arda turan a elestri amaclı kosmuyor denilebilir,abartıldıgı kadar iyi değil, denilebilir.bunları anlarım.ama sırf fanatizm ugruna hakeret etmek, itin götüne sokmak , bana göre bünyedeki ezikliğin dısa vurumudur.
aziz yıldırım arda'yla 15 dakika konuşmak istemiş, ama adnan polat aziz yıldırımın galatasaraylı olmasını istemediği için bu görüşmeye izin vermemiştir.
ben bu adamın futbolunda falan değilim, evladımızdır, adamımızdır, şımarıktır falan umrumda değil;
bu adam goccaaa aziz yıldırım'ı, fenerbahçe'yi 10 yılda yeniden kalkındıran beton profesörünü, tuttuğunu koparan lobisi sağlam efsanevi başkanını, kendisini transfer etmek için ezeli rakibinin kapısında yatırdı, başkanından malzemecisine kadar rakip taraftarının diline düşürdü ayar üstüne ayar yedirtti ya, ben gerisini dinlemem arkadaş. aziz betondan da, futbolcudan da anlıyormuş zaten, kendisinin ne kadar iyi bir futbolcu olduğunu beyan etmiş, bize düşen izlemek, mümkünse avrupa'ya gitmesi itibariyle kazanacağımız bonservisin kaymağını yemek. altyapı gümbür gümbür geliyor zaten, arda giderse serdar var, emre var, berkin var, cem var.. gün gelir onlar bu zevki bize tekrar tattırırsa eyvallah deriz, gün gelir arda fenerbahçe'ye giderse; türk futbolu açısından memnun kalırız. yetiştireni var, yetiştiremeyeni var, ezeli rakip edebi dosta bir kaptan daha göndersek ne olur ki?
öncelikle arda turan babamın oğlu değildir, kendisinden bir çıkarım yoktur. taraftarı olduğum takımın futbolcusu bile değildir, rakiptir.
yılardan 2003, arkadaşım diyor ki gel paf maçına gidelim bizim arkadaşlar da var. gidiyoruz bir çocuk var estiriyor sahada kim diyorum arda diyorlar. unutma bu ismi diyorum arkadaşıma. aradan zaman geçiyor bakıyorum bir çocuk var vestel manisaspor'a gidiyor. holosko'yla birlikte coşturuyorlar manisa'yı sonra aynı çocuk bayrampaşa'nın sokaklarından çıkan genç arda büyüyor, kendini geliştiriyor ve 2010 yılının avrupa yıldız adaylarından biri oluyor.
arda iyi çocuktur, güzel insandır. her şeyden önce arda amatördür ve asıl önemli olan budur. gönül verdiğimiz renkler farklıdır ama hem fenerbahçe'li hemde galatasaray'lı pek çok dostum vardır. takımlarına yürekten bağlıdırlar, aşık oldukları renklerle yatıp kalkarlar ve ben onlara her zaman saygı duyarım. aşığın halinden aşık anlarmış derler. taraftarın halinden de bir tek taraftar anlar.
arda turan, küçükken taraftarı takımın formasını giymek için göz yaşı döken, abilerini saha kenarında seyreden ve içinde futbol aşkıyla büyüyen bir çocuktur. neşelidir, içi coşku doludur. en önemlisi o bir taraftır. ve sırf taraf olduğu için kendisinden nefret edilmesine lüzum olmayan bir insandır.
insanların şımarıklık olarak nitelendirdiği hareketleri aslında onun rahatlığından ve samimiyetinden kaynaklandığını anlamak için 24 saat arda'nın yanında olmaya gerek yoktur. "sahaya çıktığım vakit, ayağıma top değdiği vakit ve o seyircinin benim adımı andığı vakit her zaman geçmişe dönerim, kaldırımlar arasında top oynadığım zamanlar kurduğum hayallerin gerçekleştiğini hissederim ve allah'a şükrederim" diyen biridir arda.
bulunduğu yere tırnaklarıyla kazıyarak gelmiş ve hakkında yapılan bu kadar eleştiriyi haketmeyen bir oyuncudur. seversiniz, sevmezsiniz, gıcık oluyorum ben de diyebilirsiniz ama bu adam yeteneksiz diyemezsiniz. çünkü bu adam gerçekten çok yeteneklidir. yeteneksiz olduğunu iddia etmek, doğru bildiğimiz futbola karşı yapılacak büyük bir ihanettir.
çok hata yapmıştır. ama herkes gençliğinde hata yapmıştır. önemli olan hatalardan ders çıkarmaktır. onları geçmişin tozlu raflarına saklamak ve üzerini titizlikle örtmek değildir.
sahip olduğu değerlere yüreğinden bağlı adamlar her zaman benim gözümde değer ölçütü olmuştur. bugün biz beşiktaş taraftarı olarak pascal nouma diyorsak birşeyler hissettiğimiz için diyoruz. bugün fenerbahçe taraftarı hala tuncay diyorsa bir şeyler hissettiği için diyordur. ve bugün galatasaray taraftarı arda diyorsa onu sahadaki kendileri gibi gördükleri için diyorlar.
nihayetinde kırmızı-beyazın, ay yıldızın altında hepimiz biriz, hepimiz tekiz. bu ülkenin evlatları olarak yeşil sahalarda esecek olanlar ise bu çocuklar. onların golleri, onların çabasıyla başımız dik yürüyecek olansa bizler.
herşeyin başında gelen saygı tek çözümdür aslında. sevene saygı duymak kadar, sevgiye de saygı duymak ve yiğidi öldürmek ama hakkını asla yememek.
yiğit arda,
önündeki uzun maratonda, doğru seçimlerin peşinde olman ve seni 3d teknolojisiyle gözlerimize bayram yaptıracak olan avrupa liglerinde göğsümüz kabara kabara izlemek dileğiyle,
spekülasyonlar unutulur ama gerçek yetenek asla unutulmaz.
sezon sonunda Liverpool'a gitmesi kesinleşen, hatta sözleşme bile imzalanan Galatasaraylı futbolcu.Ayrıca Liverpool'da oynayacak olan ilk Türk futbolcu.
galatasaray altyapısının çıkardığı yeteneklerden birisidir. manisaspor'a kiralandığında holosko ile birlikte çılgın atan bu çocuk geleceğin sinyallerini o zaman veriyordu biz Türk futbol seyircisine. büyük yetenektir. ben bu adama bu gözle bakarım. sahada işini yapıyor mu yapıyor. bir kaptan olarak üzerine düşen vazifeyi yerine getirmeye * çalışıyor. bırakın bu çocuğun yakasını. milli takımda bana iki üç maç kazandırsın, sergen gibi serbest vuruştan gol attıktan sonra baldırı çekip oyundan alınsın, ama sadece futbol yeteneğini alsın sergen'den. çekirdek ve at yarışı sevgisi değil. bu çocuk emin olun emre belözoğlu gibi hagi'nin yanında oynasaydı şimdi barcelona'da messi-ibra-henry üçlüsünün henry olan kısmında arda turan yazıyor olacaktı. bundan beşiktaşlılığım kadar eminim.
ayrıca 2008-2009 sezonundaki el sikkodaki olaylar yüzünden kızılmamalı arda turan'a. semih'e söylediklerinde sonuna kadar haklıdır. dışarda canciğer kuzu sarması olduğun, abi dediğin adam gelip sana vurursa saha içinde etkiye tepki olarak o adamın ağzını yüzünü sikertmek de onun hakkıdır. burada el sikkoda galatasarayı falan savunduğumu düşünmeyin sayın yazarlar, fenerbahçe'den de galatasaray'dan da en az bursaspor'dan nefret ettiğim kadar nefret ediyorum.
emin olun bütün galatasaraylılardan daha çok istiyorum bir messi olmasa da ki olamaz zaten. salı akşamı not defterinde rıdvan dilmenin de dediği gibi; arda bir messi olamaz, messi ayrı bi yerde.. messi'den sonra ribery ve robben gelir.. ancak arda çalışarak bir robben, bir ribery kalitesine gelebilir. bütün samimiyetimle söylüyorum bunu can-ı gönülden istiyorum.
ama gelgelelim;
nihat kahveci gibi önce gittiği ligin tozunu attırıp sonra ülkesine dönüp şut çekmekten aciz duruma düşecekse * hiç gitmesin en azından galatasaray'da oynayarak avrupa kupalarında puan ya da puanlar kazanmamızda büyük rol oynasın, küçük takımlara karşı şov yapsın. biz onu öyle de severiz. en azından saygı duyarız.
gelecek sezon takımdan ayrılacağı söylenen galatasaray kaptanı. Genç yaşta takımdan ayrılsa bile galatasarayın unutulmaz kaptanlarından biri olacağı kesindir.
ingiltere'ye olur da birgün giderse normalde blackburn'den yukarsını zor görür. ama öyle bir pazarlama üstadı yöneticisi var ki bu camianın (bkz: haldun) adam yalvarır yakarır yine de liverpool'a kakalar gibi geliyor çakma messiyi.
bu günkü müthiş performansından sonra rijkaard'ın uyguladığı idman programı ile kondüsyonunu iyice arttırdığını düşündüğüm futbolcu. Son maçlardaki performansına bakınca geçen sene 70.dakikada yorulmaya başlayan Arda gitmiş, yerine dipdiri maçtan sonra bile bir 90 dakika daha çıkarabilecek bir arda gelmiş.
Hala bu çocuğu 5 paralık futbolcular ile kıyaslayanları Allah ıslah etsin.
liverpool forumlarında çokça övgü alan ve liverpool'A kanat oyuncusu olarak gelmesi istenen bir yetenektir. hatta 3 yıl önceki liverpool-galatasaray maçındaki müthiş performansını da link olarak koymaktadırlar. takımlarına ilaç gibi geleceğini düşünmektedirler. tek sorunu sezon sonuna kadar galatasarayda oynayacağını düşünmeleri ve maliyetinin 15 milyonu bulacağını düşünmeleri.
türkiye' yi ve tabii ki galatasaray' ı zamanında, gururla ve başarıyla terk etmesini dilediğim futbolcudur.
eğer bu sene de ayrılmazsa kariyeri kesinlikle biter. şöyle biter, eğer bu sezon giderse iyi veya kötü şampiyonlar liginde başarılar elde etmeye alışık bir takıma yerleşebilir. seneye ise bu şampiyonlar ligi yerine uefa gelir. daha geç kalırsa zaten kariyeri gerçek anlamıyla biter. galatasaray' da yaşlanır ve bir efsane olur. ama türkiye' nin temsil edilme şansı kim bilir ne zaman olacak olan o gelecek genç yeteneğe bırakılır.
yani bu sene gitmesi zorunlu olan futbolcudur. yine de eski 'çok güzel' diyebildiğimiz, gururlandığımız performanslarından eser kalmamıştır. kaç zamandır -ki bu yaklaşık 20-25 galatasaray maçı- bekliyorum fakat o eski maçları yok bunun. havaya mı girdi, kaptanlığı mı kaldıramadı bilemem. fakat her ne olduysa kendine gelmesi için zaman oldukça daraldı. yaptıklarının üzerine birşey ekleyip kişisel bir hareket için 5 potansiyel golü çöpe atmaması gerekiyor.
kendisi hakkındaki videolar iyi hoş, hareketler de güzel de adamdaki çizgiye inip hareket yapma veya dar alandan çıkmaya çalışırken düşüp faul kazanma takıntısı harbiden çok kötü bir özellik ve başına çok dert açar.
umarım her şey çok güzel olur ve uzaklarda çok daha iyi oynarsın. galatasaray her zaman arkanda olacak, galatasaraylılar da, istediğin forma altında ol.
aziz yıldırım'ın kapalı kapılar ardında 4 milyon yuro teklif ettiği konuşulan velet. eminim ağzının suyu akmıştır ama delikanlı çocuk ya. söz ağızdan çıkmış bir kere "biz harbi gsliyiz" diye. tükürdüğünü yalayamıyor şimdi. çok pişman olduğuna eminim. zavallı gsliler de "büyük gsli arda turan" diye tezahürat yapıyorlar her maçta.
sokakta görsem "git yavrum evladım avrupa'ya, çürüme daha fazla bu diyarlarda" benzeri bir serzenişte bulunacağım, türk futbolu'nun son zamanlarda yetiştirdiği en yetenekli futbolcu.
BBC'nin dün akşam yazdığına göre transferin son anlarında Liverpool'un teklifine kulübünün hayır dediği futbolcu. Benitez çok istemiş, Frank hayır demiş. Ben de BBC'nin yalancısıyım. Eğer gerçekse, hani arkadaşların pikniğe, eğlenceye gidecektir, annen-baban izin vermez ya onun gibi bir şey olsa gerek. Buruk buruk oturursun kıçının üstüne, peder bey hadi git getir şunu der. diyaframda bir yumruk. Dokunsalar ağlayacak gibisin. Kardeş varsa acısı ondan çıkar...