bugünlerde elektriğe olan zamdan mıdır bilinmez apartmanlarda bile soba deliklerinin açıldığı şehir. akşam saatlerinde 5 dakika dışarıda kaldığınızda saçınız buram buram is kokuyor.
şehri geliştirdiğini idda eden fakat aslında tecavüz eden, her yer kazıldığı için sokakta babunluk yapmanızı sağlayan sayın başkanımız mustafa akayının yarısını köstebek yuvasına çevirdiği şehir.
son günlerde de sağnak yağmur ile bizleri şaşırtmış şehir. aylardır görmüyorduk yahu.
son yıllardır hiç karşılaşmadığımız soğuklarla 2 haftadır karşılaşmamızı sağlayan şehir.
fakat bahar aylarında ise insanların neşesini yerine getiren, denize nazır parklarında sevgilinizle, dostlarınızla keyifli vakit geçirmenize vesile olan muhteşem şehrim.
geçen hafta iş gezisi dolayısıyla ilk kez gittiğim almanya'nın düsseldorf kentindeydim. burda yaşayan bir alman benim türk olduğumu öğrenince, "güney türkiye'de antalya diye bir kasaba varmış (kasaba dedi), ikinci almanya diyorlarmış, almanca biliyorsan orda çok sıkıntı yaşamıyormuşsun doğru mu?" diye sordu. "almanları bilmem ama bizim antalya'lı gençlerin almanlarla iletişim konusunda pek sıkıntı yaşadıklarını sanmıyorum" diye cevap verdim. anlamadı gerçi ama sanırım bu, batılıların antalya'ya ve antalya'da yaşayan insanlara bakışını gösteren bir örnekti.
20 dakikalık yağmurun bir çok esnafa kepenk açtırmadığı, okulların tatil edildiği bir garip şehir..
şu an hava güllük gülistanlık..
akşam üstü fırtına, akşam dolu, geceleyin sakin bir hava bekliyoruz..
ilk dersin sonunda okulların tatil edildiği il. ilk derse girip eve giderken gördüğüm yolun ortasına savrulmuş ekmek dolabı ve yanındaki sandalyeler fırtınanın şiddetini anlatabilir.
edit: şuan hava güneşli. antalyalı olarak pek şaşırmadım. önce sel, fırtına sonra güneş.*