nedeni çok basit. osmanlı devletinin son dönemlerinde her kurumda ve her yerde olduğu gibi burada da bozulmalar başlamıştır. insanlara yararlı olmak yerine artık amacından saptığı için atatürk'te tekkeleri kapatmıştır. bununla ilgili bir hikaye vardır, onu anlatıyım size. hatta cumhuriyet filminde de bu sahne vardır:
atatürk bu kendini şeyh ilan eden insanlarla bir konuşma yapmaktadır. der ki: yarın herkes bakara suresinin 288. ayetini ezberleyip gelsin. ertesi gün olur. atatürk topluluğa sorar
+bakara suresinin 288. ayetini okuyan var mı?
bu şeyh bozmalarının hepsi parmak kaldırır. atatürk bu sırada yanındaki yaverine döner ve "artık tekke ve dergahların kapatılması gerek" der. yaveri ona "neden paşam" diye sorar. atatürk de "bakara suresi 286 ayettir" der.
tekkelerle ilgili tartışmalar yoğun olarak vaka-i hayriye denilen yeniçeri ocağının lağvıyla başlar. yeniçeri ocağı ve bektaşilik iç içe olduğundan sultan 2. mahmut bektaşiliği de yasaklamış, tekkelerini kapatmıştır. daha sonra tanzimat fermanıyla birlikte şeyhler meclisi adında şeyhülislamlığa bağlı kurum oluşturulup bu kurum osmanlı'daki bütün tekkelerin idaresine memur olmuştur. osmanlı devletinde tekkelerin gelirleri büyük ölçüde vakıf mallarından elde edilirdi. tekkelereçok yüksek gelirli gayr-i menkuller bağışlanmıştır. ayrıca devlet tekkelerin ihtiyaçları için yardımdada bulunuyordu. bugün camiler nasıl hem devlet hem halk tarafından ihya ediliyorsa tekkeler de öyleydi. ayrıca bazıtekkeler de suistimal, bazılarında da siyaset vardı. halkın büyük desteğine sahipolan ve 1000 yıllık geçmişi olan tekkelere karşı ilk muhalefet meşrutiyetle başlamıştır. osmanlı aydınlarından bazıları tekkelerin kapatılmasını, bazıları da devletin tekkelere yardım yapmamasını öngörüyordu. büyük gelirlere, halk desteğine sahip olan tekkelerdeki şeyhlerin şüphesiz hepsi ehil insanlar değildi. bu büyük güç kurtuluş savaşında da türk ordusuna destek vermişti. ilk tbmm de pek çok şeyh milletvekili hatta meclis başkan vekili bile vardı. atatürk'ün kurtuluş savaşı esnasında şeyh efendilere yazdığı teşekkür mektupları mevcuttur. acak istiklal savaşından tekkeler ellerindeki büyük gücü istedikleri yönde kullanmaya devam edecek imkanlara sahiptiler. bu modern türkiye ve inkılaplar için ciddi bir tehditti. askeri ve siyasi dehası gereği mustafa kemal bunun başından beri farkındadır. nitekim şeyh sait isyanıyla birlikte atatürk ilk defa tekkeler aleyhinde konuşma yapmıştır. ağustos 1925 kastamonu çankırı gezisi esnasında yaptığı konuşmada bir nevi meclise de nota vererek : "türkiye şeyhler, dervişler ülkesi olamaz" demiştir. bu atatürk'ün tekkelerin aleyhinde verdiği ilk beyandır, o zmana kadar tekkelere hep sıcak davranmış, niyetini saklı tutmuştur. hilafetin ve saltanatın kaldırılması da atatürk'ün bu niyetini saklı tutabilme özelliği sayesindedir. yoksa 1922 lerde saltanatı kaldıracağız diyerek halkı kurtuluş savaşına teşvik etme imkanı yoktu. istiklal mahkemelerinin teşekkülü ve tekke ve zevayanın seddine dair kanunla birlikte tekkeler 1926 başı gibi kapatıldı. atatürk türbeleri de kapatmış olmasına rağmen kendisinin vefatından sonra yapılan anıtkabirde sonuçta bir türbe olduğu için devlet bu konuda 1950'lerden itibaren resmi yasağa rağmen müsamahalı davranmaya başlamıştır. tekkelerse halen kanun gereği yasaktır, kapalıdır. şeyh, derviş gibi ünvanlar da yasaktır. sonuç olarak atatürk'ün tekkeleri kapatmasının islam düşmanlığı veya tasavvuf münkirliğiyle pek alakası yoktur. atatürk sadece inkılapların ve modern cumhuriyetin önündeki siyasi engellerden birinikaldırmıştır. ayrıca atatürkçülüğün cumhurşyetin ve modern değerlerin insanların tekkelere olan bağlılık ve ilgisini azaltacağını düşündüğü de aşikardır. atatürk devrimleri türk halkının inkılaplardan sonra artık tekkelere rağbet etmeyeceğini varsayıyordu. bu kısmen seküler varsayım tutmamıştır. tekkeler yaşamıştır. dervişlerden bazıları tekkelerin kapatılması hususunda şöyle der: allah diyecek diller ve denilecek bir allah olduktan sonra kimse tekkeleri kapatamaz. bu gönül işidir, gönüllere zincir vuramazsınız.