der ki; insanın gelen hali mutsuzluktur, mutluluklar yalnızca anlıktır.
insan en çok başını yastığa koyduğunda mutlu olabilir ve uyandığı an mutsuzluğu başlar.
can sıkıntısının yalnızca içsel olarak zayıf insanların derdi olduğunu söyler; yani içi fakir olan dışarıya muhtaçtır gibi.
fazla muhabbetin tez ayrılık getirdiğini belki de en güzel o anlatmıştır kirpi hikayesiyle.
erkeklerin kadınlar konusundaki yönelimlerinin de, kadının doğurgan gözükmesiyle direkt ilişkili olduğunu söyleyerek pembe düşler ülkesinde beyaz atlı prens bekleyen birçok kızın hayallerini yerle bir etmiştir.
camus'lar, sartre'lar henüz portakalda vitaminken yaşamın amaçsız bir mücadele olduğunu söyleyerek takdirimi kazanmış filozof. varoluş bunalımını, varoluşçular gibi sadece insanın olumsallığında aramamış, doğa kanunlarının dahi amaçsızca gerçekleştiğini savunmuştur.
schopenhauer deyince aklıma bir Dıranas dizesi gelir: "söylenmemiş aşkın güzelliğiyledir"
söylenmemiş aşk güzel midir? söylenmemiş aşk, iradenin var gücüyle başka bir bireyi arzulamasıdır. ona sahip olunca en büyük mutluluğa erişeceğine inanmasıdır. söylenip de kabul görmüş aşk ise tatmin olan iradenin başka isteklere yelken açmasıdır. bu yüzden itiraf edilen her aşk sönmeye yüz tutmuştur. bir de reddedilme ihtimali var tabii. kendini doyuramayan irade kaşıdıkça kaşınan bir sinek ısırığı gibidir. akıl karşısındakini elde edemeyeceğini anlasa da, irade doyuma ulaşmak ister. bu açıdan bakınca, söylenmiş ve reddedilmiş aşk, söylenmemiş olandan daha kuvvetlidir, daha yıkıcıdır. ama söylenmemiş olanı kadar güzel ve masum mudur, orası tartışılır.
Insanoğlu benden hiç unutamayacağı birkaç şey öğrendi. ( kahin olduğunun kanıtı )
Kısa süre sonra kurtların bedenimi yiyeceği düşüncesine dayanabiliyorum, ama felsefe profesörlerinin benim felsefemi kemirdikleri düşüncesi ürpermeme neden oluyor. ( hegel' in ileri dönemlerdeki haleflerine ayar )
Hayatının son dönemindeki hiçbir insan, samimiyse ve bütün melekleri yerindeyse, her şeyi yeniden yaşamak istemez. Bunu yapmaktansa tamamen yok olmayı tercih eder. ( yaşlandıkça gençleşmeyi isteyen salaklara lafı koymuş )
Şükür ki yüz tane ahmak bir araya gelse bir tane akıllı adam etmez.
Ölümden sonra doğduğundan önce neysen o olacaksın. ( en zeki ateist olduğunun göstergesi )
Bir şey ne kadar soylu ve mükemmel ise onun olgunluğa erişmesi de o kadar geç ve yavaştır. Erkek akli melekesinin ve ruhi kabiliyetlerin olgunluğuna yirmi sekizinden önce nadiren ulaşır; kadınlar ise henüz on sekiz yaşlarında; fakat kadınların durumunda bu çok zayıf ve dar sınırlar dahilinde gerçekleşir.Bu sebepten ötürüdür ki kadınlar bütün hayatları boyunca çocuk kalırlar,çünkü her zaman içinde bulundukları ana sıkı sıkıya bağlı kalarak sadece kendilerine en yakın olanı, olmak üzere olanı görürler, gerçek yerine bir şeyin görünüşüne teslim olurlar ve en önemli işlere karşı önemsiz şeyleri tercih ederler...Eski zamanlarda Almanların yaptığı, güç ve nazik meselelerde kadınlara danışmak hiçbir surette hafife alınacak bir mevzu değildir; çünkü onların meseleleri kavrayış ve değerlendiriliş şekli bizimkinden oldukça farklıdır...
isteme ve tasarım olarak dünya adlı başyapıtın sahibi, alman filozof.
nietzshe'yi çok içten etkilemiştir. aryan ırkına farklı bakışı vardır.
wagner hayranlığı vardır.
en güzel aforizmalarından biri;
"bir metni gerçekten anlamak için, daha önce o metinde yazan anlama dair hiç bir yorum ve fikri bilmemek gerekir."
Kötümserliğiyle ün salmıştır. Kötümserliğinin ulaştığı sonuç doğmamış olmanın daha iyi olacağıdır.
Insan eylemlerinin yalnızca iradesinin bir ifadesi olduğunu savunur.
Bütün canlılarda müşterek olan ve bir ıstırap kaynağı teşkil eden yaşama iradesinin varlığını savundu. Sanat eserini bu ıstırabı dindirmenin aracı sayar.
Estetiği nietzche yi ve 20. Yy ı etkiledi.
"Akıl yalnızca iradenin bir aracıdır, yalnızca bilgi kazandığı zaman çalışabilir"
(bkz: kadınlar üzerine) denemesi oldukça şovenisttir. Kadınların ömürleri boyunca çocuk kaldıklarını, onlardan iyilik geldiğini hiç görmediğini ve sıkıntı çeken insanlara karşı erkeklerden daha çok acıma duymalarının sebebinin zayıf olmalarından ileri geldiğini söylemiştir.
koskoca filozofa fikirlerini çürütemeden ezik diyen çapsızları ortaya çıkarmıştır . eğer bu tip insanlarda çap olsa , aniden schopenhauer' in kişiliğine bodoslama saldıracaklarına fikirlerinin nasıl yanlış olduğunu ortaya koyarlar . dünyanın en iyi kitaplarından bazılarını yazan bu adamın sırf kadınlar tarafından yarası var diye böyle subjektif şeyler yazabileceğini düşünmek ahmaklıktır . sırf kadınlar konusunda ezikliği var diye böyle kötü niyetli şeyler yazacak kadar kompleksli olan birisi zaten müthiş eserler ortaya koyamazdı , filozof olamazdı . darwin ve diğerlerinin araştırmalarla bulabildiklerini schopenhauer düşünerek yıllar öncesinden bulmuştur . öyle sıradan feminist kafasıyla eleştirilecek bir adam değildir .
ayrıca kendisini eleştiren cahil kitabın ismini kadınlar üzerine sanıyor . kitabın ismi (bkz: aşkın metafiziği) .
şovenist demek hayatı hususunda da cahil olmaktır . şovenist olsa; hegel , schelling , fichte gibi devlete yalakalık yapardı . schopenhauer ise tam tersini yaparak devleti ve devlet yanlısı filozofları yerden yere vurdu . şovenist olsa ateist olduğunu açıklayan ilk filozof olmazdı . şovenist insan herkesi arkasına alır . schopenhauer tam tersini yaparak herkese muhalif bir hayat ve eserler ortaya koydu .
gelmiş geçmiş en mantıklı insan . hiç kimsenin mantığı schop kadar hayranlık uyandırıcı olamaz .
"insanların, her şeyi kendileriyle ilişkilendirmeleriyle ve her düşünceden, adeta düz bir çizgiyle kendilerine geri dönmeleriyle sonuçlanan acınılacak öznelliğinin büyük bir kanıtını, büyük uzay cisimlerinin hareketini zavallı bir benle ilişkilendiren, gökyüzündeki kuyrukluyıldızları yeryüzündeki kavgalarla ve serseriliklerle ilişkilendiren astroloji vermektedir." demiş insan sarrafı, dediğimi yap, yaptığımı yapma insanı alman filozofu.
her gencin hepsine olmasa da genel olarak eserlerine aşina olup, tanıyıp bilmesi gereken bir fikir adamı. insanlardan kendi iyiliğimiz için olabildiğince uzak durmamız gerektiğini tavsiye ederken aynı zamanda da bunun getirisi olan yalnızlığın insanı fiziksel olarak zayıflattığı, sürekli kapalı alanlarda yani evlerinde çok fazla vakit geçiren insanların hastalıklara daha kolay yakalandığıyla ilgili söylediği acı gerçeklerden sonra adeta bunalıma girmiş, sokaklarda yatmaya başlamıştım. bir halk ozanı olmamda çok büyük katkıları vardır bu büyük ustanın. arada sırada aklıma gelir, bir fatiha okumamazlık etmem kendisi için. saygıyla anıyoruz.
dahilerin dahisi, manevi babam... bende yeri öyle bir ayrıdır, bilinçaltıma öyle bir işlemiştir ki, rüyamda kendisini mezarından diriltmek için stephen king ile ayin düzenlemişliğim bile vardır.
*özet olarak schopenhauer'un felsefesi,*
irade kavramını oluşturarak, hayvansal güdülerimizi sigmund freud'dan önce keşfeden, iradeyi; amaçsız, kişiliksiz ve zekadan yoksun olarak nitelendiren, (irade kavramı; kur'an da nefis olarak geçer) kısacası, davranışlarımızın arkasında yatan hemen hemen bütün olguların aslında kontrolümüz dışında gerçekleştiğini dile getirir. bu açıklamalardan psikolojinin temellerini atan insanüstü varlığın kendisi olduğunu çıkarabiliriz. gelelim tartışılan kısımlara...
*schopenhauer kadın düşmanı mıdır?*
basitçe açıklamak gerekirse, bu konuda ki mantığı; erkek güce dayalı (modern anlamda para) bütün fizyolojik ihtiyaçları (barınma, besin vb.) karşılarken, kadının cinsel organını kullanarak bu gücü elde etmesini tamamen iğrenç bulmuştur. Erkeğin sex kavramını başarı olarak görmesini ve nihai amaç olarak algılaması karşısında sinir krizleri geçirmiş, bu durumu fark eden kadınların, bu varoluş kıstasını menfaatleri uğruna sonuna kadar kullanması yüzünden, kadınlara nefret beslemiştir. Kısacası tespitlerini, günümüzde kaşar olarak sınıflandırdığımız kadınlara itafen yazmıştır. Melekten bozma türk kadınlarımız üstünüze alınmayın...
*hayat güzel vapurlar falan... bu kadar pessimist olan birini kaale almam diyenler için,*
burası gerçekten çok ince bir çizgi. sonuç olarak hayatımızı devam ettirebilmek için, başka bir canlıyı öldürmemiz gerekiyor ki bu durum; dünyanın özü kötüdür söyleminin net olarak kanıtıdır. dikkat edilmesi gereken nokta, rasyonelliği, pessimizm ile karıştırmamak. kendisinin "ruhu büyük insan, büsbütün yalnızlığı seçecektir." sözüne tamamen katılmasam da, böyle bir görüş sergilediği için asla kendisini suçlayamam. Bu durumu kendisinin aforizması ile açıklamam daha doğru olur.
"insanlarla kurulan neredeyse bütün bağlar bir kirlenme, bir pislenmedir. Ait olmadığımız acınası yaratıklarla dolu bir dünyaya indik. Daha iyi olan az sayıda insana saygı duymalı ve değer vermeliyiz; gerisine talimat vermek için dünyaya geldik, onlarla arkadaş olmak için değil." Sonuç olarak geçmişinize bir göz atın. iletişim kurduğunuz insanları şöyle bir hatırlayın. Kaçının kişiliği tatmin edici seviyede idi? Sonra bu sonucu orana bağlayın. Ne demek istediğimi anlayacaksınız.
*babasını erken yaşta kaybedip, anne sevgisi görmediği için kadın düşmanı ve kötümserdir diyenlere,*
elinizi vicdanınıza koyun arkadaşlar. schopenhauer sistem felsefesi geliştiren ender filozoflardan biridir. bütün savlarını neden-sonuç ilişkisi ile açıklamış ve insanların kafasında bir tane soru işareti bırakmamış bir insanın, bütün kötümserliğinin ve kadın düşmanlığının kaynağını, mutsuz bir çocukluk dönemi geçirdiği safsatasıyla yargılamanız, bilgi ile show yapan narsist kişilik örneğidir. Irwin Yalom'a saygım sonsuzdur. lakin bu konuda kendisi ile ters düştüğümü belirtmek isterim.
Kendinizi fazla kaptırırsanız, mutsuzluğa davetiye çıkardığı doğrudur. Çözüm önerilerinin bazılarını kendinizle bağdaştıramayabilirsiniz ki yegane idolüm olarak gördüğüm arthur babamla, istisna da olsa fikir ayrılıkları yaşayabiliyorum. Şunu iyi bilin ki; dünya tarihi boyunca, hiç kimse schopenhauer kadar gerçekçi tespitlerde bulunmamıştır.
Aşkın metafiziği ile kadın gerçekten elimin kiri denmez, sadece üreme güdüsününün işleyişini öğrenirsin. Hoş schopenhauer'ın adını, bir yobaz yazarın ağzına alması şu an sinirlerime dokunmuyor değil.
karamsar değil, sağlamcıdır denmez, çünkü kendisi karamsarların şahıdır. çünkü dünya başlı başına karamsardır.
islam felsefesinden etkilenmemiştir, hint felsefesi ve daha çok budizm ile ortak yönleri vardır. doğu felsefesinin çevirilerini, başyaptını yayınladıktan yaklaşık 10 sene sonra incelemiştir.
madem manevi babamın başlığını hortlattınız, sözlüğün durumunu özetleyecek uzun bir aforizması ile sizi başbaşa bırakıyorum.
"yaşam sevgisinin yanında seks kendini bütün güdüler içinde en güçlü ve en aktif olanı şeklinde gösterir ve durmadan insanlığın daha genç kesiminin gücünün ve düşüncelerinin yarısını talep eder. neredeyse bütün insani çabaların nihai hedefidir. en önemli ilişkiler üzerinde olumsuz bir etkisi vardır, en ciddi meşguliyetleri bozar ve bazen en büyük insan zihinlerini bir süre için şaşırtır.... seks gerçekten bütün hareketlerin ve davranışların görünmez noktasıdır ve üzerine örtülen bütün örtülere rağmen her yerde başını uzatır. savaşların kaynağıdır ve huzurun amacıdı, ... tükenmek bilmez zeka kaynağı, bütün taşlamaların anahtarı, bütün gizemli imaların, bütün söylenmiş tekliflerin ve bütün kaçamak bakışların anlamıdır; gencin ve bazen de yaşlının meditasyonudur, bakire olmayanın her an düşündüğü şeydir ve bakirenin bütün iradesine karşı sürekli tekrarlanan hayalidir."
"iyi ki doğdun" desem üstada ters yapmış gibi olacağımdan sadece saygıyla anıyorum. bu pazar gününü filozoflara ayırmamla -belki de fikirlerimin çoğunun uyuştuğu- bu huysuz adamın doğum gününün aynı güne denk gelmesi hoş bir tesadüf oldu doğrusu.
edit: şunu eklemedim diye 1 saattir içim rahat değil.
"ben kalabalıklar için yazmadım... çalışmalarımı, zamanın seyrinde nadir rastlanan istisnalar olarak ortaya çıkacak düşünen bireylere miras bırakıyorum. onlar da benim gibi ya da gemisi batıp ıssız bir adaya çıkan ve kendisinden önce aynı sıkıntıları yaşayan birinin izlerinin, ağaçlardaki bütün papağanlardan ve maymunlardan daha fazla teselli sunduğu bir denizci gibi hissedeceklerdir."
irvin yalom-bugünü yaşama arzusunda da onun gençlik dönemleri yaşadığı buhranlar gayet yalın anlatılmıştı. Her ne kadar karamsar pesimist desekte herkes onun anlattıklarının bir kısmına bile olsa mutlaka hayatının bir döneminde şahit olmuştur.