cocuklugumdan beri anlasilmaz bir sempati besledigim sehir. ne zaman gitsem oyuncakci virtinine bakar gibi hayran hayran seyrederim. ankara'da yasamak hep hayalim olmustur. belkide ankarali namik'i bile sirf ankara'li oldugu icin seviyorum.
Otogarına indiğinizde özleyeninin kalbinin oldukça hızlı atmasına neden olan ,kızılay olmadan olmaz dedirten Türkiye Cumhuriyeti nin başkenti olan şehir. kışın suları borularda donduracak kadar soğuk olmaktadır. yazın sıcağı içinizi kavurur. kırkikindi yağmurlarını özlemle beklersiniz. birde güzel ankara şarkılarıvardır ki...ankara ya ilk gidişinizde aşık olasınız gelir...
içinde yaşarken nasıl bir güzelliğin içinde yaşadığınızı belli etmeyen nazlı kent.güzelliğini yaşamak için uğraşmak gerekir. bi kere tadına vardınız mı ankarada yaşamanın, bir daha sırtını dönmez doyasıya yaşamaya başlarsınız.alışkanlık yapar hiçbir kentin yapamayacağı kadar.başka bir yere giderseniz deliler gibi özlemeye başlarsınız. bursayı gördükten sonra ankaraya aşık oldum.
ankara, ilk gittiğimde bana bu ne ya dedirten sezenin istanbul istanbul olalı şarkısını dinlerken bile özlemini içimde hissettiğim, nazik insanların yaşadığı, insanlarin istanbulda yaşayanlarda 10 kat daha medeni olduğu, kıro ornının istanbulla kıyaslanmasının mümkün olmadığı, yaşanınca anlaşılabilecek, özlenesi, alışkanlık yapan, bana çok şey katan, en güzel yıllarımı geçirdiğim şehir.*
denizden başka bir seyi bilmeyen, eğlenmenin tek yolunun gece kulüpleri olduğu zanneden, yolda giderken omzuna çarpılmasına alışmış, kendi denizinin bile kıymetini bilmeyerek bok kokmasına göz yumanların sevmediği ama güzel insaların güzel arkadaşlıkların kurulabileceğini çok kez kanıtladığı güzelim başkentim.
bir hikaye vardır, muhtemelen bir uydurmadır ve yine muhtemelen herkes tarafından öznesi farklı kişiler olarak bilinen, ama yine de yazayım. napoleon bonaparte bir seferden döndükten sonra harita başında kurmaylarıyla yaptığı toplantıda savaş yaptığı yerleri göstermektedir. bu sırada içlerinden biri kalkar ve parmağıyla göstererek "şuraları da almalıydınız, buraları nasıl bırakırsınız?" der. napoleon'un cevabı açıktır: "evet, oralar parmakla alınsaydı dediğinizi yapardım."
"ankara'yı neden başkent yapmışlar?" sorusunun cevabı sanki yukardaki hikayede var?
bünyeme bir miktar zerk etmek istediğim şehir.
ankaradaki şeyler bana daha gerçek gelir. belki gri duvarların yekpareliğinden, bozkırların sadeliğinden, tahmin edilebilirliğinden ve bunun gibi tipik turistik önyargılarla sayılabilecek bir kaç şeyden daha kaynaklanır bu durum. tek boyutun verdiği bir gerçeklik hissi, tek boyutu yaşanılır kılmak için insanlarının çok boyutluluk çabası vardır. kıvrılıp bükülüp dallanmamıştır. bazen iyi gelir sanki.
ankara.başta; 'denizsiz bir şehirde yaşanır mı' sözlerine tepki verdiğiniz ama sonunda buna hak vermenizi sağlayan şehir.denizsiz büyük bir şehir saçma geliyor.bi su birikintisi arıyosunuz orda, doğal(!) olan.alabildiğine yerleşim yeri..ama gün geçtikçe sevdiğim ve önümdeki 5 yıl içinde de seveveğimi hissettiğim şehir,çorak ankara.
yakışmadığı halde 15 yıldır giydiğim; dilini bilmediğim, anlamadığım bir ilahi,
bir öküze şiir yazdıran. erken gelmiş huzur. usul usul sis yağan.
beni üzen.
yasamak zorunda birakildiginizda nefret ettiginiz, her gece uykuya dalmadan once uzak sehirlerin hayalini kurdugunuz, eskimis ustunuze sinmis kokusunu yine de nereye giderseniz gidin en mutlu aninizda bile icinizde hissedip huznunu yine size bulastirabilecek,yasadigim yasamayi sevmedigim sehir
yoğun bürokrasinin varlığından dolayı eğlence anlayışı bakımından önyargıdan yeterince nasibini almış bir şehirdir. oysa, içi başka dışı başkadır. dıştan beton yığını gibi görünen ankara gece maskesini takar ve çok değişik, istanbul kadar kaliteli eğlence merkezleriyle dikkat çeker. (bkz: manhattan) eğlence anlayışı kızılaydaki ssk ile sınırlı değildir.
varoşu kadar burjuvası da boldur. heryer için geçerli olan paranız ve vaktiniz varsa orada canınız sıkılmaz düşüncesi ankara için de geçerlidir.
şarkısı vardır,şiiri vardır,romanı vardır adına yazılan.
renksizdir,siyah beyazdır,asildir.
özletir,bezdirir,terk ettirir,
öğrencidir,memurdur,bürokrattır.
Sonbahardır,kardır,soğuktur.
Denizsiz,bahtsız,ve yalnızdır.
Sivilleşemiştir.