mutsuzken mutlu olamadığım. hasta görmeye dayanamıyorum. istiyorum ki hep o neşeli, deli dolu çocuk gibi kadın olarak kalsın. kızsın bana terlik fırlatsın. ölürsem rahatlarsınız desin trip atsın. sonra gıdıklayıp öpeyim piç diye bağırsın sarılayım. ama hasta görmeyeyim onu. hiç bırakmasın beni. kendimi bildim bileli epilepsi hastalığı yüzünden bi gün hasta bi gün turp gibi. bu durum onu kaybetme ihtimalini hep kafamda canlı tuttu ama yine de bunu düşünmek bile kalbimin sıkışmasına yetiyor. onsuz bu hayata nasıl tutunurum, nasıl yaşarım bilemiyorum. yaşarım elbet, ona da alışırım ama.. dedim ya düşünmesi bile çok acıtıyor.
kutsaldır. hemde öyle bir kutsaldır ki sevgili peygamberimiz hz. muhammed (s. a. v.) bir hadis-i şeriflerinde '' cennet annelerin ayağı altındadır '' buyurmuşlardır.
bu dünyadaki hiçbir şeye, hiçbir kimseye değişilmeyecek, kurban olunası, en değerli varlık. yanınızdan ayrıldığında eksikliğini ve değerini daha iyi anlıyorsunuz. bu yüzden onun kıymetini çok iyi bilin, üzmeyin, kızmayın. onu sevin, öpün, koklayın. sonra çok geç kalmış olabilirsiniz ve bunun kahrını ve pişmanlığını bir ömür boyu çekebilirsiniz, ki dünyadaki en kötü şeylerden biridir.
az önce telefon edip, ben senin benden kopacağını biliyordum ama bunu okul bitince yapmanı bekliyordum, kendimi ona göre ayarlamıştım, sen beni erken bıraktın sözleriyle gözlerimi dolduran varlık. bu gece de buna içilir artık.
70 yaşında ve kansersen, çok kısa süre içerisinde öleceğini biliyorsan ve ölmekten ziyade öldüğünde 40'lı yaşlardaki zeka özürlü kızının ne yapacağını düşünüp korkuyorsan işte buna annelik, sana da anne denir. (alıntıdır)
sonsuz meraka ve araştırma içgüdüsüne sahip insandır. siz saklarsınız o bulur, siz saklamazsınız o bakar. odadan tam çıkacak olurken "bu neymiş?" diye en alakasız şeylere el atar. size kızar, "ne yaptım?" diye sorarsınız, "sen daha iyi bilirsin." der sizi o vicdandan bu vicdana sürükler. nitekim anneler hem iyi hem kötüdür. hem sayko derecesinde deli hem de tamamen aklı selimdir. yoruldum fakat anne, yorma beni.
en iyi anlatan, en iyi anlayan, tanrıya inandıran şahane varlık.
miniğim, canım. evin ana kraliçesi, babamın yegane sevgilisi.
doğurana da doğurtana da aşığım!
yavru sahibi olan dişi varlıktır.elbette bu kabacasıdır yoksa anneler vefanın,fedekarlığın,sevginin,şefkatin daha bilimum güzel huyun toplandığı ender varlıklardır.eşşşek kadar olsanız dahi hala onun mini minnacık yavrusu olduğunuzu düşünür en masum en saf halinizle nazar eder size öylece sever sizi.o yaşa gelmişsinizdir ama yemeğiniz bulaşığınız ütünüz çamaşırınız onun elindedir başka zaman kalkık dötle dolaşmayı bilirsiniz de o işleri sizden kaç yaş büyük yılların yıprattığı kadına yaptırmaktan vazgeçmezsiniz.daha yeni yeni satılmaya başlanılan kirazdan sizin daha çok yiyebilmeniz için türlü bahaneler sıralayabilir ya da ekonomik durumu göre sizin eskilerinizi giyerek dahi hayatına devam edebilir bir sürü fedekarlık yapar ama o ses etmez önce sen der,önce 'sen'.