bu film hakkında ilk entrymi ağustos'ta yazmıştım, heyecanla bekledim, ilk gün gittim izledim.
Muhteşem kadro, mekanlar, çekim kalitesi, müzikleri ve iyi oyunculukları ile ortalama üstü bir türk filmi, hatta ve hatta en üst sınıf diyebileceğimiz bir filmdi. kadro ve yönetmen ismiyle daha fazla beklenti yapsa da filmi izlerken keyif almak amaçtı. şimdi bile soundtrack'i duyduğumda filmden kareler aklıma geldikçe keyif alıyorum.
Bir de görüyorum ki, yok senaryo vasat yok sahneler vasat falan şeklinde eleştiren kişiler var. Senede ya da kaç senede böyle kalburüstü kadro ve filmler biraraya geliyor. Bir boku da beğenin amk. üstelik bu eleştirileri yapanların çoğunun da kolpaçino, kutsal damacana tarzı filmlerin de müptelası olduğunu düşünüyorum, ne de olsa filmden beklenti yok amk.
güzel ama çok çok çok sığ bir konusu var filmin. baştan anlayanlar da var, o yataktaki hasta kızı görüp anlayanlar da var. polisiye gerilim arayanların adresi bence şu film olmalıdır: (bkz: primal fear) ya da türk malı olarak (bkz: ejder kapanı)
kötü kotarılmış kötü bir senaryo. iddalı kadro da filmi kurtaramamış.çok beğendim diyenler de kendilerine şunu sorsunlar ;
bu filmi tekrar izlermiyim ?
cidden çok kötü bir film.şener şen dışında hiçbir artısı izlenilesi taraf yoktu.senaryo berbat cem yılmaz ın oynamaya çalıştığı psikopat rol
berbat.berbat yani.
edit :eksileyen arkadaşım sinemadan zerre anlamıyosun.haberin olsun.
şener şen olduğu için kötü demeye dilim varmayan film. ama basit sahneler yok değil, hani bu nasıl gözden kaçmış dedirten... ürkütücü bir tarafı da var filmin, klasik yerli filmlere göre daha iyi olsa da bir eşkıya değil!...
hep derim, bu filmi izlerken basit bir cinayeti aydınlatma filmi olarak izlemeyin. o şekilde bakıldığında çok sıradan bir film olmakta. filme, cinayeti aydınlatmadan başka bir de o cinayetin kişilerin hayatlarında meydana getirdiği değişiklikler yönünden bakıldığında film çok daha güzel ve izlenmeye değer bir hal alıyor.
keyifle izlediğim film fikirlerimi ileteyim hemen;
---spoilerimtrak---
ferman abi
rolüne çok yakışmışşsın sonlarda battalı intihara teşvik ettin olmadı bence.
bir de bir operasyonda 14 kilo kaybettiğini söyleyerek abarttın bence
idris
her davranışın çok iyiydi yalnız kameraya daha fazla ipucu verebilirdin bağırsan dudaklarını okurlardı ya da böbreklerini
gösterebilirdin az ipucu verdin bence. bir de eşini devamlı öldürmekle tehdit etmen korkutucuydu.
asiye
idrise azıcık daha insaflı davranabilirdin hayat pişmanlıklar için kısa
battal
onca insana kötülük yapıp iyi bir şey ortaya çıkmasını beklemek mantıklı değildi
eden bulur
antropolog arkadaş
antropolijiden yararlanmanı bekledim 1 güzel antropoloji tarifi dışında
yaratıcı ve akıcı olmayan ama bunlara rağmen güzel olan bir filmdir. ben bunu oyuncuların profesyonelliğine ve izlenebilirliklerinin kat sayılarına bağlıyorum. şener şen deyince ''haa o zaman tamam'' ve ''cem yılmaz napsa gülerim abi'' dediğimiz için herkesin beklentisi olan bir filmdi ve ben beklentileri az çok ta olsa karşıladığını düşünüyorum. okan yalabık tatlılığıyla renk katmış. ben onda gerçek bir çömez havası gördüm. rolü pek gerekli olmasa bile çok iyi oynamış.
--spoiler--
her ne kadar çok yaratıcı olmasa da, geleneksel türk filmlerinden ayrılmasına yol açacak pek çok özelliği vardı. zaten kadroda şener şen ve cem yılmaz'ın yer alması, daha filmin başlarında "abi bu film güzele benziyor." dedirtiyor insana. ayrıca okan yalabıktam bir çömezdi gerçekten, rolünün hakkını verdi. şener şen için bir şey demeyeceğim zaten. kabadayı'da, eşkiya'da neydi ise burda da oydu, ustaydı. ama filmde beni en çok etkileyen karakter idris, yani cem yılmaz oldu. gerek deli dolu ve çılgın oluşu, olaylara verdiği tepkiler, sert çıkışları ve ona çok yakışan o sokak ağzı olsun, gerekse ölümü olsun, muhteşemdi tek kelimeyle. adama bir kez daha hayran kaldım. idris karakteri, senarist tarafından çok güzel yaratılmış, ve tabi cem yılmaz tarafından da şahane canlandırıldı.
film genel olarak sürükleyiciydi. katilin battal olduğunu, daha o adamı ilk gördüğümden beri anlamıştım. ama açıkçası sebebini hiç düşünmemiştim. şener şen (filmdeki adı ferman gibi bir şeydi, tam anlayamadım.)'e vermeye çalıştığı mesajlarla, "katil benim, ama ispatlayamazsınız ve bir şey de yapamazsınız." mesajı veriyordu doğrudan. fakat idris yine deli doluluğunu gösterdi. bu bünyeye bir de alkol eklenince... ölürken eliyle yaptığı işaret ise bana kayıp sembol'ü anımsattı.
filmin başından itibaren ara ara konuşan kızın söylediği gibi, eller masal anlatıyor cidden...
ayrıca, ben cem yılmaz'ın ölmesine ciddi anlamda üzüldüm. ne bileyim, "semiallahulimenhamideh" diyerek kalkmasını bekliyordum tabutundan, o gözlüklüyü oraya sıçıttıracaktı falan. güzel olurdu.
izlediğim türk filmlerinin en iyileri arasında kısaca.
--spoiler--
şener şen in ustalığına bir kez daha hayran olduğum film olmuştur. ortalıkta bu kadar dizi, film uçuşurken şener şen bize oynadığı filmlerle bu film güzel ben tasdik ettim vereceğiniz paraya değecek demektedir. bir daha ki filmini sinemada seyredeceğim. saygılar büyük usta.