kışı ayaz, yazı öldürücü baharı dışardan eve gelinmeyesi, doğduğum, büyüdüğüm ve hala büyümekte olduğum,birgün ayrılırsam kahrolacağım,anlaması,sevmesi herkese nasip kısmet olmayan güzel şehir... bazen kasvetli bazen kuşların cıvıldadığı,kışı ayrı bi güzeldir ankaranın.
anıtkabir ile anılmasına gıcık olduğum, bize atatürk ün öldüğünü hatırlatması yerine daha eğlenceli bir şeylerle anılsa belki böyle soğuk ve sıkıcı bir şehir olmaktan çıkacağını düşündüğüm şehirdir.
günlerdir ayri kaldigim, sonunda kavustugum sehrim. beyazlar içinde bir baska hos. hele bir de segmenler'in o sakinliginde cocuklar gibi karin keyfini yasayinca daha bir sevdiriyor kendini meret.
-12 derece ile günler geçiren ama bir parça karı insanına reva görmeyen o katı iklimin şehridir ankara...
başkent diye biraz yumuşatılmaya ve sevimlileştirilmeye çalışılmış ama hala ciddiyetini kaybetmeyen şehirdir ankara...
kızılay gibi yoldan geçenlerin %70 nin kırodan bozma gotiklerden oluştuğu bir merkezi barındıran şehirdir ankara...
saat 23.00 dan sonra herkesin evine çekildiği sokakta insan kalmayan şehirdir ankara...
askerin ulus ta zengin tikkylerin bahçeli ve tunalı yı mekan edindikleri şehirdir ankara...
ilginç bir başkenttir ankara...zordur yaşamaya alışmak ankarada...ama hiç bağlamaz kendine...hep kaçmak istersiniz ama mutlaka bir zorunluluk vardır sizi orda tutan...
ve maalesef soğuktur insanları...deniz olmadığından belki de ya da iklimden olsa gerek...
memur şehri demişler ya zaten ankara ya başka söze ne hacet... *
edit:eksi oy hiçbir şeyi değiştirmiyor maalesef...
sonbaharlarına hasta olduğum, ıslak cadde ve sokaklarda insanların birbirlerine aldırış etmeden telaşlı bir hareketlilik içinde oldukları, günümüzde gerçek sanatçı diyebileceğimiz bir çok insanı yetiştiren, soğuğunun insanı kararttığı, saat 9 da hayatın sona erdiği, doğup büyüdüğüm şehir. vazgeçilmezim.
Her ne kadar başkent olsa da aslında bir köy olan şehir. Her an her yerde 20 yıldır görmediğiniz arkadaşınızla, kaçamak sigara içerken bir akrabanızla, yalan beyanla işten izin almış gezerken patronunuzla vs. karşılaşabilme imkanı sunan köy.
şimdi burdan gidiyorsun gidiyorsun sola dönüyorsun, sonra hafif sağa meyil verip ortadan devam ediyorsun. böyle ağaçlıkların arasında kalmış, yemyeşil şehir. rüyanda görsen inanma o derece... yeşilliği özellikle ocak ayı gibi daha bir belirgin oluyor. masmavi denizi mi dersin, sıcacık güneşi mi dersin. hani hık demiş hawai'nin burnundan düşmüş.
trafik derdin yok..her yer alt geçit üst geçit. araban varsa yaşadın, eskişehir yolunda trafik olmaz. yaya isen yine yaşadın çetin emeç'ten saniyede karşıdan karşıya geçersin. herkese bir çözüm, bir kolaylık.
belli bir süre yaşadıktan sonra insanı kendine bir şekilde bağlayan şehir. ayrılınca garip bir hüzün çöküyor insanın içine. soğuğunu bile özlüyorsun. bazıları anlam veremese de çoğu insanın istanbul a değişmeyeceği şehir. tanımlayamadığım bir huzur doluya insanın içine.
"hey gidi ankara hey" şiiriyle başlayıp hep, herkese soğuk gelen aslında bir o kadar ılımlı sempatik bir şehirdir. kim ne kötülük yaşarsa üzerine atar çile bülbülüdür adeta. bunların yanında insan ankarada yapacak pek bir şey bulamaz, eğlenmek istese sıkılır,değişik bir şey yapmak istese yapamaz. her şey aynı ve monotondur.