Ankara geleneksellikle çağdaşlığın buluştuğu yerdir. Anadolu kültürüyle, çağdaş cumhuriyetin ortak paydasıdır. Atatürk'ün düşlediği kenttir. Yoktan var edilmiştir. Geri kalmış küçük bir kasabayken, Atatürk burayı çağdaş bir kent yapmıştır. Bozkırı yeşillendirmiştir. Anadolu'nun küçümsenmemesi gerektiğini göstermiştir. Bunları yaparken de Türklerin öz benliklerinin olduğu Anadolu kültürünü korumuştur.
Bunlardan dolayı Osmanlı özlemi çekenler ile batı özentileri pek beğenmezler bu Anadolu kentini, bu cumhuriyet kentini...
istanbullular'ın başkent olmasını kendilerine yediremediği ve sürekli "çok gri, denizi yok, en sevdiğim yanı istanbul'a dönüşü" gibi ifadelerle hakkında atıp tuttuğu, cnbce dergi tarafından yapılan değerlendirmede son yıllarda üst üste türkiye'de en yaşanabilir kent seçilen büyükşehir.
Yasam kalitesi olarak istanbul dan cok ustundur.ulasim cok rahattir. Araba kullanmadan otobus veya metro ile bir cok yere rahat bir sekilde ulaşabilirsiniz. Insan kalitesi olarak da istanbul dan cok üstündür. Ha istanbul daki çeşitliliği burda bulamazsınız. Kış ayları sert geçer. Ama olsundur. Yaşanacak yerdir. Varsın deniz olmasin. Gelmiş burda dudulluda yaşayan adam ankarada deniz yok diye Ankara'yı elestiriyor. Ulan sen istanbul dasin sanki denizi ayda kac defa gorebiliyorsun.
uzunca bir müddet yaşadığım. tömbekisini, nedjimasını, tenedosunu özlediğim şehirdir. en son üniversite yıllarımda flört ettiğim sabah ayazında dolmuş bekleyip beşevlerinde fink attığım şehirdir.solosunda arjantine doyamadığım, sınırsız patlamış mısırına yumulduğum şehir. ankara başkadır be sözlük.
dogup büyüdügüm ancak insanlarını, trafigini ve şehir yapısını sevmedigim bi şehirdir çocuklugumdan beri hayalim bu şehirden gitmekdi. ankarada yaşayan insanlar genelde iç anadolu bölgesindendir.
her gittiğimde bir adım geriye gidebilmeyi başarmış şehir *. başkent mi değişmiş lan gibi bir hissiyat oluşuyor insanda. öte yandan tiyatoya en çok ilgi gösterilen şehirdir bu güzel insanlar hayat nefesi verir şehire.
ciddi anlamda yaşanılası hiçbir sokacağı caddesi ve hatta semti bulunmayan şehir.
merak ediyorum siz sevdiklerinizle nerede toplanıyorsunuz. gene bıktım gene bıktım. bokum gibi şehir. bokum daha üstün hatta. semte sokağa ayırsan daha çok insan toplar bokum yani. bu kadar edemedin bravo ankara.
yahu bi turist gelse başkentinizi göreyim dese bu bok yığınını mı görecek allağınsen. allahtan istanbul falan var da kurtarıyoruz. ülkemizi falan da yansıtmıyoruz. neden başkent olmuş anlamam. ee memur kenti falan filan diyorsunuz da memuru batsın hepsinin asık suratına sıçayım. ellerinde çantalar olan siyah kaşeli gözlüklü adamlar iphone larıyla sürekli yapacakları işleri konuşuyorlar ve bunu yaşamak veyahut hayat zannediyorlar.
daha da beteri sevgilinizle gidebileceğiniz şayet erkekseniz yanınızda kız dolaştıracağınız hiçbir yer yok. bahçelievlerde yarım saatte sıkılırsınız. tunalıya çıksanız geberirsiniz. kafelerde paranız suyunu çeker kızılayda herkes sevgilinize bakar rahatsız olursunuz. öpemezsiniz bile.
ya burda nasıl yaşanır amk kenti ya. tayyip başkent seçse burayı seçerdi. ah be atam hatayı burda yapmışsın işte. muhafakarlıktan ölecekler yani. ah ulan be atam be.
siz hiç bir şehre aşık oldunuz mu? soğuk bakışlı gri yüzlü bir şehre?
hiç bir şehre adım attığınızda, ölüm anında göz önünden geçen film şeridi gibi geçti mi hatıralarınız gözünüzün önünden?
bir şehirde aldığınız ilk nefes, yeni doğan bebeği ağlatan ilk nefes gibi ağlattı mı sizi?
siz hiç bir şehre aşık oldunuz mu? ben oldum,bir kadına aşık olurcasına aşık oldum.
Karşılığı var mıydı yoksa platonik bir aşk mıydı hiç bir zaman anlamadım.
siz hiç bir meçhule aşık oldunuz mu?sonunu asla bilemeyeceğiniz bir meçhule..
siz hiç bir şehre aşık oldunuz mu?soğuk bakışlı gri yüzlü bir şehre... *
sevmek için yaşanmışlıkların gerektiği şehir. "gittim, şöyle bir gezdim ve hiç sevmedim" derseniz geçerli sayılamaz. yaşayacaksınız bu şehirde. sokaklarında sevgilinizle el ele gezeceksiniz. bir barı mesken edinecek, çalışanlarla sağlam dostluklar kuracak, yeri geldiğinde mekanın kalabalıklığı nedeni ile müşteri değil çalışan olacaksınız. gece metroyu kaçıracak, taksiciyle pazarlık yapacaksınız. canınız sıkılacak, tunalıya yürüyecek, aracınız varsa park caddesini kolaçan edeceksiniz. oradan ayrılmak zorunda kaldığınızda, geri dönüp arayabileceğiniz, eski günleri yad edeceğiniz arkadaşlarınız olacak. soğuğunda üşüyecek, sıcağında kavrulacaksınız. kat kat giyinmeyi öğreneceksiniz. sabah buz gibi havada sokağa çıkıp, öğlen kısa kollu üst ile gezmeyi öğreneceksiniz. kahvaltı için çatı'ya, ders çalışmak için bilkent kütüphanesi'ne gidecek, ulus'ta eski meclisi, mustafa kemal atatürk heykelini ziyaret edip duygulanacaksınız. anıttepe'nin ferah sokaklarında yürüyüp, ata'nın huzurunda ağlayacaksınız. yoksa "denizi bile yok" fasa fiso...
Kızılayda herkes sosyetedir. Sincanın apaçisi boldur. Eryamanın cool oluşu. Etimesgutun arada kalmışlığı. Ümitköyün, çayyolunun, çankayanın ve yakınlardaki semtlerin zenginliği ve diğer ilçelerden ayrılışı. Gençlik parkındaki eğlencenin dibi. Anıtkabirde tüylerin diken diken olması. Olmassa olmazımız bentderesi. Hemen dibindeki Hacı Bayram-ı Veli Camiinin oluşu ve buna garipser bakışlarımız. Her yanı gri olan şehrimiz Harikalar Diyarı, güzel ve doğallığı yerinde olan köylerimiz (Ayaş, Beypazarı, Kızılcahamam, Güdül, Polatlı ...) birçok yobaz insanına rağmen sevdiklerimiz yüzünden katlandığımız şehir.
ankarali olmayanlara bu sehri neden sevdigimizi anlatmanin guc oldugu, kendimize verdigimiz cevaplari da yeterli bulamadigimiz sehir. denizin yok ki, murekkep kokarsin. nasil sevdirdin kendini be!