aristoteles

    120.
  1. “bir bulutla kış olmaz, bir çiçekle yaz gelmez.”

    kulağa william shakespeare ya da başka ünlü şaire ait olabilecekmiş gibi gelen bu söz aslında aristoteles’in, oğlu nikhomakhos’a adadığı nikomakhos’a etik adlı kitabından alınmıştır.

    Nasıl açan bir tek çiçek ya da yaşanan bir tek sıcak gün yazın geldiğini kanıtlayamazsa, size haz veren birkaç anın ardından da hakiki mutluluğu bulduğunuzu söyleyemezsiniz.
    15 ...
  2. 2.
  3. Aristoteles, Ege Denizi'nin kuzeyinde bulunan Stageria'da doğmuştur (M.Ö. 384-322). O dönemde, Stageria'da iyon kültürü egemendir ve Makedonyalıların buraları istila etmeleri bile bu durumu değiştirmemiştir. Bu nedenle Aristoteles'e bir iyonya filozofu denilebilir.

    Annesi hakkında adından başka hiçbir şey bilinmemektedir; babası Nicomaihos, hekimdir ve Makedonya Krallarından Amyntus'un (M.Ö.393-370) hekimliğine getirildiğinde, ailesi ile birlikte Stageria'dan Makedonya'nın başkentine taşınmıştır. Aristoteles burada öğrenim görmüş ve savaş yaşamına ilişkin ayrıntılı bilgiler ve deneyimler edinmiştir; bir taraftan iyon ve diğer taraftan Makedonya etkileriyle biçimlenmiş ve gençliğinde, ilgisini daha çok tıp üzerinde yoğunlaştırmıştır. 17 yaşına geldiğinde öğrenimini tamamlaması için Atina'ya gönderilen Aristoteles, hayatının 20 yılını (M.Ö. 367-347) burada geçirmiştir. Atina'ya gelir gelmez, Platon'un öğrencisi olarak Akademi'ye girmiş ve hocasının ölümüne kadar burada kalmıştır. Platon, sürekli olarak çekiştiği bu değerli öğrencisinin zekasına ve enerjisine hayran kalmış ve ona Yunanca'da akıl anlamına gelen Nous adını vermiştir. Atina'da kaldığı süre içerisinde Aristoteles, başka hocaları da izlemiş ve mesela Agora'da politik dersler almıştır.

    Bir sarraf olarak iş hayatına atılmış ve daha sonra çok varlıklı olmuş Hermenias, kısa bir süre içinde çok geniş toprakları mülk edinmiş ve Aterneus'un yöneticiliğine gelmişti. Akademi'nin öğrencisi ve hocası Platon'un hayranıydı. Onun devlet yönetimine ilişkin önerilerini çok olumlu karşılıyor ve Platon'un önderliğinde daha iyi bir yönetim oluşturmak istiyordu. Bu amaçla Assos'ta Akademi'nin kolu olan bir okul kurmuştu. Platon'un ölümünden sonra, Aristoteles bu okulda görev aldı ve üç yıl boyunca burada çalıştı. Bir ara Hermenias'ın yeğeni Pythias ile evlendi.

    Aristoteles, Assos'ta kaldığı süre içerisinde, zaman zaman dostu Teofrastos'un memleketi olan Mytilen'e gitmiştir. Bu seyahatlar, Aristoteles'in gözlemler yapması ve kendisini yetiştirmesi açısından çok yararlı olmuştur.

    Bu sıralarda II. Philip, oğlu iskender için iyi bir öğretmen aramaktaydı ve Assos'taki okulun yöneticisi olan Aristoteles, yavaş yavaş dikkatini çekmeye başlamıştı. Görev, Aristoteles'e önerildi ve o da bu öneriyi seve seve kabul ederek, II. Filip'in oturmakta olduğu Pella'ya gitti. Aristoteles'in öğretmenliği, 343 yılından 340 yılına kadar sürdü. iskender, 336'da babası ölünce, onun yerine geçti ve eski öğretmeni Aristoteles'i danışman olarak atadı. Daha sonra iskender Yunanistan'daki ve Balkanlar'daki ayaklanmaları bastırmak üzere harekete geçince, Aristoteles, onu bırakarak, büyük idealini gerçekleştirmek amacıyla, yani yeni bir okul kurmak amacıyla Atina'ya döndü.

    iskender'in M.Ö. 323 yılında ölmesi, Aristoteles'i çok güç bir durumda bırakmıştı; çünkü Lise'nin kurulması sırasında iskender'in yapmış olduğu yardımlar ve Hermenias için yazmış olduğu zafer türküsü, Atina'daki düşmanları tarafından hatırlanmıştı. Aristoteles, dinsizlikle suçlandı ve Atinalıların, Sokrates'i ölüme mahkum etmekle işlemiş oldukları suçu yinelememeleri için Chalcis'e kaçtı ve orada yakalanmış olduğu bir hastalık sonucunda M.Ö. 322 yılında öldü.

    Aristoteles'in hiçbir resmi kalmamıştır. Diogenes'e göre, ince bacaklı ve küçük gözlüymüş. Viyana'daki Sanat Tarihi Müzesi'nde sergilenmekte olan mermer başın Aristoteles'e ait olduğu iddia edilmekteyse de, bunu kanıtlayacak herhangi bir ipucu yoktur.

    Aristoteles, iskender'i bırakarak Atina'ya döndüğünde, oradaki dostlarıyla buluşmuştu; ama aradan 20 yıl geçmiş olduğu için, artık eski okuluna dönemezdi. Başka bir okul kurmaya karar verdi ve bu maksatla kentin batısında bulunan ve Apollon Lyceios'un (Kurt Tanrı) anısına ayrılmış olan ormanlık alanı seçti. işte bugün de kullanmakta olduğumuz Lise adı, bu Lyceios'tan gelmektedir.

    Lise'de eğitim ve öğretimin nasıl yapıldığına ilişkin kesin bir bilgiye sahip değiliz; ancak bazı kaynakların bildirdiğine göre, sabahları yeni başlayanlara, akşamları ise geniş halk kitlelerine dersler verilmekteymiş.

    Akademi ve Lise, aslında felsefe öğretimi veren okullardı. Ancak Akademi, daha çok metafiziğe ve bu arada ahlak ve siyaset gibi konulara yönelmişti. Lise'de ise araştırmalar, Aristoteles'in daha çok mantık ve bilimlerle ilgilenmesi nedeniyle, bu alanlarda yoğunlaşmıştı.

    Aristoteles 13 yıl boyunca Lise'nin yöneticiliğini yaptı ve ölümünden sonra yerine arkadaşı Teofrastos geçti. Teofrastos, 37 yıl bu okulun yöneticiliğini üstlendi ve yapmış olduğu yeni düzenlemelerle Lise'yi kurumsallaştırmayı başardı; ancak Lise, Akademi kadar uzun ömürlü olamadı.

    Aristoteles'in matematik bilgisi araştırmalarına yeterli olacak düzeydeydi; bilimleri matematik, fizik ve metafizik olarak üç bölüme ayırırken, Platon gibi, matematiğe - yani aritmetik, geometri, astronomi ve müzik bilimlerine - bir öncelik tanımıştı; ancak uygulamalı matematikle ilgilenmiyordu. "Eşit şeylerden eşit şeyler çıkarılırsa, kalanlar eşittir." veya "Bir şey aynı anda hem var hem de yok olamaz (üçüncü durumun olanaksızlığı ilkesi)" gibi aksiyomların bütün bilimler için ortak olduğunu, postülaların ise sadece belirli bir bilimin kuruluşunda görev yaptığını söyleyerek, aksiyom ile postüla arasındaki farklılığa işaret etmişti. Aristoteles'in, süreklilik ve sonsuzluk hakkında yapmış olduğu temkinli tartışmalar, matematik tarihi açısından oldukça önemlidir. Sonsuzluğun gerçek olarak değil, gizil olarak varolduğunu kabul etmiştir. Bu temel sorunlar üzerindeki görüşleri, daha sonra Archimedes ve Apollonios tarafından yeniden işlenip değerlendirilecektir.

    Aristoteles, astronomiye ilişkin görüşlerini Fizik ve Metafizik adlı eserlerinde açıklamıştır; bunun nedeni, astronomi ile fiziği birbirinden ayırmanın olanaksız olduğunu düşünmesidir. Aristoteles'e göre, küre en mükemmel biçim olduğu için, evren küreseldir ve bir kürenin merkezi olduğu için evren sonludur. Yer evrenin merkezinde bulunur ve bu yüzden, evrenin merkezi aynı zamanda Yer'in de merkezidir. Bir tek evren vardır ve bu evren her yeri doldurur; bu nedenle evren-ötesi veya evren-dışı yoktur. Ay, Güneş ve gezegenlerin devinimlerini anlamlandırmak için Eudoxos'un ortak merkezli küreler sistemini kabul etmiştir.

    Acaba Aristoteles bu kürelerin gerçekten varolduğuna inanıyor muydu? Elimizde buna ilişkin kesin bir kanıt bulunmamakla birlikte, geometrik yaklaşımı mekanik yaklaşıma dönüştürmüş olması, inandığı yönündeki görüşü güçlendirmektedir. De Caelo'da (Gökler Üzerine) yapmış olduğu en son belirlemelere göre, en dışta bulunan Yıldızlar Küresi, yani evreni harekete getiren ilk hareket ettirici, aynı zamanda en yüksek tanrıdır. Metafizik'te ise, Yıldızlar Küresi'nin ötesinde, sevenin sevileni etkilediği gibi gökyüzü hareketlerini etkileyen, hareketsiz bir hareket ettiricinin bulunduğunu söylemiştir. Öyleyse Aristoteles, yalnızca gökcisimlerinin tanrısal bir doğaya sahip olduğuna inanmakla kalmamakta, onların canlı varlıklar olduğunu da kabul etmektedir. Bu evrenbilimsel kuram, Fârâbî ve ibn Sinâ gibi Ortaçağ islâm Dünyası'nın önde gelen filozofları tarafından da benimsenecek ve Kuran-ı Kerim'de tasvir edilen Tanrı ve Evren anlayışıyla uzlaştırılmaya çalışılacaktır.

    Aristoteles'e göre, Evren, Ayüstü ve Ayaltı Evren olmak üzere ikiye ayrılır; Yer'den Ay'a kadar olan kısım, Ayaltı Evren'i, Ay'dan Yıldızlar Küresi'ne kadar olan kısım ise Ayüstü Evren'i oluşturur. Bu iki evren yapı bakımından çok farklıdır. Ayüstü Evren ve burada yer alan gökcisimleri, eterden oluşmuştur; eterin, mükemmel doğası, Ayüstü Evren'e ezelî ve ebedî bir mükemmellik sağlar. Buna karşılık, Ayaltı Evren, her türlü değişimin, oluş ve bozuluşun yer aldığı bir evrendir. Burası, ağılıklarına göre, Yer'in merkezinden yukarıya doğru sıralanan dört temel öğeden, yani toprak, su, hava ve ateşten oluşmuştur; toprak, diğer üç öğeye nispetle daha ağır olduğu için, en altta, ateş ise daha hafif olduğu için, en üstte bulunur. Aristoteles'e göre, bu öğeler, kuru ve yaş ile sıcak ve soğuk gibi birbirlerine karşıt dört niteliğin bireşiminden oluşmuştur.

    Varlık biçimlerinin mükemmel olmaları veya olmamaları da Yer'in merkezine olan uzaklıklarına göre değişir. Bir varlık Yer'e ne kadar uzaksa, o kadar mükemmeldir. Bundan ötürü, merkezde bulunan Yer mükemmel olmadığı halde, merkeze en uzakta bulunan Yıldızlar Küresi mükemmeldir. Bu mükemmel küre, aynı zamanda Tanrı, yani ilk hareket ettiricidir.

    Aristo'nun bu ve diğer görüşleri orta çağ boyunca bir çok filozozu etkilemiş, ve daha sonraki dönemleri de şekillendirmiştir. belki de felsefenin temel ilkeleri Arsito mantığı üzerine kurgulanmıştır.

    *
    12 ...
  4. 1.
  5. filozof. skolastik caga damgasini vurmus. felsefe onunla baslamasa da onu icermeyen bir düsünce sistemi mümkün degildir.
    11 ...
  6. 101.
  7. Hocası olan platon'un fikirlerine katılmadığını,
    "Platon'u severim ama hakikati daha çok severim."
    Sözü ile belirtmiş filozof.
    7 ...
  8. 95.
  9. Bu adam hakkında saatlerce, sayfalarca yazabilirim. Felsefeyi bana takdim eden ilk filozoflardan. 13 yaşında tanıştım. Düşüncesi, aklı çağının ötesinde olup zaten çağının sonrasındaki felsefenin yapıları içerisinde hareket ettiği filozof.

    Öyle ki onun kategori görüşü tüm Ortaçağ ve alman idealizmin temel taşı olmuş, zaman görüşü kant'ta dahi etkisini büyük oranda hissettirmiş; sanat alanındaki düşünceleir diğer anlayışların ortaya çıkmasında kaynak görevi görmüş son derece karizmatik bir filozof.

    Bugün kendisi üzerine etik dışında neredeyse çalışma yürütülmez. Hakkında söylenecekler bittiği için mi? Kesinlikle hayır. Geçenlerde bir akademisyen ile otururken neden Aristoteles üzerine çalışılmadığı sordum, o da "benim profesörlerim daha çok prim yapacak şeylere yönelmemi söyledi" dedi. işte akademi dünyasının içinde bulunduğu felsefeye aykırı rezil durum.

    Aristoteles'in metafizik başta olmak üzere birçok görüşü bugün hala ancak diğer filozoflardan dolaylı olarak açıklanır. Bu adam üzerine gerçekten çalışılmadı. Tamam, ben de fazlaca eleştiririm: kategori-eksistensiyal, bilgi-temsil, zaman-mekan, fenomen-öz vs... Hususlarda sürekli bir eleştiri hedefimdir ama bu onun saygınlığı ve felsefi anlamda yetkinliğinden bir şey kaybettirmez.

    Eğer felsefe ile ilgilenen ya da ilgilenecek olanlar varsa kesinlikle Aristoteles'e yönelsinler. Katılsın ya da katılmasınlar ama bu adam çalışılsın.

    Yoruldum.
    8 ...
  10. 102.
  11. ilk tanıştığım filozoftur. Hatta ilk okuduğum felsefi eser de ona aittir: politika. Tabii o günden bugüne hemen hemen hiçbir zaman alanım felsefenin siyasi kanadı olmadı. Ben daha çok metafizik adı verilmiş eseri ve oradan tezahür eden düşünceleri ile ilgilendim. Öyle ya da böyle aristoteles, felsefe ile uğraşan herkesin bir uğrağıdır. Ama o türden basit bir bilme odağı değil, bilakis gerek epistemolojik gerekse ontolojik anlamda hep başvurulandır ve bu başvuru bazen onun üzerinden ilerleme bazense ondan kopuş içindir.

    Aristoteles'in en başta zamana ilişkin düşüncelerinin yüzlerce yıl etkisi görülür. Orta çağ ve hatta sonraki dönemlerde dahi birçok zaman görüşü aristoteles'in yapıları içerisinde hareket eder.

    Onun kategorileri katılıp katılmadığımız kayda alınmaksızın muhteşem bir zekanın ürünüdür. Saf düşünme sonucudur. Platon'a karşı getirdiği eleştiriler ise, kant ve hegel arasındaki ilişki gibidir.

    Aristoteles bunların dışında birçok disiplinin kurucusu olarak görülür, hani ontoloji tüm bilimlerin çıkış noktasıdır ya aristoteles de bu çıkış noktasında büyük bir yer teşkil eder.

    Heidegger'in zaman hususunda zımni bir şekilde diyalogta olduğu bir filozoftur kendisi, ona katılmasa da yapısının sağlamlığını görür. Kaldı ki heidegger'in insanı kategorilerle açıklamaya yönelik eleştirisi en başta ona getirilmiş ve etkilerinin ne değin güçlü olduğunu gözler önüne sermiştir.

    Öpüldünüz aristoteloş.
    7 ...
  12. 15.
  13. "konuş ki seni göreyim" özdeyişinin sahibi düşünür. *
    6 ...
  14. 143.
  15. demokrasiyi iyi yönetimler arasında kötü, kötü yönetimler arasında iyi olarak tanımlar. bu yozlaşmış rejimler ve faziletli rejimler ayrımı hayatımda gördüğüm en ilginç kategorizasyonlardan biridir. ideal devlet onun için polity'dir. yani bir çeşit karma yönetim. bu karma yönetimin ilaç olduğu fikrini romalı pollybus'ta da görebiliriz. "insan konuşabilen politik bir hayvandır" der. politika kitabında kadınları aşağılar. ancak o dönem yunan devletlerinde kadının vatandaş bile olamadığını bilirsek o dönemin zihniyetini yansıttığını anlayabiliriz. efendim sonra poetika adlı kitabı vardır. bu kitap onun sanata ilişkin görüşlerini açıkladığıdır. iskender'in hocası olduğu söylenir. onun hocası plato'dur.
    6 ...
  16. 121.
  17. Kendinden önceki dönemlerde yapılmış olan mantık çalışmalarını sistemlestirmis ve mantığı bir bilim haline getirmiştir.
    Mantık çalışmalarını ise organon adlı eserinde toplamıştır.
    Mantık anlayışıyla islam dünyasında ve Avrupada yüzyıllar boyunca otorite olarak kabul edilmiştir.
    6 ...
  18. 116.
  19. Ona göre iyi yaşamak, genel kuralları Özgül durumlara Uydurma meselesi değil, daha çok davranışlarımıza sahip olduğumuz belirli yaşam koşullarına uyarlama meselesidir.
    5 ...
© 2025 uludağ sözlük