... yurduma alçakları uğratma sakın;
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va'dettiği günler Hakk'ın,
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.
tereddüt etmeden derdini anlatabileceğin, bir şeyler paylaşabileceğin, "bir şey söylersem şöyle düşünür mü" diye düşünmeden aklından geçeni söyleyebileceğin, göründüğü gibi olan ya da olduğu gibi görünen yani ikiyüzlü olmayan, seninle ilgili bir sorunu varsa arkandan konuşmak yerine yüzüne söyleyebilecek; nadir bulunan kişidir. daha dün tanıştığın, birkaç kelime konuşup bir şeylere güldüğünüz, bulunduğu ortamda yalnız kalmamak için arkadaş edinmeye çalışan kişi değildir.
günümüzde, ne yazık ki genelde, egoistliğine, patavatsızlığına ve ince düşünce yoksunluğuna katlandıkça rahatsız etmeyen şahıs. hele insan depresyondaysa, kafası doluysa ve öfkeliyse kolay kolay yanında olsun istemiyorsun. ha, sen kimsin ki ? en azından herhangi bir insan olduğunu biliyorsun.
bir gün bitecek olandır. gerçi her şey bir gün biter. yararcı davranış, iyi bir yaklaşımla desteklenirse hiç de kötülenemeyecek yerlere gidebilir ama bu sefer de anlayışsızlık baş gösterebilir. şanstır insan ilişkileri. ama iyi ki varlar.
Bugünlerde bir akşam, şehrin aynalı gazinosuna ve aynaların içine
Selim-i salis gibi oturacağım.
Önümde rakı... dışarda akşam, akıntı, kayıklar ve gelip geçen...
Meyhanenin kapısından, iki elini gözüne siper edip bakan birisi:
"Bu herif aşık!" diyecek.
Saçları perişan, dudakları mürekkepli, hali bencileyin serseri bir kızı
Büyük bir sandal
- Akıntının içinden çekip-
Rakı kadehimle benim arama bırakacak.
Diyeceğim:
"Bu akşam değil bir başka akşam seni alıp bir kocaman şehre göyüreceğim:
"O şehirde toprak çoktan patlamıştır;
"Yıkılmıştır bildiklerim;
"Kocaman cepheleriyle borsalar, saraylar, kimbilir belki de mahkemeler, zindanlar...
"Masaldır artık
"Onların kahramanlığı, onların merhameti, onların fazileti...
Ezanalar, mevlûtler, harbler, taburlarla kahramanlar...
Kafam alkolsüz, ellerim kelepçesiz,
Seni bir akşamüstü, Sotiraki'nin gazinosundan
Rakı kadehimle benim aramdan alıp
Altın akşamların sarı çocukların tırmandığı
Kuşların öttüğü ve yemişlarin yendiği
Hudutsuz ve çitsiz,
Perisiz ve cinsiz,
Kümessiz ve evsiz
Hâsılı numarasız
Bir memlekete götüreceğim.
istasyondan iner inmez
Seni metrolar başka beni başka tarafa götürsün. Zararı yok!
Yalnız yine böyle kumral akşam üstleri
Yapayalnız kaldığım kasım akşamları
Buruşuk manton, dağınık saçların; mürekkepli ağzın ve hemşire çehrenle
- Ayaklarını bir sandalyeye dayayıp-
Bana iki satır birşey söyleyeceksin:
"Bugün ne yaptın, çalıştın mı?"
istersen sonra kalkar, gezmeye gidersin
Bensiz...
Sen bilirsin.
melike demirağın seslendirmesiyle dinlenirse en azından gözlerin dolmasına sebep olan şarkıdır.
ortak olmak her sevince, her derde, kedere
ve yürümek ömür boyu, beraberce, el ele
olmasın hiç o ta içten gülen gözlerde yaş
yollarımız ayrılsa bile seninle arkadaş
bazılarının bulup bunadığı, bazılarının bulup farkında olmadığı, bazılarınınsa farkında olup ona göre davradığı iyiki var dediği düşündüğünde zarar gelmiceğini bildiği insan yada insanlar topluluğudur.
Melike Demirağ'ın şarkısı; o şarkı üzerine Melike Demirağ ve Yılmaz Güney, arkadaş filminde oynamışlardır:
Arkadaş şarkısı bir tarafa, Arkadaş filmi öbür tarafa... Arkadaş filmi, kapitalizme düşmanlık yapmak isterken, insanlığa kalleşlik yapan bir filmdir mesela; benim için...
arkanı yaslayabileceğin ve güvenebileceğin demek iken bazen tam bu noktalarda güvenemeyeceğini anladığın kişi. hele maddi meseleler tam bir değer ölçer arkadaşlık ilişkilerinde. ve bunu görmek için insanın çok tokat yemesi gerekir malesef.