eylül-kasım arası dönemde, sarı-kızıl saçlı, gözleri yaşlı depresif bir hatuna bağlayan şehir.
sağını solunu kestiremezsin pek o sıralar. güneşi gösterip canlılığıyla içini ısıtırken, hemen ardından ardından göğü tepesine indirir adamın neye uğradığını şaşırırsın. kara kara bulutları tepesine toplayıp esip gürlerken gün boyu, bi bakarsın akşam gün batımında en tatlı halini alıvermiştir cadı. dengesizleşir, bazen güzelliğiyle büyüler, zaman zaman bunaltır, ama her zaman o eski bildik ve sevilen kokusunu, tadını yaşatır; mutlu eder insanı.
türkiye'nin kalbi ve beyni olan şehir. ankara sonradan kurulmasına rağmen oldukça hızlı yol katetmiş ve fark yaratmıştır. tarihi olmaması dezavantaj olmakla beraber yararları da olmuştur.
yaklaşık 1 saat önce kızılayda kavgaya şahit olmuşumdur. sebebi tacizdir. kızı hiç tanımayan bir kişi tarafından dövülmüştür, az bile yapılmıştır. bu kişinin bayana yan gözle bakmayı bırak, ona sahip çıkması bu şehre bağlılığımı artırmıştır.
klimaların ankara'nın sıcağına karşı savaşında kaybedenler hep sigortalar oluyor. klimalar sıcağa karşı cebelleşirken 2 gündür sigorta yükseltiyoruz. önceden böyle bir şey yoktu, nasıl sıcak olduğunu sen düşün. yarına allah kerim.
bildiğin yanıyor lan bu şehir. ne dışarı çıkılıyor ne uyunuyor. perde kımıldamıyor odada. hiç mi esmez bir şehir ya! vallahi çekilecek dert değil. neyse ki yarın kurtuluyorum. allah geride kalanlara sabırlar versin.