stephen king'in autopsy room four öyküsü ve alfred hitchcock presents'in breakdown bölümüne benzeyen konusu senaristlerce bugüne kadar pek kurcalanmamış, cılkı çıkarılmamış anestezik farkındalık üzerine olan ama beklentileri karşılamayan bir film. içinde barındırdığı soru işaretleri ve nedense ince ince işlenen konunun birden yangından mal kaçırırcasına sonlandırılıp muallakta bırakılması filmin negatif yönü. bu filmden hemen önce scorsese'nin uzunlukta dünya standartlarının üzerinde replikleriyle sabır taşını bile çatlatabilecek raging bull'unu yerimden kalkmadan iki saat izlemiş olmam mı öyle hissettirdi bilmem film resmen kısa kesilmiş gibi, ne zaman başladı nasıl bitti anlamıyorsunuz bile * . awake'i izlemeden önce sinema dergisinde filmin künyesine baktığımda yönetmen joby harold'ın clayton rolü için başta jared leto'yu düşündüğünü okuduğumda oluşan keşke jared olsaydı da şimdi elemanı bi izleseydik düşüncem filmin sonunda ise iyi ki hayden cristensen oynamış da jared'e yazık olmamışa dönüştü.
ayrıca belirtmekte de fayda var jessica alba ve hayden cristensen bu filmdeki rolleriyle en kötü çift olarak razzie ödülüne aday.
Joby Harold'ın hem yazmış hem yönetmiş ve sinemadan soğumaya başlamış benim gönlümde taht kurmuş bir film.orjinal bir fikirden ortaya çıkmış.filmin yarısına gelinceye kadar aşk, meşk derken geçiyo ama sonrası biraz sancılı geçmek bilmiyo.diri diri kalbi değişen o yakışıklı adama bir arkadaşı atıyo kazığı, bir karısı.derken işler yoluna girmeye başlıyo. burda 'ağlarsa anam ağlar gerisi yalan ağlar' diyorsunuz.'kalk şu masadan da suratlarına tükür' diyorsunuz, ama ekran kararıyo ve film bitiyo...
ameliyat arifesi izlenmemesi gereken film. ameliyat olacak kişi için oldukça moral bozucu olup, ya anestezik farkındalık olursam düşüncesi bile ameliyattan vazgeçme sebebi olabilir. böylece hastaların lokal anestezi isteklerini de artırabilir.
konusu harika olan bir film, herkesin elini kolunu sallaya sallaya ameliyathaneye giremediği film, jessica alba ablamız o hastanede hemşire olduğu için rahat rahat girip çıkabilmektedir.
Garip anam, çilekeş anam, vefakar anam gibi kelimeleri ard arda söylettirebilecek; şayet ameliyata girilecekse anasteziste '' usta sen bana iki doz yapta sağlam olsun,sonra sakata gelmeyelim,arada kalmayalım bak ilk gelir senin ümüğünü sıkarım '' dedirttirebilecek; Bide aşkın sevginin para karşısındaki güçsüzlüğünü ölçebildiğimiz süper bir film izlenmeye değer...
hayden christensen, jessica alba ve terrence howard'ın basrolde oldugu konusu *'tan tanıdık gelen,
aynı mevzuyu ikinci kez görünce ameliyatlardan, doktorlardan, hastanelerden ürküten, korkutan, geren, ama yine de güzel ve gayet ilginç bir filmdir.
bu filmden de gördük ki,
ne sevgiline, ne arkadasına, ne doktoruna... kimseye güven olmaz bu devirde anasını satıym..
sonunda 'ne kadar kısa sürdü ya' diyebileceğiniz film. alışmışız hep 20 dakikalık konuyu 90 dakikada anlatamayanlara. 120 dakikalık konuyu 60 dakikada anlatınca garipsiyorum. hikaye enteresan gerçekten. oyunculuk vasat. ama asıl konu filmin kısalığı. yani o baba-oğul hikayesine bile ayrı bir film çekerdi şuursuz hollywood ama yapmamışlar. awake güzel film, izleyin, izletin. eğer çok evhamlı arkadaşlarınız varsa uzak durmasını söyleyin.
not: türk versiyonunu mahsun çeksin bunun. burdan mahsun a sesleniyorum. bu hikayenin arkasına bir uzun hava patlattın mı gişenin gözüne koyarsın mahsun. değerlendir bunu.*
anestezi olarak değil ''anastezi'' olarak çevirlmesi gereken filmdir. bir annenin yapabileceği en büyük fedakarlığı, bir sevgilinin atabileceği en büyük kazığı anlatmaktadır. ayırca çok kısa sürmektedir.