oglun buyudu de ta amerika'larda tek basina hayata tutunmaya calisiyor. daha gecen gun elinden tutup okula goturdugun, zirlaya zirlaya ustu basi yirtik sekilde eve gelen, uykusunda senden su isteyen oglunun sevgilisi var da evlenecek yasa geldi. 25 yasinda koca hobere olduk hala her hafta acip "sutunu iciyor musun, meyveni yiyor musun, altina fanila giyiyor musun?" diye soruyorsun. 40 yasina da gelsem bu sualler nihayete kavusacak gibi gorunmuyor. eminim ufalsam kucagina alip seversin de. yanaklarini sakallarima surersin. ilkokulda ogretmenimin beni dovdugunu soyledigimde, ertesi gun sinifi basisini nasil unuturum?
hayat, senin de dedigin gibi cok zormus be anne. hep senden daha cok sey bildigimi sanirdim, seni hep haksiz zannederdim, "amaaaan yine bos bos konusuyor" derdim de "benim yasima gelince anam hakliymis diyeceksin" derdin. galiba ben senin yasina gelmeden yavas yavas anliyorum olanlari.
"oglum bana yalan soyleme, gercegi er yada gec mutlaka ogreniriz" dediginde icimden, "hadi canim nerden ogrenecen" diye gecirirdim de illa ki ertesi gun ogrenirdin. mossad ile bagin olsa bu kadar cabuk ogrenemezdin. nasil bir istihbarat yetenegidir bu anne?
ben hicbir zaman ablamin, kahvalti masasinda asik oldugu oglani anlattigi gibi asik oldugum kizi anlatamadim sana, icimi dokemedim, sarilip hungur hungur aglayamadim. derdimi, duygularimi disa vurmayi hic istemedim. belki erkek olmanin verdigi "guclu olma" misyonu nedeniyledir ama o kadar cok isterdim ki bu dediklerimi yapmayi. "seni icine kapanik yetistirdik" diye de kendini suclama. elbet vardir onun da bir hayri.
birgun olsun elimde bir demet cicekle gelip bir opucuk kondurmadim yanagina. halbuki biliyorum ki boyle birsey seni dunyanin en mutlu insani yapardi. sen hep "benim icin para harcayip hediye alma, gereksiz" dersin ama dunyanin en gerekli seyi imis ufacik bir hediyeyle bile olsa seni mutlu etmek, gururlandirmak. cunku sen, bunlari gercekten hak eden kainattaki tek varliksin anne.
yarin birgun evlendigimde, minnacik torunlarini kucagina aldiginda yuzundeki gulumsemeyi gormek, icimi binlerce yil isitacak gunes gibi olacaktir emin ol.
anlamsiz bir amac icin, anlamsiz bir ortamda, anlamsiz insanlarin arasinda kaldigim anlarda, biraz olsun nefes almami saglayan yegane faktorsun anne...
kızdıktan ve sonra bir daha hiç konuşmayacağını düşünsen de iki dk geçmeden hemen konuşan tek insan. acaba bir gün onun değerini anlayabilecek miyim??????
msn kullanmaya yakla$ik 4 hafta once kizi gittikten sonra ba$layan ve kizinin msn spacesine biraktigi cevapla kizini aglatabilen varlik.hani demi$ler ya daha önceki pek çok entryde oldugu degeri gurbetteyken anla$ilan diye, degeri istedigin zaman, saçma sapan bir $ey için arayamayacagini, anne gel, diyemecegini anladigin zaman anlasiliyormus meger. degeri onsuz hasta olmaktan korktugun zaman anlasiliyormus. en çok kavga ettigin ama aslinda en cok sevdiginmi$.
anneler günü için yazdigim mektup 1 hafta geç gitse de, msnde ben olmadigim halde "kizim, mektubunu $imdi aldim, aglamaktan okuyamadim, çok özledim seni" yazan. ama cevap olarak
ahh anne bilsen o mektubu yazmadan önce, yazarken, yazdıktan sonra ben ne kadar çok ağladım demedim, diyemedim. Son kez size baktığımda senin gözyaşlarını görünce kahroldum, o an aklıma geldikçe hala da ağlıyorum, boğazım öyle bir tıkanıyor ki görsen yumruğun büyüklüğünü, nefes alamıyorum. Giderek sana benzemekten korkarken aslında senin gibi bir anne olamamaktan korkuyorum da diyemedigim kadin.
Sen üzülme, notların ne olursa olsun, ne yaşarsan yaşa üzülme, ağlama, dayanamıyorum senin ağlamana, üzülmene, kendimi inanılmaz kötü ve çaresiz hissediyorum diyen aglamama sebebim.
baba, abi, sevgili, dost ya da arkada$ sevgisi onun sevgisinin yaninda ne kadar yalan ne kadar sönükmü$ meger. bazen arkadaslarimin benden daha cok sevdigi, en içten, en sicak, affedeci, bagislayici, her daim seven $ey.
yakinlik ayni olaya aglamakmi$ meger, uzakliksa farkli zamanlarda aglamak...
bu anneler gününde kalbimi yolladigim insan, cünkü biliyorum ki onsuz agir bana bu kalp ve kalbime ondan daha iyi kimse bakamaz. * 46 kromozom bu kadar mi güzel yanyana gelirin cevabi.
15 saat çalışan, eve henüz giren kızına, "bu pantolon epey dar durmuş üzerinde" diyen, kızın sinirlerini zıplatan insan. "hayır pantolon daralmadı ben kilo aldım" diye cevap vermek istediğim kişi...
yaratıcının mucizevi bir şekilde melekvari hisler verdiği kutsal varlıktır.siz söz konusu olduğunuzda mantığını ve gerekirse kendini bile ezer geçer.hisseder.müthiş kokar.merhametin son noktasındadır.
gurbette degerini daha cok anladiginiz, her zaman sevdiginiz fakat yaninda olamadiginiz bir anneler gununde ne kadar cok sevdiginizi daha bir anladiginiz, yaptigi yemekleri, sizi bagrina basip sevmesini, cocukken olan saciyla oynama aliskanliginizi, kizmasini, tatli-sert bagirip cagirmasini, kizinca banyoya kilitlemesini, kokusunu, "oglum" diye seslenmesini, yaptiginiz guzel bir iste gurur dolu gozlerle size bakmasini, hasta oldugunuzda basinizdan ayrilmamasini, kilometrelerce uzaktan sizi dusunmesini, internetten konusurken dolu gozlerle size bakmasini ve kendinizi onun kanatlari altinda hissetmenizi saglayan guzelim ses tonunu ozlediginiz, su an yaninizda olmasi icin cok seyler verebileceginiz cenneti ayaklarinin altina almis kutsal varlik.
ellerinden operim, anneler gunun kutlu olsun, seni seviyorum iyiki varsin denilesi...
gözünde büyütemediğin, küçükken rujlarını kırıp, incili kolyeni koparan, topuklu terliklerini giyerken bileğini burkup haftalarca yürümeye nazlanan kızın olarak huzurundayım yine. telefonda bile kahkahalarına heyecanlı nidalarla karşılık verdiğin küçük kızın. öpmeye, koklamaya kıyamadığın, işe gönderirken ben gözden kayboluncaya kadar ardından baktığın kızın...
çok hatırlamıyorum belki, eskisi çok puslu ama bildiğim bir şey var ki ben hep sana benzemek istedim. babamın hayranlıkla baktığı, bir gülümseyişiyle tüm kilitleri açan canım anneme...
çok yorucu, karanlık günler atlattık. dayanağımız, güvencemiz oldun. pes etmedin hastalığında. dedem bile ben artık annenden umudumu kestim dese de bizleri sensiz koymamak adına nasıl da baş ettin hastalıklarla?
büyük bir sabırla büyüttüğün 3 çocuğun adına:
annecim seni çok seviyoruz, iyi ki varsın...
bizi bağlayan bu kan değil yalnız
annem biz birbirimize kalanız...
her yeni güne sevgiyle başlarsın
annem sen benim yanıma kalansın...
hani geçen gün bana uzun uzun bakıp ne çabuk geçti dedin ya seneler, az kaldı dedin ya gitmene, o an anladım ben gitsem de içimden bir şeyler hep seninle, hep sende kalacak...
sen benim elim-kolumken nasıl yapacağım sen olmadan bilmiyorum. kime sarılıp, kimin omzunda ağlayacağım bilmiyorum. bildiğim tek bir şey var: kimse anne kokmayacak, kimse senin kadar yumuşak okşamayacak saçlarımı...
en çok da neden korkuyorum biliyor musun anne; senin gitmeden. ben gidince dönerim anne, ama sakın sen gitme. benle beraber büyüme anne, sadece beni içimde, benim için büyü.
defalarca yüzüstü bıraksan da, defalarca kalbini kırsan da, kimseye yapmadığın kötülüğü ona yapsan da bir güzel lafına hepsini unutup seni tekrar kucaklayacak yegane insan.
yazarların genelinin 1000 entry konusudur aynı zamanda...
ne kadar büyürsen büyü onun yanında küçük bir çocuk olarak kalmayı istersin, yaptığın şeylerin onun tarafından takdir edildiğini görmek en büyük ödül olur. Ateşler içinde yatarken onun gelip üstünü örtemesi saçlarına dokunması hastalandığına şükrettirir. işte bu kadar önemli olduğu için hayatında en çok ona kırılısın, bazen arandaki ilişkinin farklı olmasını hayal edersin anlatmayı denersin ama o annedir herşeyin doğrusunu bilir ve doğru olanı yapmaktadır, gözlerinin önünde dağılırsın görmek istemez gördüğü şey üzecektir onu sen de suç bulur. birbirinizin hayatından çıkmanın yolu yoktur her iki tarafda bilir hayat devam eder...
tüm küçük kızlar babalarına aşıktırlar.
hayran kaldıkları,babalarından kıskandıkları annelerine benzerler.
büyüdüklerinde tıpkı anneleri gibi olup,
babalarına benzeyen bir erkekle evlenirler.