bir ülkenin ulusal medyasının yarısından fazlasına sahip olmak cumhuriyetlerde değil olsa olsa tekeliyetlerde rastlanabilecek bir durumdur. soyvetler birliği dağıtıldıktan sonra arkasına aldığı abd desteğiyle sıçanlar gibi halkın petrolünü, medyasını zimmetine geçiren roman abramovic'ten, mikhail khodorkovsky'den, boris berezovsky'den, vladimir gusinsky'den hiçbir farkı yoktur nazarımda...
kızlarını sosyetenin en zengin ailelerine gelin veren medya patronu. ayrıca son derece akıllı, servetini akp hükümetine de yar etmeyecek kadar sinsi. bu hükümet sayesinde medyadaki rakipleri tek tek kanallarını satmak yada tmsf'ye devretmek zorunda kaldılar.
kızları için;
arzuhan doğan- yalcındağların gelini
hanzade doğan- boynerlerin gelini
begüm doğan-faralyalıların gelini
vuslat doğan-sabancıların gelini
gözü milletin cebinde olan herif.örneğin embesil tipli hatunların çıktığı garip kanallarda angutça sorulara cevap verecek kerizleri yolar,dandik petrol satarak devleti vergi kaybına uğratır,bütün medyayı tekeline almak ve doymak bilmeyen hırsını bu ülkenin insanları üzerinde kullanır..
okulunda okuyan insanların bile sevmediği, bırakın öğrencileri öğretmenlerin bile eleştirdiği, medyayı tekelleştiren, hükümet yanlısı yayın yapan, zamanında Mesut Yılmazla kanka olup; 2002 yılında Tayyip'le ortam yapan ve dsp-mhp-anap koalisyonunu yıkan adam.
edıt: öğretmenler konusunda yanılmışım. bazı öğretmenler de tıpkı onun gibi. yazık ki bize onların verdiği eğitimle gazeteci olmaya çalışıyoruz.
2004 yilinda aydin dogan genc iletisimciler yarismasi odul toreninde esek olusu gibi heykeli aldigimda karsimda oturan kendisi heykeli nasil kaldirmam gerektigini buyuk bir hararetle-sanki kendisi almis gibi-ellerini yukari kaldirarak bak boyle sallaman gerek gibisinden hareketler yaparak gostermeye calismisti. komik bir andi tabiiki. ona noluyorsa. saka bir yana, paragoz bir adamdan beklenecek bir hareketti aslinda. o an onun gozlerindeki hirsi gercekten gormustum. helal olsun, tum medyayi almasindan sonra sira sanirim tepemde duran ve duserse kafami kirmasi kacinilmaz olan muhtesem heykelcigime gelecek. vermem ama.
Aydın doğan hürriyet gibi daha devletçi, milliyet gibi daha liberal, radikal gibi sol, posta gibi ne kokar ne bulaşır tarzı gazetelere sahiptir.
Duruşunu bu nedenledir ki çözememişimdir. Daha çok radikalle söversem mlliyetle severim (vb.)anlayışına sahip olduğunu düşünmekteyim.
bu adam parayı hep sevmiş;
her zaman gücün yanında olmuş bizim aydın doğan.
ona parayı kim verecekse ondan taraftır bu aydın(!) insan!
ona gücü kim sağlayacaksa, kesenin ağzını kim açacaksa, kurduğu şirketleri bataktan kim kurtaracaksa aydın doğan onun ahbabıdır; onun çıkarlarını gözetir, onun iş takibini yapar...
yıl:1982 milliyet gazetesi. abdi ipekçi'nin öldürülmesiyle gazeteyi aydın doğan satın alır.
gazetenin başına ise; chp eski milletvekillerinden tarhan erdem'i getirir. bugünün rte sempatizanına o dönem chp'li isimler sempatik geliyormuş demek, bunda yadırganacak bir şey yok. o dönem çarklar öyle dönüyormuş şimdi böyle...
bizim aydın'da çark kimden tarafa dönüyorsa ondan yana dönermiş...
ay çiçeği gibi adam mübarek, güneşi gördüğü yere yüzünü dönüyor, çiçek gibi adam ayol..
işin komiği o dönem gazetenin başına oturttuğu tarhan erdem, uzun süre paşabahçe fabrikalarını yönetmiş bir mühendis.
ne gazeteci ne de gazetecilikten anlar...
ve milliyet'in bir dönem çöküşünde de rolü büyük tarhan'ın..
aydın doğan, kendi elleriyle gazetenin başına oturttuğu bu adamı görevden almak için çok uğraşacak sonraları...
yıl:2007 hürriyet, milliyet, kanal d, star, kral tv, d smart filan da var tabi arada...
ve daha neler neler... poaş'ı da unutmamak lazım; aydın doğan'ın poaş'ı çok mühim bakın:
başta saydığımız bu elindeki diğer kaynakları ne kadar güzel kullanır medyayı ne kadar güzel işletirse; poaş'ın havuzu da o kadar çabuk dolar.
tıpkı havuz problemi gibi; medya unsurlarının hepsi poaş'ı ve aydın'ın kesesini dolduran musluklar.
yalnız bu poaş'ın suyla dönmediğini söylememe gerek yok heralde...
taşıma suyla da değirmen dönmez hem, aydın doğan'a daha çok güç, daha çok iktidar lazım.
daha çok para...
özellikle devletin parasını daha çok sevdiğine eminim ben.
sahi bir dönem kanal d'nin arena'sı bu örtülü ödenek skandalarıyla kaynardı; ne tuhaf şimdi hiç olmuyor heralde öyle şeyler...