günümüzün en gelişkin uygarlık düzeyine erişmiş ülkelerinin yaşadığı coğrafya. geldikleri nokta öznel olarak iyi ya da kötü olarak adlandırılabilir. ama gerçek o ki, zenginlik ve teknolojik gelişkinlik anlamında bizden ilerdeler.
avrupa kıtasında var olmuş, binlerce yıllık geçmişe dayanan, çeşitli etkileşimlerin sonucu oluşmuş kültürel, ekonomik, teknolojik faaliyetlerin ve biriken bilginin tümü, avrupa uygarlığı dediğimiz kavramı oluşturuyor.
aslında avrupa geçmiş çağlarda asya karşısında sönük kalmış durumdaydı. bir şekilde bina inşa edilemeyen dönemde, taşları üst üste yığıp tapınak yaparken avrupa insanı, mezopotamya'da yavaş yavaş çok tanrılı dinlerden tek tanrılı dine evrim başlamış durumdaydı.
el aleti kullanımı da aynı şekilde, tarım aletlerinde de aynı şekilde, mezopotamya uygarlığının çok gerisinde idi avrupa. hatta öyle ki, saban benzeri araç gereci icat edemedikleri için, çok yağışlı avrupa ikliminde oluşan kalın çamur tabakaları bile yarılamamış, tarım faaliyetleri hep ilkel düzeyde kalmıştı.
avrupa kavimleri öncelikle barbarlar ile etkileşime geçti, hint-avrupa dillerini elde ettiler, onlardan bronz ve çelik işlemeyi öğrendiler. daha sonraları, avrupa, önce yunan kültüründen etkilenerek yavaş yavaş teknik bilimi oluşturmaya ve bu kapsamda bilgi üretmeye başladılar.
zaman geçtikçe ilerlediler, #26253513'de incelediğimiz şekilde sanayi devriminin öncülerini, yel değirmeni kullanımı vs. faaliyetlere giriştiler.
iki farklı nitelikteki bu kültürleri, yani yerleşik yunan kültürü ve göçebe kültürünü bir araya getiren avrupa kavimleri, hem yerleşik yaşam kaynaklı teknik becerilere, uzun vadeli yatırım kültürüne ve soğukkanlılığa hem de göçebe yaşam kaynaklı savaşçılık, cesaret ve atılganlık gibi kavramlara sahip oldular.
bu iki kültürün birleşimi ise sanırım mükemmel karışım oluyor.
her gün tecavüz, hırsızlık, gasp, çocuk nikahı gibi olayları görmemize vesile olan sömürgeci ülkelerin bulunduğu coğrafya. yazık belki bir gün adam olurlar...
en uygar kıta olarak biliniyor ama aynı zamanda iki dünya savaşını başlatarak on milyonlarca insanın ölümüne yol açtılar. dünyanın geri kalanını sömürgeleştirerek o ulusların şimdiki var olan geri kalmışlıklarına bir ölçüde neden oldular. coğrafi keşifler sonucu gittikleri yerlerdeki yerli halkın neredeyse kökünü kuruttular. avrupa istese eğer, günümüzde dünyadaki açlık ve yokluğu, kısa sürede sonlandırır.
tamam bilim, sanat, spor, parasal olarak ileri düzeydeler lakin madalyonun diğer tarafı da vardır. biraz "vali olmuşsun ama adam olamamışsın" durumdur. uygar ancak çok eksikleri olan bir uygarlık...
300 yıldır maddîleşen bir toplumdur Batı. Son 3 asırda ticaret ve teknoloji sayesinde bireylerin gücü muazzam artmıştır, birey-devlet ilişkisi yeni dengelere kaymıştır. Ama bu bireyleşme beraberinde bencilleşmeyi de getirmiştir. Bencilleşirken bir yandan da yanlızlaşan, kimlik kaybına uğrayan bir insan topluluğudur...
liberallik denen sinsi paradoksu terketmedikçe zararlarını görecek olan toplum.
Bilimde, sanatta, mimaride, şehir ve bölgelerin planlanmasında, ulaşımda Türkiyeden 50-60 sene ileride olan ülkelerin oluşturduğu kıta(Bulgaristan, romanya, yunanistan gibi ülkeler hariç).
fabrikalarında bira otomatları, üniversite kampüslerinde barları bulunan ülkelerin kıtası.
ama her nasılsa bizim yarrak kürek yasaklarımızın da referansı.
akıllı kıta dersek gerçek dışı olmayız. misal asya barutu bulmuş onu silaha çeviren bu kıta olmuştur. saati orta doğu bulmuş onu mekanikleştiren yine bu kıta olmuştur.
Çoğunlukla kıta olarak tanımlanan Avrupa, terimin coğrafyadaki anlamıyla, bir kıta sayılmaz. Gerçi sınırları batıda, kuzeyde ve güneyde, denizler ve okyanusların varlığı nedeniyle belirgindir ama, doğuda tamamen saymacadır. Avrupa * Asyadan hiç bir yükselti engeliyle ayrılmamıştır (Urallar, kolaylıkla aşılabilir bir dağlık duvardan ibarettir), bunun için de coğrafyacılar sık sık Avrasya ifadesini kullanırlar. Gene de, uygarlıklar tarihi açısından, Avrupa tam bir kıtadır. 10500000 km2 kadar yüzölçümü vardır; 650 milyon nüfusu barındırır.