bitme nedenini. içimdeki ses yapma demedi mi? Beni değil onu duyduğundan beri ilişki bitti sevgili.
Telafisi yok yanlışların, seninde benimde oldu yanlışlarım. Ben anlarım sen gülmeyince, dün rüyamda dahi kalbim durdu seni Beklerken kimse gelmeyince, Ben ağladım sen gittiğinde içimden sessiz çığlıklarla...
Yarım kaldı birçok şey bu değil pişmanlık. Bulandı ekran yok görüntü kafam artık kaldırmiyor gürültü. Sus dedikçe konuştun sen, keşke kırmasaydın. Keşke vurmasaydım.
Yalan değil ki hatıralar gerçek üstü hislerim, sevmek tek başına yetmiyor gerektiğinde 'git' dedim.
Sehir kalabalık ama gecesinde boş sokaklar, ölüm gibi sevmek. Bazen intihar edemeyince insan arar bir yardım eli. Ben öldüremedim bendeki Deliyi ben istedim çok ama olmadı. Varsın olmasın. Bazen zorladım. Her insanın bastırmaya çalıştığı hisleri aslında gizlemeye çalıştığı birer zorbadır.
Aşk bu şartlar okunmadan imzalananan bir kira kontratı. Şu an bu ev bir korku tüneli, birazdan yakıcam heryeri. Gün Günaydın. Dün uyandım. Vampir gibi yaşamak bu gözlerim hep kan çanağı.
Bazen Zeus'un sol taşağı gibi hissetmemin nedeni içimdeki bu deli. Ona git diyemezdim. Bunu sende diyemezsin. Bir yapboza başlamama nedenim içimde yarattığı bulantı. Inip gitmek istediğin yer bu aşkta son duraktı. Beni bir gün sevip bir gün sevmemen beni bunalttı.
Ersede yaşlar Kemale, anlatsa da Vinci beste yapsa bach, dertlesse monalisa ve Sinirden kesse götünü marlon Brando. Kafam bir gökkuşağı: ayırdı zor renklerin, sen hep gitmek istedin ben gidecegin yerde bekledim. Yaz delir. Az gelir. Tanıdığından beri gerçek beni, sevemedim ben seni sende beni. Ben sen olsam bende bana hakverirdim, bak delirdim ama sana mutluluklar güzel günler güler yüzler...
Sevdiğim, kemençede titretiyorken yayı,
Bülbül sustu, unuttu o eski ağlamayı.
Öyle sandım ki gökte kızıllık sardı ayı,
Sevdiğim, kemençede inletiyorken yayı...
Ağaçların dalları saygılarla eğildi,
içimden çarpıntıyı, gözümden yaşı sildi,
Böceklerin sesleri birdenbire kesildi,
Sevdiğim, kemençede söyletiyorken yayı...
Ayın on dördü gökte yavaşça yükselince,
Bir bağlama başladı önceden ince ince ...
Birdenbire gürleşip kemençeye karıştı,
Biri coşkun bir öfke, biri bir yalvarıştı.
Birini inletirken bir kadının elleri,
Birinde bir erkeğin kırılmış emelleri...
Sonra kemençe sustu... Yalnız kaldı bağlama,
Çalkalanarak diyor ki: “Boşunadır, ağlama!
Kemençen, bağlamam ve ... Gönüllerimiz kırıktır;
Her tatlı sevişmenin sonu bir ayrılıktır...
Gök onun kadar derin , o gök kadar berraktı,
Biraz sonra nazik ay bizi yalnız bıraktı...
Bu ayrılık çağının hicranını bir düşün,
Beni hala yakıyor tadı en son öpüşün!?..
Hazin hıçkırıkları bırakılmış bir kızın,
Hatırlattı bütün o eski ayrılıkları.
Söndürür neşesini gönlümüzdeki hızın,
Bırakılmış bir kızın hazin hıçkırıkları...