Bugün pazar değil mi?
Gece uyumuşum ikide.
Sabah biyolojik saat ile uyanmışım.
Sen git üstüne bu saatte bir de elektrikli süpürgeyi çalıştır.
Bir gün rahat ver yahu!
"olamadığım tüm iyi evlatlar için özür dilerim
kalbimin darmadağınıklığından sen sorumlu değilsin, sakın!
sigara kokusu ve kitaplar fazla fazla
ama odamda ışık azdı
içimde yılkı atının öfkesi,
büyütemediğim nazlı çocuklar vardı."
gecenin bir yarısı mutfağa doğru giderken salondaki koltukta uyumakta olup geçtğinizi hissederek "oğlum dolapta tatlı var alda ye" diyecek kadar sizi tanımış ve sizi düşünen tapılası varlık.
annem gibi olmayacagim derdim hep. ben oyle bi anne olmayacagim. buyuk konusma ne gorduysen sen de oyle davranacaksin, kandir huydur ceker dediler. yok dedim.
ama hakli ciktilar.
cunku ben daha kotu bi anneyim.
ozur dilerim anne, ozur dilerim ufaklik.
Bu dünyada insanı karşılıksız seven tek kişidir. Anne senin hakkını ne yapsam da biliyorum ki ödeyemiycem. Cennet annelerin ayakları altındadır sözünü şimdi daha iyi anlıyorum.
hiç olmamış ve bunca yıldan sonra hiç olmasa da olur olan. insanların neden bu kadar taptığını hiç anlamadığım ve anlayamayacağım dişi. Acaba uğruna ölebilecek kadar sevilebilen versiyonları nerede var ve neden biz o versiyonlara değil de mesafelerle değil kalple terkedip giden ve mesafelerle terketse daha çok sevebileceğimiz versiyonlarına sahibiz ?