bi izmirli ya da istanbullu sevmez belki ama ankaraya alışan orada yaşayan sever ankarayı. sonradan başka bi şehire gitse bile hatta bu şehir izmir ya da istanbul olsa bile ankaranın çoğu yönünü arar, özler insan. ankara düzenlidir. insanlar sıraya girmeyi bilir, bi yerden biyere gitmek kolaydır. evet resmidir, soğuktur, gridir ama sevilir, aranır.
türkiye'nin, ilk türk cumhuriyetinin, atatürk'ün, bağımsızlığın, griliğin, yalnızlığın, ilk aşkın, ilk sevgilinin, ilk sevişmenin, en büyük özlemlerin ve anlatılmaz binlerce ifadenin başkenti.
bahar gelsin diye gözünün içine baktığım şehirdir.hadi ama artık sabaha kadar üşümeden sokakta sarhoş yürümek istiyorum yine.akşam herhangi bir parkta çimenlere uzanalım istiyorum.moganı bide güneşli göriyim istiyorum.sabaha karşı malum eve döndüğümüzde sigara içmediğimiz halde ağzımızdan duman çıkmasın istiyorum.ben bunları istiyorum ankara'm be hadi sende iste gerçek olsun artık.
memleketimdir. hüznü orada öğrendim ölümü, yaşamı, gerçeği, düşü, kendimi bile. geceleri bir başkadır yaşamak gerekir bir gece ankara'da. sakindir, sessiz, ıssız. herşeyden önce 'hayat kırıklığımın başkenti' dir.
cümlelerim garip oldu duygulandım lan anlatamıyorum da.
hayatımın en büyük, en acıtan iki aşkını barındıran şehirdir. ikisinden de şutu yemişimdir. ikisi de demetevlerde arka arkaya sokaklarda oturmaktadırlar. uzunca bir süre adını dahi duymak istemediğim şehirdir bu yüzden.
dün (cebecide) bir öğrencinin bıçak, silah, sopa kullanılarak ablasının ve benim gözümün önünde dövülen şehrin ögrencisi. aynı zamanda üniversitesinde okudugum, bursamın eline su dökemeyen şehir.
memur şehri olarak bilinir, doğrudur. eğlence için genelde bahçelievler, tunalı, çayyolu tercih edilir. resmidir, soğuktur. bu durum insanlarına da yansımıştır malesef.
istanbul'a gelirken mükemmel olan bahar havasına aldanıp, üzerime sadece ince bir sweatshirt alan bendenizi geri döndüğümde karşılayacak karlı hava yüzünden deli gibi korkutan şehir.
sırf cso burada olduğu için bile yaşanabilecek şehir. ama çok daha fazlası var. garip. alışmış olmalıyım. her yere gitmek fakat hep burada kalmak. üstelik aynı anda. nereye gidersen git, sen hep o tanıdığın eski sensindir ya; böyle bir şey işte. garip. oysa iki nefeslik yoldur hepi topu dört bucağı. oysa sığmaz olur çoğu zaman insan. ve akşamlar, bozkıra düşer gibi erkenden ve aceleci ve eski bir tanıdık gibi sokulur eviçlerine; sokaklar rüzgara kalır.
insan, çok yalnızdır ankara'da; az kalabalıktır. yine de bu şehri sever işte ve duyduğun gerçek sevginin nedenini asla bilemezsin.