devlet kokar her sokak güven verir her haliyle, bir durak ta otobüs sırası beklerken önünüzdeki yada iki sıra arkadaki bir memur amcanın yanında taşıdığı gazete takılır önce gözünüze daha sonra yagmurlu ankara caddelerinde ilerleyen mavi ankara minibüsünün içinde o gün işte yada okulda olan biteni düşünen brokratların yada öğrencilerin yorgun bakışları ilişir gözlerinize, ankara yağmuru ışıkların caddede parıldamasıyla ayrı bir sevdirir kendini ayrı bir sevgidir ankara emsallerinden çok başkadır izmirde olmayan istanbulda olmayan başka bir şey vardır ankarada, seven bir başka sever ankarayı denizi olduğu için havası güzel olduğu için yada gezilecek görülecek yeri çok olduğu için değil başka bir sevgidir kısır bir sevgidir buruk bir sevgidir ankara sevgisi, insanı bir başka saftır bir başka temizdir bir başkent edebi adabı vardır herkesin üzerinde itinayla kesilmiş sakallar olmazsa omaz o kravatlar daha bir beyfendi yapar, öte yandan özenle seçilmiş etekleriyle hanımefendilerin saç şekiller olsun konuşması oturması kalkması tamam işte modern türk kadını budur! dedirtir insa caddelerdeki kafeleri dolduran öğrenci arkadaşlar tamamlar bu armoniyi böyle devam eder ankara masılı...
yarım bardak su gibi bu şehir; ya fazla ya eksik. ihtiyacın olur içmek istersin; ağzında kekremsi bir tat. olmadı şurada duran toprağa dökersin kocaman bir hayat..
bana genellikle acı vermiş, ucundan da mutlu etmiş şehirdir. ama hiçbir zaman tamamlanmasına izin vermez, mutluluğumu veya sevincimi hep bir şekilde kısıtlar, yeter artık der. hayallerimi griye boyar. ankara'nın birkaç parçalık özeti;
sicak degilmis de cok sogukmus. iklimdendir anam o. yok insani da sogukmus ankara'nin. baska turlu olsak fingirdek derdiniz orasi da kesin. ayrica biye sicak olalim amk, zorunda miyiz? bu nasil bir kistastir? ankara insani mesafelidir, normali de odur. her sikim hiyar diyene elinde tuzla kosmaz. kasabalar butunuymus ankara. o zaman o kasabalar butunu sana girsin daha ne diyeyim. ankara'yi sevmek icin ankara'da dogmak lazim. ankara'yi anlamak icin ankarali olmak lazim. ankara cok sıkıcı ve griymis. cunku hepiniz rengarenk gecelerde kaybolan adamlarsiniz dogru. bi denize iki guzel kiza tav olacak adam, nereden anlasin ankara'yi, ankaraliyi? yok kiroymus da bilmem neymis. televizyonda gorduklerine ozenen insanlarin ankara'yi kiro sanmalari cok normal tabii.
trafiğinin her geçen gün inanılmaz derecede yoğun bir halde olduğu başkentimizdir. ama herşeye karşın ankara hala keyifli bir yaşam demektir. seçenek demektir.
ebenizin amıdır ankara. he deniz yok, sikim model binalarla örülü bildiğin girinin de grisi iç karartıcı bir şehir ama bizim şehrimiz oğlum işte. burada doğduk burada yaşıyoruz denizi yok diye taşınak mı napak panpa? bu yazıyı izmirden yazıyorum şu an ve hayvan gibi özledim ankarayı arkadaş, bunu açıklayabilir misin? denizi yok memleketin, çoğunluk gardaş diye konuşuyor, şahine biniyor gençlik vs vs ama özlüyorum işte amk? bunu açıklayabilir misin?
ankara kendini sevdirmeye çalışmaz. emanet olarak ankaraya gelen sevemez ankarayı. sozde muhalet olmak adına herşeyini eleştiren ankaraya öteki şehir muamelesi yapan nasıl barınsın ankarada
ankara cumhuriyet nizamının vucut bulnuş halidir. güvenparkta da upuzun sırada beklersin batıkentte de kaynak yapmaz kimse. işin ilginci bu sıralara ankaraya alışan ankarayı anlayan bakmaz da diğerleri bön bön bakar ne oluyor diye.
evet memur şehri öğrenci şehri ve herkes mutlu kendi köşesinde.
çok boktan şehir. deniz yok bir kere. oysa ben bir su samuru olduğumdan denizin olmadığı hiçbir yerde yaşayamam. imkansız yani. böyle yazları nemden yapış yapış olacağım ki anlayacağım denizin varlığını. yoksa at o şehri çöpe. ha bir de neden boktan şehir? çok az kişi yaşıyor abicim. küçük. oysa yaşadığım şehrin en az 15 milyon nüfusu olmalı. neden? çünkü kaotik ve hareketli şehir hayatı damarlarıma zerk edilmiş bir kere. göt kadar alanlarda organize edilen büyük konserlerdeki gibi tıklım tıklım olmalı şehir. yürürken insanlara çarparak ilerlemeliyim. oysa ankara öyle değil, resmen köy. köy ya.
ilginçtir, pazartesi sabahları ve cuma akşamları trafiği ile istanbul 'u aratmaz. tabii bunda büyük çok büyük şehir belediyemizin de katkısı inanılmaz fazla. sanki sadece işe, okula pazartesi gidilip cuma dönülüyor.