ankara için bi' gri şehir tanımlamasını anlamam bir de "bürokrasi kenti" denmesini. lan sanki yolda yürürken "şşş hocam n'aaptın sen yaa, her şeyin bi sırası var. bekle kenarda abicim, bekle önce kadınlarla çocuklar bi geçsin, olmuyo ama!" mı diyorlar?
baba ölür, ankara'ya sövülür. sevgili terk eder, ankara'ya sövülür. okulda durumlar kötüdür, hep ankara yüzündendir. ankara'dan gidilmelidir ki hayat güzellessindir. ankara sucludur hep, özellikle dogma büyüme ankaradaysaniz. halbuki öyle degil o iste. ankara yuvadir. arkadas, hatta sevgilidir bazen. en iyi bildiginizdir. it kopuk dolu sokaklari, en cok kendinize guvendiginiz yerleridir cogu zaman. hatta melih gokcek'iyle cennettir, cennet. **
asteğmen acemi birliğinde 200 kişiydik. sınavda dereceye giren 10 kişiye tercih hakkı veriliyordu usta birliğe dağıtımlarda. 10 kişinin tümü de ankarayı istedi. o derece bir şehir yani.
Coğrafyanın dört bir yanından geliyoruz. Büyüttüğümüz umut fidanlarını baharın ortasında Ankara’da yeşertmeye geliyoruz. isimlerini belki duyduğunuz belki de duymadığınız halkı adına ölenlerin selamları ile geliyoruz. idam sehpasında "yaşasın halkların kardeşliği" diye haykıran Deniz Gezmiş’in, Denizler ölmesin diye yola çıkan ve tetiğe basan Mahir’in o dağ gibi yüreğidir tarihimiz. Ser verip sır vermeyen ibrahim Kaypakkaya’nın cesareti ile geliyoruz.
Çekilen onca acı, verilen bunca kavga, peşinde koşulan düşler; halkımızın açlığı öfkeye dönüşsün, çocuklar özgürce uçurtmalarını uçurabilsin diyedir. Biri yiyip birileri bakıyorsa eğer, ellerimizle emeğimizle yaptığımız kondularımızın yerini göğün ışığını kapatan beton yığınları alıyorsa, çocuklarımızın geleceği çalınıyorsa, ölümün kaçınılmaz gerçekliğinin yerini açlıktan ölmek alıyorsa ve bunlara rağmen birileri allı pullu bir yaşam sürüyorsa, işte kıyamet ya koptu ya da kopacak demektir.
Sanmayın ki bizler sadece birer sevdalı gençleriz. işçi, işsiz, öğrenci gençliğiz biz, aydınlık adına kurulan düşlerimizi, bitsin bu acılar diye beslenilen umudumuzu çalanlara karşı yürüyenleriz biz.
Halkının yaralarına çare olamayan, yitikliği kadar köhne olan bir ülkeyi değil, sevgiyle, kardeşlikle, aşkla gelecekten umutlu bir dünyayı kurma düşünde olanlarız biz. Gökyüzünü fethe çıkanlarız biz. Paylaşmayı bir ödev olarak alıp, anlatacak olanlarız biz. Özgürlüğü paylaşmak, mülkiyeti paylaşmak, çalışmayı paylaşmak, üretimi paylaşmak, mutluluğu paylaşmak, acıları birlikte göğüsleyip, sevinçleri paylaşmak.
Geliyoruz karanlığın ortasından sesimizi duyurmaya. Geliyoruz alanlarda halkımızın öfkesini paylaşmaya. Geliyoruz bu vicdansız dünyanın vicdanı, kalpsiz dünyanın kalbi olmaya.
Ellerimiz emeği, yüreğimiz sevdayı anlatacak. Usanmayacağız kırılsa da dallarımız, kopsa da fırtınalar. Kurduğumuz düşleri büyütmekten usanmayacağız. Düşlerinin büyüklüğü kadar özgürlük yaşayan, bir başkasının suratına atılan tokadı kendi suratında hissedenleriz biz.
Geliyoruz…
Karanlığı yırtanların ardından devrimci gençliğin birliği ile geliyoruz. Aydınlığı getirmeye söz verdik On'lara. Bedeli ne olursa olsun devam ettirmeye geliyoruz tarihimizi.
Bu tarih hepimizin. Devrimci gençlik umudu büyütüyor.
Ankara’ya umut fidanları dikmeye geliyoruz. Biz halkımızın umudu, sıkılı yumruğu olmaya geliyoruz.
29 mart'tan sonra ne bok yerse yesin dediğim kent. türk siyasi tarihinin fırsatı kaçtı. iki tane muammalarla dolu adayın yanında temiz, yaptıklarıyla yapacaklarıyla kendini ortya koyan bir adam varken siyasi çekişmelerle sağ-sol kavgasıyla bu fırsatı tepmiştir.
29 mart akşamı otobüste küfrede küfrede geldim ve kimse de sesini çıkartamadı. niye bu kadar seviyesiz, dengesiz bir halka sahibiz bilmiyorum ama bu dakikadan sonra herşeye layıklar.
(bkz: deveye diken insana siken yaranır)
merkez ilçelerinde akp ve melih'in hiç bir varlık gösteremediği hatta, en büyük ve en merkezi ilçe olan çankaya'da en son baktığımda %60 chp gibi bir durumun yaşandığı, ama akp'nin çevre ilçelerden ve kazalardan topladığı oylarla yine burun farkıyla başarıya ulaştığı şehir. bir dahakine artık ne diyelim.
gelip bir kere bile görmeyenlerin sırf denizi yok diye bok attığı, istanbul ve izmir e oranla hem daha güvenli hem daha huzurlu şehir. sen istediğin zaman kaçamazsın o karmaşadan ama ankaralı istediği zaman gidip görebilir istanbul u, izmir i.
tam yaşanacak şehirdir ankara. aile şehridir. kimse çocuğunu dışarı salmaktan korkmaz.
29 mart 2009 yerel seçim sonuçları ile asla bir izmir gibi olamayacağı yeniden kanıtlanan anadolu kasabası... i.melih hazretlerinin muhtarlık yaptığı anadolu düzlüğü!
ikiyüzlülüğün baş gösterdiği şehir. melih gökçek için o kadar konuştular. peki ne değişti? evet, "sayın" gökçek'in oy oranında anlamlı bir düşüş var fakat neyleyeyim? adam yine başkan. gerçi ankara'yı oldum olası sevmem ama memleketimden bir yerdir nihayetinde. gidip sattınız ya gökçek'e helal olsun sizlere.
yasaklarla dolu yobazca yönetilen bir şehir. tkp binasının da olduğu konur sokak var bizim kalemiz. orada rahatız, onun dışında yine aynı tas aynı hamam devam edecek.