dısarı cıktıgım aksamlarda toplu tasımanın gec saatlere kadar olmamasından hep sikayet ettiğim, kaleiçinden lara'ya 20 lira taksi parası vermek yerine oturup 3-5 bira daha içip en yakın arkadasın gece gece kapısını calıp onunda gecesinin icine ettiğim yaşanılası şehir.
nedir bu antalya antalya dedikleri dedim yerleşmeye karar verdim. taşınmaya bir hafta kala bakayım ne demişler hakkında dedim. sıcakmış efendim. yanarsa yansın. hem şarkısı var akdeniz akşamları diye: olsa olsa oradaki akdenizden kasıt antalyadır: burdurun silik, ıspartanın soğuk gecelerinden bahsediyor değiller ya! sevdim. otobüslerde bir antkart çıkartmışlar duydum: başım üstüne ediniriz bir tane. ama şu güzel rus kızları kafamı karıştırmıyor değil. paçoz istanbulun kalabalık sokaklarında kendimizi nimetten sanarken; antalya sokaklarında ezik ezik dolaşıp gece eve gelince sözlükten rus kızlara kaymayalım. düşünceler...
bu leman olmasa ışıklarda millet nereye gidiyormus merak ettiğim yer, hayır bız de gidiyoruz ama lan her gun tıklım tıklım bileydık böyle tutacagını önce biz acardık.
bu yaz fransız ve korelı akınına ugramıstır ayrıca ne alaka bılemıyorum ama bembeyaz rus görmekten kat kat iyidir.
balkona cıkıp masmavi denizi ve esen ruzgarı hissettigimde, nasıl bırakılır bu muhtesem sehır dıye dusunmeye sebebıyet veren guzel yuvam.
ankaranın havası nasıl gelecek acaba bana bu cennetten sonra?
temmuz ve ağustos harici ise; gerek kültür sanat etkinlikleri, festivaller, gerekse yakın mesafe doğal güzellikler; dağlar, kayalar, mağaralar, koylar, kanyonlar, nehirler açısından zengin güzel bir şehirdir.
şehir merkezi olarak bir boka yaramayan; ancak tatil beldeleri ve ilçeleri (alanya, kemer, manavgat..) ile tam bir cennet olan şehir.
edit: rus nüfusu türk nüfusuyla yarışmaktadır. sıcaklık ağustos'ta 35 derecenin altına zor iner. nemle birleştiği için 10 dakikada bir duş almak zorunda kalırsınız.
bu yaz kendisiyle yakından tanıştım. Aslında severim ama zırt pırt karşımıza çıkan trafik lambaları -ve dolayısıyla kırmızı ışık- insanı deli ediyor! Bir de üstüne Lara'ya gitmek 1,5 saat sürünce değmeyin keyfime... (sivrisinekleri hiç söylemiyorum.)
nemine sövdüğümün şehri.
balkonu bir açarsın... anam anam o nasıl bir nem? o nasıl bir sıcak?
insanı evde durmaya iten bir şehir. olmadı gidip klimalı bir mekanda takılıcaksın ki evde durmakla bunu yapmanın pek bir farkı yok.
bütün gün klima altında takılıcaksın evinde. öyle bir yer.
insanları evet burda sosyal aktiviteye girebileceğiniz insan bulmakta zordur. iletişime kapalı ne kadar burnu havada adam varsa doldurmuşlar sanki.
neyse kısa zamanda kurtuluyorum. ver elini izmir...özledim lan izmiri.
edit: yıllar sonra gelen likeların ardından...hayat ne garip lan. hala antalya dayım işe girdim. ölene kadar çalışıcam. hayat daha güzel, nem hala iğrenç ama hayat güzel. iş güzel. ekmek tutmak güzel.