Ayers Rock Kayalığı (Dünyadaki en büyük monolit, Güneşin konumuna göre renk değiştirir. Aborjinlerin kutsal tapınağıdır.) Aborjinler ( Avustralya'nın kırkbin yıllık yerlileri) Tasmanya Canavarı, Sydney' deki Opera Binası, Kanguru, Koyun Besiciliği, Okaliptus Ağaçları, Koala Ayısı (keseli ayı), Uçamayan Emu Kuşu, hertürlü sesi taklit edebilen Lir kuşu, Havlamayı bilmeyen köpek Dingo, Kakadu Ulusal Parkı, Melbourne Şehri, Büyük Mercan Kayalıkları, Yazar Patrick White ile ünlüdür.
toplam nüfusu hemen hemen istanbul kadardır.
sıradan bir işçiye verilen ortalama saat ücreti yaklaşık 20 avustralya dolarıdır.
enflasyon konusunda türkiye'yle yarışmaktadır. oldukça yüksek yani.
nüfus artışını desteklemek adına doğan her çocuğa en güncel haliyle yaklaşık 5000 ausd verilmektedir.
tanıtımı, kanguru, koala, bumerang, aborjinler, ve ünlü aktristler aracılığıyla gerçekleştiriliyor.
türk nüfusu oldukça yoğun, orayı da sömürüyoruz vesselam.
sidney, avustralya'nın istanbul'udur. nüfusu en yoğun yeridir. ve yer yer, inanılmaz bir trafik sorunu var. istanbul'dan beter. ankara'yı örnek almalılar şehir planlamacıları.
yerleşim alanları kıta geneline baktığımızda oldukça kısıtlı. kıtanın sahil kesimlerinde yoğunlaşıyor.
köpek balığı konusuna girmek bile istemiyorum.
ha, gelelim ticari hayatlarına. çin oldukça yakın olduğu için en çok ithalat yaptıkları ülke çin'dir. ayrıca hemen hemen bütün büyük markaların çakmasına da rastlayabilirsiniz avustralya sokaklarında.
adidas ürünleri genel itibarıyla çin'de üretilenler olduğu için avustralya halkı tarafından pek fazla tercih edilmez. genelde nike kullanırlar. fiyatları karşılaştırırsak türkiye fiyatlarına göre biraz daha yüksektir orda. bu fark ticari hayatın hemen hemen her alanında kendisini gösterir. örneğin bilgisayar fiyatları oldukça yakındır türkiye fiyatlarına. bunun sebebi deavrupa ve amerika'ya uzak kalmalarıdır. transfer ücretleri ve hükümetin vergisiyle fiyatlar hemen hemen dengelenir.
hımm ne vardı başka, edindiğim izlenimlere göre inanılmaz derecede işgücü açığı var. 63 yaşında herkes emekli oluyor. nüfus yetmediği için doğan çocuklar için ailelerine para veriyorlar. sosyal devlet anlayışı olarak da yorumlanabilir bu tabii.
vize konusunda oldukça sert tutumları var. örneğin turist olarak gitmek istiyorsanız buraya, bankada veya gayrimenkulde teminat göstermeniz ve dönüşünüzü garantileyecek 10.000 ausd kadar kapora vermeniz gerekiyor.
otomobil sektörü bile oldukça geridedir. otomobil modelleri avrupa ve türkiye'ye göre yaklaşık 1 sezon daha geç gelmekte buraya. burda sokakta gördüğünüz arabalar orda coming soon şeklinde reklamlarda oynuyor yani.
eğitim konusunda oldukça iyi üniversiteleri vardır sanıyorum. benim yalnızca sidney üniversitesi konusunda fikrim var, oldukça iyi bir okul. yurtdışından öğrenci değişim programlarıyla oldukça yabancı uyruklu öğrenci burda eğitim görmektedir.
fakat kişisel görüşüm şudur ki; avustralya türkiye'den daha iyi bir ülke değildir. en büyük yerleşim yeri olan sidney bile gerek istanbul'dan gerekse birçok avrupa kentinden oldukça geridir.
aşmış bir eğitim sistemine sahip ülkedir. dünya'daki bilimsel araştırmalarımn yüzde 2.5 i bu ülke'den çıkmaktadır. ülke'nin nüfusu sadece 20 milyondur.
bize göre tamda dünyanin bir diger ucunda yer alan ada.baskenti canberra.hala devam ediyor mu biliyorum ama büyü törenlerinin bol olduğu kabileleri varmis.su kanatlarini acmis fosforik renkli böceklere benzeyen sidney opera binasi da orda bu arada.buzul caginda deniz alcalinca borneo ile celebes arasinda''wallace cizgisi'' diye de biyolojik bi cizgi olusturmuslar vakti zamanında.tazmanya canavari da ordan cıkmis herhalde.bi de yerlilerin tahtadan yontarak yaptıkları''bumerang'' denilen aletleri var.atiyosun sonra sana geri dönüyo.hayata dair biseyler anlatmak isteyen bi silah bence,geliyo ve seni buluyo...
ama bazı insanların islam ile kurtarılacağını düşündüğü ülkedir. ben buna gülüyorum sadece. evet bütün avustralyalılar bekliyorlar müslümanlar tarafından kurtarılmak için.
topraklarının önemli bir kısmının çöl olduğu ülkedir. oğlak dönencesi kıtanın neredeyse ortasından geçer. ülkenin kuzeyinde ve güneyinde yerleşimciler çoğunluktadır.
kuzeyde güney asya' ya benzer muson iklimi, güneyde ise akdeniz iklimi hakimdir.
bu nedenle topraklarının büyük kısmı kurak iklimlerin etkisi altındadır.
victoria eyaletindeki yangınla güzelim evler, ağaçlar, insanlar yanmaktadır. üstelik bu yangın yetmezmiş gibi bir de victoria'dan çok uzakta olan queensland'da aşırı yağmurlardan dolayı sel olmuştur.
avustralya halkı için felaket çok az duyulan bir sözlüktür. arada bir bazı suçlar işlenmektedir avustralya'da. mesela, hatırladığım kadarıyla 90'lı yıllarda tazmanya'da bir genç, kafede oturan halka-turistlere sebep yokken rastgele ateş açmış, birçok kişiyi öldürmüştü. 2000 ya da 2001'de tatile gelen bir turist kız kaçırılıp, boş bir arazide ölü bulunmuştu. yine de, avustralya halkı suç bilmez, savaş bilmez, açlık bilmez, zorluk bilmez. onlar için bu yangının ne kadar zor olduğunu anlamak çok ama çok güçtür.
bu filmde ilginç bir şey var, legends of the fall (ihtiras rüzgarları: brad pitt, anthony hopkins, aidan quinn, julia ormond) filmine feci atıf yapıyo. o değirmen, o ev, melez çocuk hikayesi, meyhanede bir yerliye içki verilmeyince olanlar, esas erkeğin esas kızı bırakıp kendini yollara vurması ve bekleyeceğim diyen kadın derken bu nasıl dejavu dedirtiyo.
film resim olarak çok güzel kareler içeriyo. konu diğer filmle aynı sayılmasa da yönetmenin ilk filmi çok sevdiği ortada.
Nicole Kidman, KEiTH URBAN, HUGH JACKMAN, CATE BLANCHETT, MEL GIBSON, RUSSELL CROWE, NAOMi WATTS, GUY PEARCE, GEOFFREY RUSH gibi önemli oyuncular yetiştirmiş bir memleket.bu isimlerin hepsi de birbirlerini destekleyen isimler. hani anadolu üniversitesi'nden mezun olanlar sinema sektöründe birbirlerini destekler ya onun gibi bir şey. bu başarının sırrı ise Avustralya'daki iki sinema okulunun çok iyi eğitim veren ve katı kurallara sahip olan okullar olması. ayrıca burada sinema sektörüne ayrılan bütçeler az dolayısıyla oyuncular oldukça ciddiyetle, zamana önem vererek çalışıyor velhasıl şimarmıyorlar. Hollywood'a gittiklerinde ise bütçelerdeki rahatlık ve ciddiyetleri onları başarılı kılıyor. bu da böyle biline.
dunyayi birkac sene geriden takip eden yer. gerek alisveris merkezlerinde calan sarkilar olsun gerek barlarda, yeni bir seyler pek duyamazsiniz. sayet kucuk sehirlerini gormedim ama, sidney'de oziler ve asyalilar neredeyse yari yariyadir.